Borçlarınızı kapatmaya bakın!
Merkez Bankası'nın verilerine göre Mart 2008 başı itibariyle tüketici kredileri 69.6 milyar YTL'yi buldu. Bunlardan; konut kredilerinin miktarı 32.9 milyar YTL'yi aşarken, taşıt kredileri 5.8 milyar YTL'ye yaklaştı. Diğer kredilerin miktarı da 31 milyar YTL'ye dayandı. Dövize endeksli kredilerin, toplam krediler içindeki payının da yüzde 4 civarında olması, bu kesimi endişeye yöneltti. Özel sektörün borçlarının 160 milyar doları geçmesi ise, dövizdeki muhtemel dalgalanmanın, birçok kepengin inmesine yol açabileceği iddia ediliyor. Uzmanların tespit ve önerileri şöyle:
Sinan Aygün (ATO Başkanı): "Şu anda dünya bir krize doğru gidiyor. Bundan elbetteki Türkiye de etkilenecek. AKP hakkında kapatma davası açılması da bugün için piyasaları etkilemiş olabilir; ancak bu sıkıntıların yaşanacağı daha önceden belliydi. Piyasalardaki belirsizlik ekonomiyi olumsuz etkiliyor. Ocak ayı itibariyle cari açığımız 4 milyar dolar. Bu çılgın bir rakam. Ekonominin içinde bulunduğu durumun ve havanın hiç de huzurlu olmadığını ortaya koyuyor. Ben dövizle iş yapanlara 'Borçlanmayın' diyorum. Borcun karşılığı olması lazım. Karşılığınız yoksa sakın borca girmeyin, elinizdeki borçları da bir an önce kapatmaya çalışın. Dövizle iş yapmaya kalkmayın."
Şirketler yok pahasına satılır
Selahattin Altıer (Merkez Bankası Dış İlişkiler Eski Genel Müdürü): "Vatandaşların borçlanması bir yana, özel sektörün ve dolayısıyla bankaların borçları çok büyük boyutlara ulaşmış durumda. Tavsiyem, kesinlikle ileriye dönük olarak dövizle borçlanmasınlar. Dövizle borçlanmış olan firma ve bankaların da bir an önce bunları kapatmaları gerekiyor. Yurt dışından yüklü miktarda ithalat var, orada sıkıntı yaşanacak. Kurlar daha da yükselirse, döviz borçlarını ödeyemeyen firmaların, yabancılar tarafından yok pahasına alınma durumu ortaya çıkacak. Eğer durumlarını toparlayamazsa ve kur da hızlı yükselirse, bir yıl içinde birçok firma kepenklerini indirebilir. Bu nedenle, açıklarını bir an önce kapatmalarında yarar var. Sıcak para girişindeki hızlı azalma durumunda döviz de azalacağından, kurlarda yükseliş olması muhtemeldir."
Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli (Maliye Eski Bakanı): "Türkiye'deki tartışmaları büyütüp, haddinden fazla gündemi saptırmamak lazım. Örneğin, bir savcı kapatma davası açtı diye bu kadar gerginlik oluşması yanlış. Konuyu büyütüp ekonomiyi tahrip etmemek lazım. Türkiye ekonomik açıdan hassas bir dengede. IMF'nin kontrolü var. İç politik gelişmeleri, ekonomiyi sarsacak düzeye getirmek sadece zarar verir. Bugünkü tabloda, borçlu olanlar da paniğe girmemeli, itidalli davranmalı. İnşallah ekonomi kontrolden çıkmayacaktır. Parayı, dövizle de olsa borcu belli bir programla alıyor insanlar, bir anda kapatmaları mümkün değil. Tabii kapatabilen varsa, döviz borcunu kapatsın. Özellikle stabil olmayan dönemlerde borçlanılacaksa, yerli parayla borçlanılmalı."
Dış piyasalar kırılgan
Masum Türker (Ekonomiden Sorumlu Devlet Eski Bakanı): "Ekonomi şu an kapatma davası açılmasından çok, dış piyasalardan dolayı kırılgan. Dış piyasalarda dolar kuru düşerken, Türkiye'de yükseliyor. Bu bir yönüyle sorun yaratırken, bir yandan da fırsat oluşturuyor. Aslında bizim dolar kurunun 2 YTL civarında olması gerekiyordu. Euro'nun da buna paralel kalması lazımdı. Dışarıda dolar değer kaybederken bizde değerlenmesi, aslında optimal bir noktada buluşulursa, Türkiye'nin son 5 yılda cari açığa neden olan düşük kur politikasını atlatma fırsatını da ortaya çıkarır. Vatandaşlar temkinli olmalı, borçlanmamaya çalışmalı. Harcamalarını iyi takip etmeli. Ev, araba vb. satın alma konusunda acele edilmemeli. Döviz borcu olanlar kapatmaya bakmalı."
Salim Taşçı (Emlak Müşaviri): "Dövizle borçlanan kişinin süratle, ne yapıp edip, ister soğan ekmek yiyerek, ister kırıp dökerek bunu tasfiye etmesi gerekir. Pamuk ipliğine bağlı bir ekonominin ne getireceğini kestirmek zor. Eskiden, altı ay, bir yıl sonrasının ekonomik planları yapılabilirken, şimdi bir gün sonrasını bile görmek olanaklı değil. Bir metre önümü görüyorum diyen ekonomistin diplomasını sorgulamak lazım. Ortalık, deyim yerindeyse Kel Ali'nin bağı gibi karışık. Siyasi istikrarsızlık her zaman ekonomik istikrarsızlığı da getirir. Bunlar ikiz kardeş gibidir, birbirini takip eder. Biz, Tercüman Gazetesi aracılığıyla daha önce 'ayağınızı yorganınıza göre uzatın, dövizle borçlanmayın' uyarısı yapmıştık. Keşke biz yanılmış olsaydık ama şimdi o noktaya geldik."
Riskleri azaltmalı
Prof. Dr. Erol Manisalı (Okan Üniversitesi Öğretim Üyesi)
"Ekonomideki ve piyasalardaki bu dalgalanma 5-6 yıllık politikaların ürünüdür. Kapatma davasıyla oluşan bir kırılganlık değil. Zaten sürecin, yavaş yavaş bu tip bir sıkıntıyı getireceği uyarısını uzun zamandır yapıyorduk. Artık bugün için kar maksimizasyonunu değil, risk minimasyonunu göz önüne almak lazım. İnsanlar ve firmalar, risklerini minimize etmek için çalışmalı. Dövizdeki iniş çıkış da göz önüne alındığında, dövize de güvenmemek lazım. Özel sektör çok ihtiyatsız davranmıştır. Eğer dalgalanmanın boyutu artarsa, bu davranışının bedeline de katlanması gerekecek. Onlar da kardan çok, riskleri minimize etmek için uğraşmalı. Döviz daha çıkar ve konuta, otoya olan talep düşer. Tabii, dövizin yükselmesi, ihracatı da teşvik edebilir. İthalat zorunlu olarak kısılacağından, böyle bir faydası da olabilir."
Küresel fırtına giderek artıyor
BAŞBAKAN Yardımcısı Nazım Ekren, küresel krizlerin çok daha hızlı çıkıp, yayıldığı günümüzde ilave krizlerin üretilmemesi konusunda tüm tarafların daha hassas olmasını istedi. Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Avrupa Birliği'nin ortaklaşa yürüttüğü "Sürdürülebilir Kalkınmanın Sektörel Politikalara Entegrasyonu" projesi kapsamında, "Sürdürülebilir Kalkınma Günleri" konulu etkinlik Ankara'da Swiss Otel'de gerçekleştirildi. Ekren, ekonomik yapı ve ilişkiler sisteminin mimarisine yönelik herhangi bir değerlendirme hatası yapıldığında ortaya çıkan sonuçların gerçekten çok dramatik olabileceğine dikkat çekti. Uluslararası piyasalarda hafta başında yaşanan dalgalanmaları da değerlendiren Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, "Artık küresel fırtınanın şiddeti, derinliği ve etkileri giderek artıyor" dedi.
Daha güçlü
Faiz, petrol ve altında göstergelerin yukarı doğru tırmanırken, borsalarda satışların geldiğine dikkat çeken Ekren, Türkiye ekonomisinin de entegrasyon derecesi arttığı için bu süreçten doğal olarak etkilendiğini söyledi. Artık Türkiye ekonomisinin daha fazla katma değer üreten ve bu potansiyele sahip olan bir ülke olduğunu vurgulayan Ekren, "Türkiye ekonomisi eskiye oranla daha güçlü, daha güvenli bir liman ve yükselen yıldız olma özelliğini koruyor. Küresel türbülans bu kadar şiddetli olmasa, Türkiye'deki göstergeler çok daha iyi noktaya gelirdi" diye konuştu.
Dava yabancı yatırımcıyı etkiler
MALİYE Bakanı Kemal Unakıtan, AK Parti hakkındaki kapatma davasının yabancı yatırımcılara etkisi konusunda "Etkilemez olur mu? Herhalde etkiler. Siyasi belirsizlik ekonomik belirsizlikleri getirir" dedi. Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonunu (TESK) ziyaret eden Unakıtan, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını da yanıtladı.AK Parti hakkındaki kapatma davasının yabancı yatırımcının Türkiye'ye bakışını değiştirip değiştirmeyeceğine ilişkin soru üzerine Unakıtan, ekonomik istikrarın fevkalade önemli olduğuna dikkati çekti. Ekonomik istikrar sağlanmadıkça, ekonominin kalkınamayacağını vurgulayan Unakıtan, şöyle devam etti: "Türkiye'nin en önemli dertlerinden biri sürdürülebilir büyümeyi sağlamaktır. Bunun için ekonomik istikrar gerekir. Siyasi istikrarsızlığın olduğu yerde ekonomik istikrarı zor sağlarsınız."
Rüzgar esiyor
Maliye Bakanı, dünya ekonomisindeki dalgalanmaya ilişkin bir soruyu yanıtlarken de, ABD'deki krizden sonra dünyadaki herkesin buna yönelik tedbirler almak zorunda olduğunu ifade etti. Dışarıdan bir fırtına geldiğinde insanların kapısını, penceresini, duvarını sağlamlaştırdığını kaydeden Unakıtan "Biz de bunu yapıyoruz. Bankacılığımızı sağlam tutmaya çalışıyoruz. Hazinemizi güçlendirmeye, bütçemizi sağlam tutmaya çalışıyoruz"dedi.
Yabancı şirketler işçi çıkaracak
ULUSLARARASI Yatırımcılar Derneği (YASED) tarafından yapılan Barometre araştırması sonuçlarına göre, uluslararası yatırımcıların yüzde 53'ü yeni yatırım planladığını belirtirken, yüzde 70'i Türkiye'de ekonomik büyümenin aynı kalacağını düşünüyor. Araştırma sonuçları, YASED Başkanı Tahir Uysal'ın katıldığı basın toplantısıyla açıklandı. Barometra araştırmasına göre, uluslararası yatırımcılardan yüzde 59'u son 6 aylık dönemde çalışan sayılarının gerilediğini, yüzde 13'ü aynı kaldığını, yüzde 28'i ise arttığını aktardı.Önümüzdeki 6 aylık dönem için bu oranlar sırasıyla yüzde 61, yüzde 10 ve yüzde 29 olarak ifade edildi. Türkiye'deki uluslararası yatırımcıların yüzde 66'sı dünya ekonomisi değerlendirmesinde "yavaşlama/durgunluk yaşanacak" seçeneğini tercih etti. Yabancı sermayeyi etkileyecek olumsuz gelişmeler arasında, uluslararası piyasalarda yaşanacak yeni bir ekonomik dalgalanma yüzde 24'lük oran ile ilk sırada yar alıyor.
Faiz yükselecek
Uluslar arası yatırımcıların temel ekonomik göstergelerine ilişkin tahminlere de yer verilen Barometre araştırma sonuçlarına göre, yatırımcıların yüzde 46'sı enflasyonun yükseleceğini, yüzde 34'ü gerileyeceğini düşünüyor. Faiz oranlarında artış bekleyenlerin oranının yüzde 42 olduğunun ortaya çıktığı araştırmada, uluslar arası yatırımcıların yüzde 20'si faizle gerileme beklentisi içinde olduğunu ifade etti. YASED üyelerinin yüzde 42'si döviz kurunun enflasyondan daha hızlı yükseleceğini dile getirirken, yüzde 70'i cari açığın artacağı görüşünde.
Hakkı KURBAN / ANKARA





