'Endişe verici tepkiler var'
Açıklamada, şu görüşlere yer verildi: "Mevcut kutuplaşma, adım adım tırmanarak toplumsal travmaya dönüşmek üzeredir. Kutuplaşmanın taraflarının, attıkları her adımla, aldıkları her inisiyatifle ve gösterdikleri her tepkiyle durum daha da endişe verici hale gelmektedir. Siyasi faaliyet, durumun gerektirdiği asgari sorumluluk anlayışından uzaklaşan bir yaklaşım ve söylemle sürdürülmektedir. Siyaset alanına siyaset dışından yapılan müdahaleler, Türkiye'nin evrensel demokratik kurallarla yönetilen bir ülke görünümüne kavuşmasına engel olurken, daha ileri demokratik standartları yerleştirme fırsatları da heba edilmektedir. İktidarın, demokrasiyi dar siyasi bakışla yani çoğunlukçu bir anlayışla yorumlamaktan vazgeçmesi, çağdaş çoğulcu demokrasinin ışığında, hukukun üstünlüğü ve kuvvetler ayrımına bağlı kalarak hareket etmesinin elzem olduğu kanısındayız."
'Bu sürece seyirci kalamayız'
Muhalefetin de mevcut sorunları çözecek alternatifler koyarak siyaset yapmasının dünya ile bütünleşmiş bir Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu politikaları gündemine alarak, içe kapalı bir Türkiye anlayışından çıkmasının demokrasinin geleceği açısından belirleyici olduğuna inandıklarının belirtildiği açıklamada, yaşanan bu sürece TÜSİAD'ın seyirci kalmasının mümkün olmadığı da vurgulandı.
Kardeşlik ve dayanışma için çaba gösterilsin
ARZUHAN Doğan Yalçındağ başkanlığındaki TÜSİAD'dan yapılan açıklamada, "TÜSİAD olarak mevcut kutuplaşmayı aşmak için, siyasetin sorunlarının siyaset içinde çözülmesi gerektiğini bir kez daha vurgulayarak, başta iktidar partisi olmak üzere siyasi partileri ve liderlerini sağduyuya davet ediyor, kanaat önderlerini, tüm işveren kuruluşlarını, işçi sendikalarını ve sivil toplum örgütlerini de demokratik zemini güçlendirmek, toplumda zedelenmeye yüz tutan kardeşlik ve dayanışma duygularını pekiştirmek amacıyla çaba göstermeye çağırıyoruz" denildi.
Üç maddelik çıkış yolu önerdi
TÜSİAD açıklamasında, söz konusu endişeli ortamdan "çıkış yolu" olarak şu üç öneride bulunuldu:
1- Toplumsal dayanışmayı sağlamak ve gerilimi düşürmek: Türkiye'de her geçen gün biraz daha artan gerilimi düşürmek, bunu sağlayacak bir uzlaşma zemini yaratmak başta iktidar partisi olmak üzere tüm siyasi partilerin ve tüm toplum kesimlerinin temel görevidir. Sorumlu mevkidekilerin üsluplarına özen göstermesi, tüm toplumun kaybedeceği bir kırılma noktasına gelmeden gerilimi yatıştırması, çağdaş demokratik sorumluluğun bir gereğidir.
2- Herkes için tam demokrasiyi savunmak: Çağdaş demokrasilerde siyasetin sorunlarına parti kapatarak çözüm bulunamaz. Herkes için tam demokrasiyi savunmadan, çoğunlukçu değil çoğulcu bir anlayışı benimsemeden, demokrasinin altyapısının yazılı kurallar kadar teamüllerden de oluştuğunu kabul etmeden demokrat olunamaz. Türkiye'de köklü bir demokrasinin yerleşmesi, her yönüyle çoğulcu demokratik normlara uygun, katılımı ön plana çıkaran bir anayasa değişikliği ile siyasi partiler, seçim sistemi ve dokunulmazlıklarla ilgili yasal çerçevenin yenilenmesinden geçer.
3- Hukuka koşulsuz saygı göstermek: Yenisi yerine konana kadar mevcut hukuk çerçevesinde hareket etmek demokratik toplumların temel kurallarından biridir. Her ne sebeple olursa olsun aksi yönde hareket etmek kaos yaratır. Siyasi partilerimizin, laikliğin toplumsal ilişkileri ve birey haklarını düzenleyen hukukun temeli olduğunun bilinciyle, daha ileri bir demokratik standardı yaratmak için çalışması esastır. Güncel sorunları aşmaya yönelik, alelacele gündeme getirilen anayasal ve yasal düzenlemeler, sorunları derinleştirmekten başka bir işe yaramayacağı gibi, özlediğimiz siyasal etik anlayışından da uzaktır.





