2002 sonunda devraldığımız Sosyal Güvenlik Sistemi çok düzenli, açık veren, her yıl artışları düzenli bir şekilde artarak devam eden ve aktif pasif oranına baktığımız zaman sürekli olumsuz noktaya doğru kayan yani çalışanla emekli arasındaki oranı olması gerekenin çok altında olan bir yapı vardı. Gelirleri artırmaya dönük önemli gayret olmazdı; örneğin toplam pirim gelirleri 2007 sonunda 44 milyar YTL civarında gerçekleştirken yalnızca emekli maaşları 53 milyar YTL olan bir ülkede yaşanan Sosyal Güvenlik Sitemi bu.

AÇIK AZALACAK

2007 yılı sonu itibariyle prim ödemesi, sağlık giderleri dahil tüm harcamalarla birlikte Sosyal Güvenlik Sistemi'nin açığı nedir?

26.2 milyar bekleniyor idi. 2007 sonunda bu 25 milyar olarak gerçekleşti. Bu yıl bir artımız oldu. O da şu: Biz devraldığımız sistemde 46 milyar YTL sosyal güvenlik prim alacaklarımız vardı. Bunun neden olduğunu araştırdığımızda şunu gördük: Sistemde ciddi adaletsizlik var. Alacakların çok büyük bir orandaki bölümü 32 milyarı Bağkur'a ait. Nedeni basamak esasına dayalı sistemin adaletsizliği. Primler yükseliyor ama vatandaşın geliriyle orantılı değil. Bir basamağa geliyor ki vatandaş gelirinde ciddi artış olmadığı için veya yeterli artış olmadığı için prim ödeyemez noktaya geliyor. Ayrıca bölgesel olarak baktığınızda milli gelir çok farklı ama biz bu oranı herkese eşit uyguluyoruz. Çok ciddi prim alacağı ortaya çıkmış. Bu nedenle yapılandırılması gereken rakamı tespit ettik ve 26.2milyar YTL'yi yapılandırmaya koyduk. Bugün 4 milyar 910 mil-yon YTL kasamıza girmiş bulunuyor. Toplam 14.3 milyar YTL yapılandırmadan kaynağı 2 yıl içerisinde bekli-yoruz. Böylece Sosyal Güvenlik açıklarına ek bir katkı sağlamış olacak. Örneğin bu yıl açık 5 milyar YTL daha düşük olacak.

Bütçeye önemli katkı sağlayacak bu reformu kriz ortamında nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu yasa Türkiye' yi krizlerden koruyacak mı? Sosyal güvenlik sistemimizin hastalıklarını düzeltecek mi?

Bu yasanın yüz yılı içeren bir yasa olduğunu söyledik. Bu yasa çoçuklarımızı ve torunlarımızı ilgilenderen kapsamda bir yasa.

1 Ekim'deki düzenlemeler mevcut düzenin sürdürebilirliğini ortadan kaldırıyor.Neden? Sistem içerisindeki kısa süre kal, genç yaşta emekli ol ve emekli aylığını almaya başla yetmedi, bir başka işte genç neslin çalışması gereken işi de işgal et. Büyük bir paradoks. Bunun dünyada hiçbir örneği yok. Zaten muhalefetle sosyal taraflarla bunları paylaştığımız zaman herkes bu konuda bir şey yapılmalı, mutlaka adım atılmalı görüşündeydi. Ortada 300 milyondan başlayıp 25 milyar YTL'ye ulaşan açık var. Ellemezseniz 35'e gidiyor 40'a gidiyor 50'ye gidiyor açık. Böyle bir yapının devamı mümkün değil.

BÜTÇEDEN PRİM AKTARILACAK

Sosyal güvenlik açıklarına karşı mısınız?

Bakanlık olarak hayır kesinlikle karşı değiliz. Sosyal devlettin sosyal güvenlikle açıkları olur. Sosyal devlette devletin görevlerinden bir tanesi de budur. Bunun için bir bütce, bir pay ayırılması gerekiyor. Zaten biz sosyal güvenlik reformuna bunu koyduk. Toplanan yıllık tüm pirimlerin dörtte biri kadar payı devlet prim olarak Sosyal Güvenliğe verecek. Yani transfer olarak değil, devletin sanki sosyal devlet olma gereği gibi, borcu gibi sosyal güvenliğe para yatıracak. Bu sene 13 milyar YTL bekliyoruz.

Bu aktarımın içerisinde yeşilkart harcamaları dahil mi?

Hayır bu ayrı birşey. Diyelim ki 56- 60 milyar kadar prim topladık 14-15 milyarYTL devlet bize katkı sağlayacak. 2009 yılı bütçesinde bu görülecek. Sosyal güvenlik bütçesine böyle katkıları olur.

Popülizm geçmiş dönemlerde seçimleri en fazla etkileyen olaylardan birisiydi. Siz de geldiniz vatandaşa çalışmayı tavsiye eden, çalıştıkça kazanacağı yeni bir sistem getirdiniz. Siz seçimi düşünmüyor musunuz?

Biz bu yapısal reformların Türkiyenin açmazlarından kurtulmasının ilacı olduğuna inanıyoruz. Vatandaşa deseniz ki biz size sosyal güvenlikte şu imkanı sunuyoruz, hani eskiden 2 anahtar dönemleri vardı, bir ev biri araba anahtarı dönemleri vardı. Vatandaşlar geçiş süreçlerinde bunlara inanıp oy verdiler. Popülist yaklaşımların getirmiş olduğu sıkıntılarını vatandaş ödedi. Biz doğruyu yaptıkça, reform yaptıkça vatandaşın bize desteği arttı. Sosyal Güvenlik mutlak suretle akılcı politikalarla sürdürülmesi gereken ve vatandaşın çalışarak benim zengin olmam lazım, sistemde kalarak sağlıktan istifade etmem lazım, sitemde kalarak imkanlarımı emeklilik maaşımı arttırmam lazım anlayışının oturması gerekiyor.

İŞ-KUR MESLEK ÖĞRETECEK


İş-Kur'a meslek edindirmek için 300 milyon YTL asgari yıllık ödenek ayırıdı. İş-Kur'a kim yeni kayıt olursa onu mesleki eğitimden geçirmek, onu sertifikalandırmak İş- Kur'un görevidir. Dolayısıyla tüm işsizleri İş-Kur'a kaydolmaya bekliyoruz. İşsizler buraya kaydolunca İş-Kur bunları eğitip iş sahibi yapacak. Birinci hedefimiz 2009 'da 100 bin kişi çalıştırmak. Ayrıca orda gelip meslek eğitimi alan işçileri-mize de 250 YTL aylık ücret ödüyoruz.

Bankaların finansmanına AB'den geçici güvence


Avrupa Birliği'nin Avro para birimi kullanan 15 üye ülkesinin devlet ve hükümet başkanları, küresel mali krizi tartışmak üzere dün akşam Fransa'nın başkenti Paris'te toplandı.

AB dönem başkanı Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin girişimiyle Elysee Sarayı'nda düzenlenen ve Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean-Claude Trichet ile Avro kullanmayan İngiltere Başbakanı Gordon Brown'un da katıldığı zirvede, bankaların finansmanının geçici olarak güvence altına alınması kararlaştırıldı. Sarkozy, düzenlediği basın toplantısında, zirvenin, küresel krize karşı Avrupa'nın ortak bir tavır alabileceğini gösterdiğini kaydetti. Dün akşamki zirve sonunda Avro kullanan ülkeler, zor durumdaki bankalara yardım taahhüdünde bulundular. Kapanış bildirisine göre ülkeler, küresel kriz karşısında zor durumdaki bankalara doğrudan finansman veya riskli varlıklara karşı devlet tahvili sunarak 2009 yılı sonuna dek yardımcı olmaya çalışacaklar. Avro kullanan ülkeler, bankalar arasında ödünç almayı, 5 yıla dek devlet güvencesi altına almayı taahhüt edecek. Avro kullanan ülkeler, 15 Ekim Çarşamba günü düzenlenecek AB zirvesine dek, banka kurtarma operasyonları için ne kadar kaynak ayıracaklarına kendileri karar verecekler. PARİS (AA)

15 yıl konuşuldu iki haftada çıktı


Türkiye'nin 15 yıldır üzerinde konuştuğu, 1990'lardan beri güündemde olan sosyal güvenlik reformu sonunda gerçekleşti. 200 maddeye varan yasa, 2 günde plan bütçe komisyonundan, 2 hafta içerisinde de genel kuruldan geçti ve 1 Ekim'de yürürlüge girdi. Bugüne kadar oy kaygısıyla bir türlü el atılamayan sosyal güvenlik reformu, genel seçim sürecinde tartışmaya açıldı, yerel seçimler öncesinde de yasalaştı.

Toplumun geniş bir kesiminin, sivil toplum kuruluşlarının görüşleri de alınarak şekillenen ve SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığını, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) adıyla tek çatı altında toplayan reforma imza atan Bakan olma kısmeti de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'e nasip oldu. Gazetemizin Ekonomi Müdürü İbrahim Kahveci, Bakan Çelik'le, bakanlıktaki çalışma ofisinde yeni sosyal güvenlik sistemini konuştu.

Bizde sendikacılık patron sendikacılığı


n 12 Eylül sonrası neredeyse hiç dokunulmayan bir sendika yasamız var.

İşçilerden para toplanıyor ama işçilerin hakları noktasında ise eksiklikler var. Tabiri caizse parayı alan sendika ama işçinin hakkını savunma devlete bırakılıyor. Sendikacılığa ilişkin bir çalışma yapılıyor mu?

Bizdeki Sendika Yasası 12 Eylül'ün mahsülü doğru. Bu yasanın değişmesi gerekiyor. Bir kere örgütlenme hakkını savunmamız gerekiyor. Yani olayın sorunlu yönlerini yargıya havale eden değil kendi iç denetimiyle, iç değerlendirmeleriyle çözüme kavuşturan örgütlü toplum amaçlıyoruz.

Şimdi bir sendika düşünün ki bindiği dalı kesiyor yani iş yerini kurutmaya çalışıyor. Ül-keye büyük zarar verdiği gibi farkında değil kendisine de zarar veriyor. Türkiye'deki mevcut sendika mevzuatından dolayı şu anda önemli sayıdaki sendikanın hukuken aslında varlığı tartışılır. Ülke genelinde yüzde on barajı var işletme bazında elli artı bir barajı var. Bunların üye kaydında noter şartı var. Bakıyosunuz kaç üyenin öldüğü, kaç üyenin gerçek üye olup olmadığı muallak. Şu anda 3,5 milyon civarında olan sendikalı sayısı 800-900 binlerde. Türk çalışma hayatına yakışmayan tablo bu.

Çalışma Bakanlığı olarak 2009 tarihi itibari ile bunları güncelleyeceğiz. Bizde sanal sendika üyeleri var. Bugüne kadar çalışma Bakanlığı tarafından yayınlanan tüm rakamlar sanal üyeler. Televizyonculuk yapan, otel işleten sendikalar var. Yani işçi emeğin hakkını koruma patronuna dönüşmüş.Patron sendikacılığı gibi yani.

İşveren, yüzde 25 az ödeyecek


Çalışma Bakanı Faruk Çelik, görüşmemizde reel sektöre yönelik düzenlemelere de dikkat çe-kerken, işverenin yükünü azaltmaya çalıştıklarını ifade etti. 1 Ekim'de yürürlüğe giren istihdam paketiyle 5 puanlık prim indirimini gerçekleştirdiklerini hatırlatan Çelik, "İşveren sigorta piriminden 5 puan indirim gerçekleştirdik ama işverenin prim ödemesinde bu yüzde 25'e tekabül ediyor. Yani iş veren ödediği sigorta piriminin yüzde 25'ini bu ayın sonundan itibaren ödemeyecek' dedi. Genç istihdamını teşvik ettiklerini kaydeden Çelik, 18-29 yaş arasındaki yeni işe alınan gençlerin iş veren primininin 1. yıl yüzde 100'ünü, 2. yıl yüzde 80'ini , 3. yıl yüzde 60'ını, 4. yıl yüzde 40'ını devletin ödeyeceğini vurguladı.