Devlet Konukevinde düzenlenen Türkiye-Avusturya Komşuluk Çalıştayının açılışında konuşan Babacan, Türkiye'nin AB katılım sürecine değinerek, Türkiye'nin son dönemde oldukça önemli siyasi reformlar gerçekleştirdiğini ve AB müktesebatına uyum alanında önemli adımlar attığını belirtti.

Bu sürecin Türkiye'ye pek çok alanda normlar ve standartlar sağladığının altını çizen Babacan, " AB sürecinde attığımız her adımı sahipleniyoruz" dedi ve bu sürecin hem Türkiye, hem de AB için bir kazan-kazan süreci olduğunu ifade etti.

Avusturya'ya, Türkiye'nin AB sürecine verdiği destekten ve yapıcı tavrından dolayı teşekkür eden Babacan, Türkiye ve Avusturya'nın görkemli tarihi miraslara sahip iki ülke olduğunu belirterek, her iki ülkenin de zorluklar, ama aynı zamanda fırsatlarla dolu bir siyasi coğrafyada çok yönlü ve dengeli bir dış politika izlediklerini kaydetti. " Bugün içinde bulunduğumuz coğrafya yeniden şekillenmekte, ülkelerimiz çeşitli bölgelerde pek çok ciddi konuyla karşı karşıya bulunmaktadır" diyen Babacan, Türkiye'nin Kafkaslar, Balkanlar ve Karadeniz Havzası, Orta Asya ve Orta Doğu gibi bölgelerle çevrili olduğuna işaret etti.

BALKANLAR'DA KALICI BARIŞ VE İSTİKRAR

Balkanlar'ın Türkiye için stratejik önemde bir bölge olduğunu belirten Babacan, Türkiye'nin bu bölgede kalıcı barış ve istikrarın tesis edilmesi için Soğuk Savaşın sona ermesinin ardından uluslararası kuruluşlarla yakın işbirliği yaptığının altını çizdi. Türkiye'nin Bosna-Hersek'teki gelişmeleri yakından takip ettiğini vurgulayan Babacan, Bosna-Hersek'in AB ile imzalanması öngörülen ortaklık anlaşmasının büyük önem arz ettiğini belirtti. Babacan, Kosova'nın da Türkiye için özel bir önem taşıdığını vurgulayarak, bu ülkenin Türkiye ile güçlü bağları bulunduğunu söyledi. Türkiye'de Kosova kökenli pek çok vatandaş bulunduğunu ve Türkiye'nin başından itibaren Kosova'daki gelişmelerle yakından ilgilendiğini vurgulayan Babacan, " Statükonun devamı düşünülemez ve savunulamaz" diye konuştu. Kosova'nın bağımsızlığının uzun bir sürecin sonucu olduğunu ve Türkiye'nin Kosova'nın bağımsızlığını tanıdığını hatırlatan Babacan, öte yandan Kosova'nın da, evrensel değerler çerçevesinde sınırları içindeki tüm toplulukların haklarını teminat altına alacak gerekli düzenlemeleri yapması gereğine işaret etti.

" Türkiye Balkanlar'da kalıcı barış ve istikrarın muhafaza edilmesini dış politikasının bir önceliği olarak görmüş ve özel önem atfetmiştir" diyen Babacan, bu bağlamda Sırbistan'ın bölgedeki istikrarın güçlendirilmesi bakımından önemli bir rol ve sorumluluğa sahip olduğunu belirtti. Makedonya'nın NATO üyeliğiyle ilgili son gelişmelerden endişe duyduklarını kaydeden Babacan, Makedonya'yı NATO genişlemesinin dışında tutmanın hiçbir yarar sağlamayacağının altını çizerek, " Makedonya'yı en kısa sürede NATO içinde görmek Türkiye'nin arzusudur" dedi.

ORTA DOĞU'DAKİ GELİŞMELER

Konuşmasında Orta Doğu'daki gelişmelere de değinen Babacan, Filistin meselesinin bölgedeki temel sorunu oluşturduğunu belirtti. Annapolis konferansının çözüme giden yolda ümitleri artırdığını belirten Babacan, Orta Doğu barış sürecinin İsrail-Suriye ve İsrail-Lübnan barışı olmadan tamamlanmayacağını belirtti. Filistinliler arasındaki süregelen bölünmenin aşılması gerektiğini vurgulayan Babacan, bunun barış sürecine zarar verdiğini kaydetti. Siyasi sürecin ekonomik ilişkilerle de desteklenmesi gereğine işaret eden Babacan, Türkiye'nin girişimiyle gerçekleştirilen Türkiye, İsrail ve Filistin özel sektör girişimcilerinden oluşan Barış İçin Sanayi projesinin de önemine değindi.

Irak konusunda ise Babacan, Irak ve Irak halkı ile ilişkilerin geçmişinin asırlar öncesine dayandığını vurguladı. Uzlaşının Irak siyasetinde daha ileriye gitmek için tek yol olduğunu belirten Babacan, " Irak'taki sorunların çözümü siyasi diyalogdan geçmektedir" dedi. Babacan, Irak'ın siyasi birliği ve toprak bütünlüğününü korunmasının da önemine işaret etti.

Afganistan'daki gelişmelere de değinen Babacan, bu ülkenin teröristlerin sığınağı haline dönüşmesine izin verilemeyeceğini belirterek, Afgan yetkililerin yeniden inşa sürecinde desteğe ihtiyaç duyduklarını ve Türkiye'nin de bu geçiş sürecinde üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam ettiğini belirtti. Babacan, bu bağlamda Afganistan'a tahsis edilen, yeniden yapılanma ve insani desteklerden oluşan programın Cumhuriyet tarihinde tek bir ülkede uygulanan en büyük program olduğunu vurguladı.

DAĞLIK-KARABAĞ SORUNU

Babacan, konuşmasında Dağlık-Karabağ soruna değinirken, bu konunun bölgede barış ve istikrarın önündeki en kritik engel olmaya devam ettiğine dikkati çekti. Uluslararası toplumun soruna acil bir çözüm bulması gerektiğinin altını çizen Babacan, Azerbaycan ve Gürcistan'ın toprak bütünlüğü konusundaki meşru kaygılarına yeterince cevap vermeyen herhangi bir çözümün başarısız olacağını söyledi.

Türkiye'nin bölgeye ilişkin siyasi amaçlarını; istikrar ve güvenliğinin sağlanması, demokratikleşme yolundaki çabaların desteklenmesi ve serbest piyasa ekonomisinin gelişmesi olarak sayan Babacan, bölgenin uluslararası toplumla bütünleşmesinin önemine ve bu amaç çerçevesinde bölge ülkeleri arasında karşılıklı ekonomik bağımlılık ve siyasi diyaloğu geliştirecek bölgesel işbirliğinin sağlanması gereğine işaret etti. Babacan, Türkiye'nin bu çerçevede Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı ve Bakü-Tiflis-Erzurum doğal gaz boru hattına ilişkin çalışmaları hayata geçirdiğini hatırlattı.

TÜRKİYE-ERMENİSTAN

Babacan, konuşmasında, " Türkiye Ermenistan ile olan ilişkilerini normalleştirme arzusundadır. Özellikle yeni kurulmuş olan Ermenistan hükümetiyle Türkiye diyalog yollarını açık tutmaktadır" dedi. Türkiye'nin Orta Asya Cumhuriyetleri ile de yakın bağları olduğuna değinen Babacan, yasa dışı silah ve uyuşturucu ticaretiyle beslenen terörizmin bölge istikrarını tehdit ettiğini vurguladı. Babacan ayrıca, Orta Asya'nın küresel enerji güvenliği açısından de önemli olduğunu ve bölgenin merkezi bir konuma sahip olduğunu söyledi. Babacan, " Türkiye, Orta Asya ülkeleri için önemli bir ticaret ortağıdır" diye konuştu.