Gündemdeki konuları da değerlendiren Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve hükümeti sert bir dille eleştirdi. AK Parti'nin 3 Kasım 2002 seçimlerinde, ''küresel güçlerin Türkiye'yi ve yakın çevresini kapsayan kanlı senaryolarına figüran arayışına girdikleri bir dönemde tek başına iktidar imkanı bulduğunu'' ifade eden Bahçeli, şu görüşleri savundu:
" Dini hassasiyetleri istismar, milli hassasiyetleri tahrip ederek milli ve manevi bünyemizde ağır hasara neden olan 'İnanç hortumcusu' Sayın Başbakan ve AKP zihniyeti, 83 yıllık maziye sahip milli, demokratik, laik, hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetini anayasal sınırlarını zorlayarak yeniden yorumlama çabası içine girmiştir. Geride kalan yıllar içinde milli kurumlarımızla gerilim yaratarak sürekli kavga halinde olan AKP, şimdi de milletimizle gerilim yaratacak tehlikeli bir oyun oynamaktadır.
Yaptığı açıklamada ''Türkiye Cumhuriyeti'nin büyük bir tehdit altında olduğunu'' ifade eden Devlet Bahçeli, Cumhuriyetin temel değerlerinin direncinin, milli kurumların sadakatinin ve Türk milletinin sabrının sınanmak istendiğini dile getirdi. Bahçeli, şunları kaydetti:
''Aziz vatan evlatlarımıza sahip çıkmak bir hakaret ise biz bu hakaretleri söylemeye devam edeceğiz. Size göre, 'Ne mutlu Türküm' demek! 'Şehitler ölmez, vatan bölünmez' demek, 'Asker yan gelip yatmıyor, can verip yatıyor' demek hakaret ise, biliniz ki biz bu hakaretleri muhataplarının yüzüne söylemek için varız ve bundan sonra da daha gür bir sesle söylemeye devam edeceğiz. Bölücülüğün siyasallaşmasına kapı açan, ayrımcılığı Avrupa Birliği'ne uyumun ön şartı sayan, ihanet çağrılarını demokrasi ve özgürlük kabul eden Sayın Başbakan'ın ve AKP zihniyetinin açtığı bu yolda karşımıza çıkan vahim gelişme hiç de şaşırtıcı değildir. AKP iktidarının dört yıla yaklaşan süre içinde Türkiye'yi sürüklediği bu tehlikeli gidişat artık Türk Milletinin sabrını taşırma noktasına dayanmıştır.
Giderek artan tahrikler ve milli bünyemizi bir kanser gibi içten içe kemiren ihanet ve husumet karşısında, Türk Milliyetçilerinin daha fazla sessiz kalmasını kimse düşünmemelidir. Söğüt'te milletimizi birbirine düşürmeye yönelik AKP oyunu göstermiştir ki, giderek tükenen, tükendikçe asabileşen bu zihniyet, ömrünü uzatmak ve iç ve dış mihraklara verilmiş taahhütlerini tamamlamak için her türlü yolu deneyecektir. Bu hükümetten her şey beklenmelidir. Bu olayda bir kez daha ortaya çıkmıştır ki, hükümetle şantaj-menfaat-ve manüplasyon döngüsüne düşmüş bazı medya kuruluşları ve mensupları, gerçekleri çarpıtmak üzere derin işbirliği içinde bulunmaktadırlar.
İktidardan gideceğini anlayarak son zamanlarda sık sık helalleşmeye başlayan Sayın Başbakan'ı, hakaretine maruz kalmış bütün Türk analarından, aşağılanmış aziz şehitlerimiz ve kahraman Mehmetçikten özür dilemeye, Türk milletinin yüksek merhametine sığınmaya çağırıyorum. Ömrü tükenmiş bu iktidar nihayetinde dağılıp gidecektir. İktidar içinden, Çankaya'yı hedefleyerek, kendisine bu makamın verdiği dokunulmazlık zırhı ile kurtuluş arayacak olanlara buradan sesleniyorum. Sizleri çıktığınız Çankaya'dan TBMM kararı ile indirmek ve Yüce Divana yollamak MHP'ye düşen milli görev olacaktır. Buradan milliyetçilere yönelik komploları tertip eden, alet olan herkese açıkça sesleniyorum. Biliniz ki, zamanı geldiğinde açmak üzere, biz de bunları not ettik.''





