bu davranışını demokrasiye tahammülsüzlük olarak görüyoruz. Şimdiye kadar şu ya da bu sebeple Başbakan Erdoğan'ı destekleyen yabancı basının şu anda gösterdiği kuvvetli tepkilerin Başbakan tarafından değerlendireceğini ümit ediyoruz. AK Parti'nin dürüstlüğü konusunda çok ciddi kuşkular, basın özgürlüğü ve Avrupa değerlerine saygısı konusunda çok ciddi kaygıların uyandığını görüyoruz. Başbakan ümit ediyorum ki bunlardan ders alacaktır ve bu sözlerini geri alacaktır. Çünkü hiçbir demokratik ülkede basına bu
kadar açık, bu kadar fütursuz bir saldırı ve boykot çağrısının örneği görülmemiştir" diye konuştu.
Deniz Feneri davasına da değinen Öymen, " Alman başkomiseri, bu dava sırasında Türk polisiyle iş birliği yapmak için Ankara İnterpolü vasıtasıyla görüşme girişiminde bulunduklarını, buna rağmen Türk polisinden hiçbir olumlu cevap ve destek alamadıklarını söylemiştir. Oysa ki Türkiye ile Almanya arasında 2004 yılının Ocak ayında imzalanan terörle ve örgütlü suçlarla ilgili bir anlaşma var. Bu anlaşmaya göre bu gibi durumlarda bilgi alışverişi yapılmak zorundadır. Aynı zamanda gerektiğinde ortak operasyon
yapılır. Alman makamlarının bu iddiasına karşılık İçişleri Bakanı Beşir Atalay kendilerine bu yönde hiçbir girişim olmadığını söylüyor. Yani Alman makamlarını yalancılıkla suçluyor. Bu, uluslararası ilişkilerde bu örneği görülmeyen bir durumdur. Başka bir ülkenin görüşünü benimsemezsiniz, tepki gösterirsiniz, haksız bulursunuz ama ona yalancı dediğiniz zaman çok ciddi bir durum ortaya çıkar. İçişleri Bakanı Atalay'ın sözleri Türkiye ile Almaya arasında bir güven bunalımı oluşturmuştur. Bunun üzerine mutlaka
gidip konuyu Meclis'e taşıyacağız" dedi.
OSMAN AKIN - HAMZA ORUÇ
Deniz Feneri'nin diğer Avrupa ülkelerinde ne gibi faaliyetlerde bulunulduğunun araştırılması gerektiğini söyleyen Öymen, sözlerine şöyle devam etti:
" Seçim öncesinde, seçim amaçlı olarak iktidar partisinin yaptığı faaliyetlere destek olmuş mudur, olmamış mıdır? Bunun araştırılması gerekiyor. Deniz Feneri davasının Türkiye boyutu mutlaka araştırılmalıdır. RTÜK Başkanı aleyhinde çok ciddi iddialar var. Alman makamlarının iddiaları var. Bu iddialar ortadayken ve Meclis Başkanı da kendisinin görevden çekilmesini uygun bir dille önermişken, RTÜK Başkanı'nın görevde kalması son derece sakıncalı ve yanlıştır. Dün yapılan oylamada 5 AK Partili RTÜK üyesinin
tümünün istisnasız olarak Başkan'ı destekleyen bir tavır içine girmeleri, işin siyasi boyutu hakkında ciddi kuşkular uyandırmıştır."
Deniz Feneri'nin diğer Avrupa ülkelerinde ne gibi faaliyetlerde bulunulduğunun araştırılması gerektiğini söyleyen Öymen, sözlerine şöyle devam etti:
" Seçim öncesinde, seçim amaçlı olarak iktidar partisinin yaptığı faaliyetlere destek olmuş mudur, olmamış mıdır? Bunun araştırılması gerekiyor. Deniz Feneri davasının Türkiye boyutu mutlaka araştırılmalıdır. RTÜK Başkanı aleyhinde çok ciddi iddialar var. Alman makamlarının iddiaları var. Bu iddialar ortadayken ve Meclis Başkanı da kendisinin görevden çekilmesini uygun bir dille önermişken, RTÜK Başkanı'nın görevde kalması son derece sakıncalı ve yanlıştır. Dün yapılan oylamada 5 AK Partili RTÜK üyesinin
tümünün istisnasız olarak Başkan'ı destekleyen bir tavır içine girmeleri, işin siyasi boyutu hakkında ciddi kuşkular uyandırmıştır."





