LİSTE DIŞI GAYRİMENKULLER
Tüm vakıflarla birlikte azınlık vakıfları da taşınmaz mallarını deklare etti. Vakıflar Genel Müdürlüğü, 1960'larda bu listeleri temel alarak 1936 sonrası satım, miras ya da bağış yoluyla elde edilen mallara el koydu. Yargıtay, ulusal güvenlik gerekçesiyle, 8 Mayıs 1974'te aldığı bir kararla, azınlık vakıflarının 1936'daki liste dışında gayrimenkul elde edemeyecekleri yönünde karar aldı.
ADACIKLAR OLUŞUR MU?
Bu kararla, azınlık vakıflarının 1936'dan sonra edindikleri mallar Hazine'ye aktarılırken, yeni mülk edinmelerinin de önü kesildi. Geçici 7. Madde, bu kapsama giren taşınmazların 18 ay içinde Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne başvuru yapılması durumunda cemaat vakıflarına iadesini düzenliyor. Bu maddeye göre, iade edilecek taşınmazlar için " halen vakıf tasarrufunda bulunma ve 1974 tarihli karar kapsamında mal edinememe gerekçesi" aranacak. Azınlık vakıfları, İstanbul'un Eminönü ve Fatih ile Adalar semtlerinde, Çanakkale Gökçeada ve Bozcaada, Hatay, Samandağ, İskenderun, Kayseri, Mardin, Diyarbakır, Şırnak (İdil), Mardin (Midyat), Mersin, Bursa ve Ankara'da yoğunlaşıyor. Taşınmazların iadesi sonucu bu yerlerde " azınlık adacıkları" oluşabileceği yönünde endişeler dile getiriliyor.
VAKIFLAR MEMNUN DEĞİL
Azınlık vakıfları ise, sadece bazı taşınmazların belirli koşullarda iadesinin öngörüldüğü görüşünü dile getirerek, tepki gösteriyor. Azınlıklar, " mahkeme kararı ile tapu kaydı iptal edilen ve eski malik adına kaydedilen, eski malikin ölümü ile Hazine adına kaydedilen, mahkeme kararı ile tapu kaydı iptal edilip doğrudan Hazine ya da Vakıflar Genel Müdürlüğü adına kaydedilen taşınmazların" da iadesini istiyor. Azınlıklar ayrıca, mahkeme kararları ile iptal edilen vasiyetlerin konusu taşınmazlarla vakıfların elinden alınıp üçüncü kişilere verilen gayrimenkullerin de iade edilmesini talep ediyor.
Tartışmaya konu olan vakıflar, " mazbut vakıf" olarak adlandırılıyor. Bu vakıflar, cumhuriyet öncesi hayır hizmetleri için kurulan ancak yöneticisi kalmadığı için Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yönetilen vakıflar. Başlangıçta 200 binin üzerinde olan bu vakıflardan günümüze 41 bin 550 adet kaldı. Vakıflar Genel Müdürlüğü yönetiminde 59 adet cemaat vakfı bulunuyor.
Vakıflar Genel Müdürlüğü bunların iadesinin sözkonusu olmadığını bildirdi. Çünkü 59 vakfın iadesi, geri kalan 41 bin 550 adet vakfı da harekete geçirebilir ve binlerce davaya neden olabilir.
ENDİŞEYE GEREK YOK
Yeni vakıfların art arda kurulacağı endişesine rağmen kanunun 5. maddesi buna izin vermiyor. Bu madde, Türk Medeni Kanunu 101. maddeye gönderme yapıyor. Sözkonusu hüküm ise, " belli bir ırk ya da cemaat mensuplarını desteklemek amacıyla vakıf kurulamayacağını" düzenliyor. Böylece bu madde nedeniyle gayrimüslimler kendi cemaatlerinin dini, sosyal ve diğer ihtiyaçlarını karşılamak üzere yeni vakıf kuramayacak.
161 TANE CEMAAT VAKFI
Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün kanunla ilgili hazırlanan bilgi notuna göre, 161 adet cemaat vakfı bulunuyor. Genel Müdürlük, Medeni Kanun hatırlatması yaparak, yeni cemaat vakfı kurulmasının hukuken mümkün olmadığını kaydetti. Vakıflar Genel Müdürlüğü ayrıca, 121 adet cemaat vakfının bin 263 adet taşınmazla ilgili başvuru yaptığını, bunların 365'inin iade edildiğini, üçüncü şahıslar adına kayıtlı 898 adet taşınmazla ilgili taleplerin ise reddedil diğini bildirdi.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞLIĞI ŞARTI GETİRİLDİ
Vakıflar Yasası, cemaat vakfı tanımına, " Türkiye'deki gayrimüslim cemaatlere ait vakıfların yöneticilerinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olacağı" şartı eklenirken, esnaf vakfı ise " Vakıflar Kanunu'nun yürürlük tarihinden önce esnaf tarafından kurulmuş vakıflar" olarak tanımlandı. Yeni vakıflar, vakıf senetlerinde yazılı amaçlarını gerçekleştirmek üzere, Vakıflar Genel Müdürlüğüne beyanda bulunmak şartıyla şube ve temsilcilik açabilecek. Yabancılar, aynı zamanda Türkiye'de kurulan vakıfların yönetim organlarında görev alabilecek. Yasayla yabancıların Türkiye'de hukuki ve fiili mütekabiliyet esasına göre yeni vakıf kurabilmelerine olanak sağlanıyor.
Yeni vakıfların kuruluşunda, gayesini gerçekleştirecek asgari mal varlığı miktarı, mahkemece belirlenecek. Yeni vakıfların yönetim organı, vakıf senedine göre oluşturulacak ve bu vakıfların yönetim organlarında görev alanların çoğunluğunun, Türkiye'de yerleşik bulunması gerekecek. Kurucularının çoğunluğu yabancı olan vakıfların mal edinmesi, Tapu Kanunu'ndaki sınırlamalara göre yapılacak. Yasaya göre, yabancılar Türkiye'de vakıf kurabilecek. Vakıflar mal edinebilecek, malları üzerinde tasarrufta bulunabilecek.





