CHP lideri Deniz Baykal, AKP'ye yönelik kapatma davası sonrasında gündeme gelen "iktidar-muhalefet uzlaşsın", "Erdoğan-Baykal buluşsun" taleplerine kapıyı kapatırken, Anayasa değişikliklerine de karşı çıktı. Baykal şöyle konuştu:

Araba niçin devrildi?: Sorun CHP-AKP, Erdoğan-Baykal çatışması mı? Hayır bu değil. Sorun iktidarın, devlet düzeni ile, Anayasa ile çatışmasıdır. Siyasetin uyarıları işe yaramayınca, devreye hukuk girdi. Şimdi herkeste bir telaş. Ne yapacağız? Ne yapacağız değil, niçin buraya geldik. Niçin araba devrildi? Bu tablo 1923'den beri gündeme gelen bir durumdur. Demokrasimizin rayına oturduğunu söylemeyiz. Üç tane açık açık askeri müdahale oldu. Dört tane parti kapatıldı. Bu geçmişi bildiğimden ben de 2002'de gidip uyardım.

Yanlışın hesabı soruluyor: Cumhurbaşkanlığı seçiminde uzlaşmayı dışlamadan başlayan pek çok yanlışlık yapıldı. Uyarılarımız dinlenmedi. Şimdi iddianame çıktı. Olay yapılan yanlışların hesabını sormaya yöneliktir. Bu tartışma din-laiklik tartışmasıdır. Biz hukuka görev kalmasını istemedik. Ama siyaset önleyemedi. Hukuk şimdi bu yanlışa müdahale ediyor. Hukukun elini tutmak, 'Anayasa'da laikliğe gerek yok' anlayışıdır. Anayasa, hukuk kendisini korumayacak mı? Hukuk işlerse kaos çıkarmış, hayır asıl kaos hukuk işlemezse çıkar.

Bırak parmak acısın: Toplum anlayışımızda 'şeriatın kestiği parmak acımaz' sözü vardır. 'Parmak acıyacaksa şeriatı değiştiriverelim' anlayışı yoktur. Parmak acıdı diye isyan etme, şeriat işlesin, parmak acısın. Bozulmaması gereken Atatürk Cumhuriyeti'dir.

Çözüm hukuktur: Bir de bu demokrasi paketi aşkı çıktı. Demokrasi paketinin içinde üstünü kapatmak istediğiniz bir konu var. Laiklik ilkesi katledilirken, boğazlanırken, sesi çıkmasın, duyulmasın diye demokrasi bandosu, davulu, trampetleri mi çalacaksınız? Eğer ortada bir Anayasa ihlali varsa, artık o iş siyasetin değil, hukukun işidir. Çözüm hukuktur. Asıl hukuku engellemek kaostur.

Neredeydiniz?: Türkiye'de ipini koparan birden bire bize akıl veriyor. Ne yapmamız gerektiğini anlatıyorlar. Biz bu mücadeleyi yıllardır götürüyoruz, bu devleti biz kurduk. Siz laikliğin Müslüman bir toplumda ne kadar önemli olduğunu biliyor musunuz? Bu işe bu kadar meraklıysanız, RP kapatılırken neredeydiniz? RP için 'müstehak, hakkıdır kapatılmalı' diyordunuz. Niçin, çünkü RP milliciydi. Kıbrıs konusunda sertti. RP olsa bu Vakıflar Yasası çıkar mıydı?

Sokrates örneği: ABD Başkan Yardımcısı Cheney geldi. Anlaşılan Başbakan onunla görüşmesinde iddianameyi şikayet konusu yapmış. Sokrates, haksız bir şekilde idama mahkum edildiğinde, yakınları, arkadaşları, bu hükmün haksız olduğunu, kendisini kaçırıp, hapisten kurtarmaya hazır olduklarını belirterek, izin istediler. Sokrates, 'Yanlış, haksız olabilir ama memleketimin kanunlarının uygulanmasına karşı çıkmak, benim kesinlikle yapamayacağım bir şeydir. Ülkenin yasalarının işlemesi için gerekirse canımı bile vermeye hazırım' diyerek, baldıran zehrini içmeye hazır olduğunu söyledi. Bir o manzaraya, bir bu manzara bakın. Bizimki gidiyor, Cheney'e, 'Başsavcı iddianameyi hazırladı' diye ağlaşıyor. Diğer suçlardan bir şey söylemem de bu eğer gerçekten olmuşsa, bundan dolayı senin hakkında en ağır cezanın alınması gerektiğine inanıyorum.

Tiynetinde rüşvet varsa Baykal ne yapsın?

Başbakan, son olarak 30 yıl önce rüşvet verdiğini ifade ediyor. Arkadaşım senin tiynetinde rüşvet vermek varsa, Deniz Baykal sana ne yapsın? 30 yıl öncesini konuşup, bugün itiraf ediyor. Rüşvet vermekle, rüşvet almak hukuki ve ahlaki açıdan aynı kapıya çıkmıyor mu, konumu aynı değil mi? Başbakan'ın rüşvet sözcüğünü ağzına almasını tavsiye etmem.