Önceki gün Siirt ve Batman'daki sert çıkışının ardından dün de Şanlıurfa ve Mardin'deki kadın kolları kongrelerinde konuşan Erdoğan, " Bunların rahatsız olduğu AK Parti değil, millet iradesidir. Korktukları AK Parti değil, millet egemenliğidir." ifadesini kullandı. Gerilim üreterek ülkenin kaynaklarını heba etmeye kimsenin hakkı olamayacağının altını çizen Başbakan, " Kimse böyle ağır bir vebali taşıyamaz. Bu milletin vicdanını yaralayanlar, iradesini hiçe sayanlar milletin ahını almaktan kurtulamazlar." dedi. Erdoğan, herkesin ülkesine karşı görevleri bulunduğunu, Türkiye'nin geleceğini düşünmenin sadece iktidarın işi olmadığını kaydetti.
Başbakan Erdoğan partisinin Şanlıurfa Kadın Kolları'nın Atatürk Spor Salonu'ndaki kongresinde konuştu. Ağırlıklı olarak kapatma davası üzerinde durdu. Ülkede yaşayan herkesin ülkesine ve milletine karşı görevleri olduğunu vurgulayan Erdoğan, önemli görevlere gelmiş kişilerin sorumluluklarının daha çok olduğuna işaret etti: " Ülkemizin bugününü ve geleceğini düşünmek sadece iktidarın işi değildir. Türkiye'nin uluslararası itibarını, saygınlığını düşünmek sadece AK Parti'nin mi görevi? Türkiye'nin güven ve istikrarını düşünmek sadece AK Parti'ye mi ait?" Erdoğan, 'Sizlere uzanan eller kırılsın' tezahüratına da müdahale etti: " Biz bize uzanan ellerin kırılmasını değil, bize uzanan ellerin şefkat eli olmasını temenni ediyoruz." Erdoğan'ın mesajları özetle şöyle:
Milletin ahını almaktan kurtulamazlar
Herkes devletin ve milletin menfaatlerine zarar verecek davranışlardan kaçınmalı. Milletin vicdanını yaralayanlar milletin ahını almaktan kurtulamaz. Bugüne kadar yapılan yanlışlıklar, krizler hep yapanın yanına kâr kaldı. Bu ülkenin itibarını zedelemeye, demokratik ve ekonomik istikrarını bozmaya, milletin iradesini yok farz etmeye, bu ülkenin hukuk sistemini tartışmalı hale getirmeye kimin hakkı olabilir? Kimse böyle ağır bir vebali taşıyamaz. Antidemokratik eğilimleri alkışlama alışkanlığından kurtulamayanlar Türkiye'ye üçüncü sınıf demokrasiyi layık görebilirler. Ancak bu beyhude bir çabadır. Türkiye birinci sınıf demokrasi için önemli mesafe aldı. Zamanın gerisinde, toplumun gerisinde kalanların dar kalıplarını çoktan aşmıştır Türkiye. Türkiye bu dar görüşlülerin eline kalsa ne AB ile müzakerelere başlayabilir ne 22 milyar dolar dış yatırım gelir ne de enflasyon tek haneli rakamlara çekilebilirdi. Hayırlı iş yapmak gibi bir derdiniz yok beyler, bari gölge yapmayın.
Bazılarının zil takıp oynamadığı kaldı
Bu son gelişmeden (kapatma davası) sonra bazılarının bir tek zil takıp oynamadıkları kaldı. Onlara söylüyorum. Arzu ederseniz gelin, Urfa'nın meydanları boştur. Ama yer bulamazsınız. İşte millet burada, meydanlarda, caddelerde. Demokrasi bu. Kararı burası verecek. Buna sahip çıkmaya mecbur kalacaksınız.
Ülkemizde nasıl bir demokrasi, özgürlük, istikrar istiyorlar, ben size söyleyeyim. Onların sadece eskimiş, modası geçmiş yasakçı fikirleri vardır. Onlar çağdaş dünyayla bütünleşen demokratik bir ülke değil, içine kapanmış otoriter bir ülke peşinde koşar. Biz gecesini gündüzüne katarak milletine, ülkesine kendisini adamış bir kadroyuz. Son gelişmeler, bizim yürüyüşümüzü hâlâ anlayamayanların olduğunu gösteriyor. Er veya geç anlayacaklar. Bunların rahatsız olduğu AK Parti değil, millet iradesidir. Korktukları millet egemenliğidir. Bunların zarar verdiği AK Parti değil, demokrasidir, hukuk devletidir. Büyük bir ülke, güçlü bir millet, istikrarlı bir Türkiye'den rahatsız mısınız? Ne bunların cevabını verebilirsiniz, ne vebalini ödeyebilirsiniz.
AK Parti'yi dincilikle suçlamak, ciddiyetsizlik
AK Parti'yi dincilikle, fanatizmle, terörle yan yana göstermeye çalışmak en hafif tabiriyle gayri ciddiliktir. Akla karayı karıştırmaktır. Yerle gök, gece ile gündüz, yalan ile gerçek arasındaki fark neyse AK Parti ile dincilik ve şiddet arasındaki fark odur. Onun için millet AK Parti'yi siyasi yelpazenin merkezine oturtmuştur. Çizgimiz bellidir, bundan sonra da demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyet'imizin ideallerini gerçekleştirmeye devam edeceğiz.
Bunlar da laikliğe aykırı mı?
Beş yılda Türkiye'yi nereden nereye getirdiğimiz ortada. Herhalde bu yapılan laikliğe aykırı değildir değil mi? Ne diyeyim. 15 milyon çocuğumuza ders kitabı dağıttık, bütçeden en büyük payı eğitime ayırdık, parasız kitap dağıtımı bir devrimdir devrim. Hastaneleri birleştirdik, herhalde laikliğe aykırı değildir değil mi? Bunlar bu ülkede laikliği güçlendirmenin adresidir. Laik devletin gereğidir, demokratik sosyal hukuk devletinin gereğidir. Kadınlar bizim için kutlu ve mübarek. Herhalde bu laikliğe aykırı değil değil mi? Şanlıurfa, Mardin; Zaman





