HAKAN ŞÜKÜR HAKKINDA
Hakan Şükür'ün Galatasaray'dan ayrılışı ile ilgili tartışmaları değerlendiren Özhan Canaydın, " 'Galatasaray'da başkanın dediği olur' denir ama öyle değildir. Başkan'ın dediğine saygı duyulur ama yönetimin oyuna sorulur. Hakan için oylama yapılmış olabilir. Yönetimin aldığı karar geçerlidir. Böyle bir karar alınmışsa bunun üzerine konuşmak doğru değildir."
Galatasaray Kulübü başkanlığını bıraktığı zamanlarda bile kulübe ait borç senetlerine imza attığını belirten Özhan Canaydın, pek çok borç için hala imzalarının olduğunu belirterek " 6 sene müddetle 6 milyon dolar tutarında bana ait para kulüpte durmuştur. Bu konular hassas konular. Bunların konuşulması çok doğru değil. Benim kulüpte bulunduğum her sene en az 1-1.5 Milyon dolar hibe ile geçmiştir" dedi.
Yönetime geldikleri dönemlerde pek çok bankanın kredi vermekten çekindiğini belirten Canaydın, bankaların kendi kefaleti dolayısıyla kulübe kredi vermeyi kabul ettiklerini belirtti.
" Bizim Galatasaray'a maddi ve manevi hizmetlerimiz bitmez. Galatasaray'da yönetim dışlında olduğum zamanlarda da hizmetlerim bitmemiştir."
" Galatasaray her şeyin altından kalkar. Yeni stadımızla birlikte butün borçlarımız sıfırlanacak. Galatasaray'a hizmet bitmez. Ben ayrılırken ayrılmamam konusunda yoğun baskı oldu."
" AIG geldiğinde biz nefes alamaz haldeydik. Çünkü Galatasaray'ın ipleri AIG yönetimine verilmişti. Biz bunlarla mücadele etmek zorunda kaldık. Bugün Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş'ta olan mağaza olayını AIG bize yaptırmıyordu. Sürekli zarar edeceğimizi söylüyorlardı. Şampiyonluğumuza 7 maç kala t-shirt yaptırmak istedik kabul etmediler. Ben kendi paramla 3 yıldızlı t-shirtler yaptırdım. Eğer şampiyon olamasaydık da sarı kırmızı renkleri olan Makedeonya'ya 25 bin t-sihrt bağışlayacaktık. Tüm finansmanını benim yaptığım t-shirtleri bir günde sattık ve adamlar gelip karını istediler. Eski başkanların kendilerini aldattığını belirterek işleri sıkı tutuyorlardı. Galatasaray'a hiçbir geliri yok ama gelirlerin hepsi orada."
" AIG'le ramızda ihtilaf oldu. Yönetim kurulumuzdaki 2 temsilcilerini düşürdük ve bu onların prestijini sartstı. Toplantı teklif ettiler ve Cenevre'de bulştuk. AIG'in 2 numaralı adamıyla karşı karşıya oturduk. Temel Aksu ve Şükrü Ergün -ki ikisinin de İngilizcesi fevkaladedir- varken oturduk konuştuk. Buluşmadan önce kendisini de araştırdık ve düzgün bir insan olduğunu öğrendik. Kendisine kulübümüzü ve aramızdaki ihtilafı anlattım. Portföyünüzün içerisinde bizimle yaptığınız anlaşmanın benzeri bir tane daha varsa istediğinizi yapalım' dedim. Adam gayet dürüstçe 'Bunun bir benzeri yok' dedi."
Galatasaray bu iki şirketini birleştirmek zorunda. Bu iki şirketin birleşmesi için çağrı yapacağız ve bunu için ciddi bir kredi ihtiyacı var. Bunun için de bir teklif var. Önümüzde AIG'le yapılmış anlaşma dersi olduğu için yeni anlaşmanın dikkatlice yapılması gerekir. Kulübün buna ihtiyacı var. İki şirketin birleşmesi şart.
" Emre Fenerbahçe'yi tercih etmesi için kimse Emre'yi zorlamadı ama orayı tercih ettiği için içim sızlamıyor.
" Galatasaray'ın çıtası ben yönetime geldiğimde yüksekti ve ben de o çıtayı daha fazla düşüremezdim. şimdi artık daha da yükseltilmesi lazım."
" Aziz Yıldırım'la da görüşürüm. O'nun başkanlığı bittikten sonra daha da iyi dost oluruz. Başkanlık zamanlarında bu işler biraz daha zordur. Kulüpler Birliği toplantılarına TFF başkanı her zaman katılır. Bizim zamanımızda da Haluk Ulusoy geldi katıldı defalarca. Tasvip etmeyen gitmez."
Gazeteci Hıncal Uluç'la ilgili bir arşiv oluşturduğunu belirten Özhan Canaydın, Hıncal Uluç'la ilgili bütün arşivi topladığını belirterek, geçmişte söyledikleri ile çelişen, Galatasaray başkanlarına yönelik eleştirilerini toplayacağını belirterke kitabın uygun görüldüğü zamanda çıkarılacağını söyledi ve kitabın adını da söyledi: " Galatasaraylı Hıncal"
" Gerets konusunda tam yetki verdiğim futbol şubesi karar almıştır ama Kalli ile Gerets'i yan yana koyduğumuzda tercihim Gerets olur. Lucescu ise benim göreve geldiğimide Fatih Terim'le çalışacağımı biliyordu ve medenice ayrıldı."
Olimpiyat Stadı tercihimiz yanlışlarımızdan sayılabilir. Çok çabalamamıza rağmen yeniden Ali Sami Yen'e dönmek zorunda kaldık. Taraftarlara teşekkür etmemiz gerekir orada 30 bin kombine sattık. Sahip Som olayı çok abartıldı çünkü o meselede biz çok mesefe almıştık. Konunun çok üzerine gidildi ve bu da fonu çok ürküttü.
Ribery olayı bir komplodur ve biz bu komplonun esiri olduk. Marsilya, Ribery ve menajerinin Metz'e karşı kurduğu bir komploydu. Metz'in başkanının bizi ve Adnan Öztürk'ü sevmesinden doğan bir olaydı. Biz burada kullanıldık ve bunun sonucunda çok kaybımız oldu. Yalnız şu da var; Ribery Türkiye'de kalsa değeri bu kadar olmayabilirdi. Çok üzücü bir olaydı ve hala rüyalarıma giren tek olay budur diyebilirim.
Özhan Canaydın, Fenerbehçe ile Şükrü Saraçoğlu Stadı'nda oynadıkları karşılaşmada Aziz yıldırım'ı tebrik etmesinin sorulması üzerine, " Bugün aynı durumda stadımıza gelen herhangi bir Anadolu takımın yine alkışlarım." derken, Fenerbahçe ile oynanacak bir karşılaşmada yine aynı durumda alkışlayıp alkışlamayacağı yönündeki soru karşısında, bunun mümkün olabileceğini ama Galatasaray Başkanına sırtını dönen bir başkanı da tebrik edemeyeceğini belirtti ve ilginç bir anekdot ekledi: " O gün önemli bir kuvvet konutanımız gelerek Fenerbahçe camiası adına benden özür diledi. Kendisinin şu anda önemli bir görevde olduğu da malum" dedi.
Trabsferler konusuna değinen Canaydın, " Roberto Carlos 35 yaşında. Roberto Carlos'un ben getirmezdim. Bugün Song gitti diye tenkit ediliyor ama bence doğru bir zamanda bırakıldı. O'nun talepleri çok fazlaydı ve menajeri de Ribery'nin kaçmasına sebep olan menajerdir ama önemli isimlerden getirip tutumayanlar da oldu. Mesela Conceicao ve Frank De Boer'i getirdik ama tutmadılar." dedi
Kaynak: Ligtv.com.tr





