İddianamenin adeta bir özeti olarak hazırladığı mütalaasında Yalçınkaya, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Dışişleri Bakanlığı dönemindeki eylemleri ile Başbakan Tayyip Erdoğan ile TBMM eski Başkanı Bülent Arınç ve siyasi yasak istenen diğer AK Partililerin iddianamedeki söz ve eylemlerini anımsatarak, "odak olma" fiilinin gerçekleştiğini yineledi.

İÇ VE DIŞ ODAKLAR

Yalçınkaya, AB temsilcilerine ve kapatma davasını eleştiren aydınlara da tepki gösterdi. Yalçınkaya, egemenliğin kullanımında sadece kendisini yetkili bulan AK Parti'nin, bazı köşe yazarı, akademisyen vb. çevrelerin, iç-dış odakların yargıyı eleştirip Türkiye'yi hak etmediği bir konuma soktuğunu ileri sürdü. AB'nin RP davasını da eleştirdiğini ancak bunun AİHM'nin kararını etkilemediğini ifade eden Yalçınkaya, AB ile birleşme müzakerelerinin de AK Parti ile başlamadığını bildirdi. İddianamenin, laik-antilaik kamplaşması yaratan partinin ılımlı İslam devleti adı altında bir şeriat devletine gidişini ortaya koyduğunu savunan Yalçınkaya, "demokratik laiklik" gibi yeni siyasi terimler ortaya koyanların, demokratikleşme mücadelesinin dinci-şeriatçı-etnik güçleri de kapsadığını kaydetti.