Fakat Türkiye'nin bu potansiyeli harekete geçirebilmek için atması gereken bazı adımlar var. Doğrudan yatırımların tüm dünyada gerileme sürecine girdiği şu günlerde Türkiye, sadece yüksek faiz ile sıcak para çekebilme yeteneğine sahip. Fakat kriz ortamında tedirgin olan sıcak para likitte kalmayı tercih edebiliyor. Türkiye'nin özellikle kriz dönemlerinde yabancı fonları çekebilmesi için 3-5 yıl vadeli farklı finansal enstrümanları çıkarması gerekiyor. Bunların başında da varlığa dayalı menkul kıymetlerin ihracı geliyor.

KRİZ BİZİM İÇİN FIRSAT

Suudi Arabistan'ın devlet bankası NCB'nin yüzde 60'ını satın aldığı Türkiye Finans'ın Genel Müdürü Yunus Nacar, Türkiye'nin gelinen noktada tarihi bir fırsat yakaladığını kaydediyor. Katılım bankaları olarak Körfez fonlarını Türkiye'ye çekmek için yıllardır yasal zemin hazırlamaya çalıştıklarını ifade eden Nacar, kira sertifikası ya da Sukuk-u İcara denen varlığa dayalı kağıtların çıkarılması halinde Türkiye'ye önemli miktarda fon girişi olacağını söyledi.

FONLAR GELMEK İSTİYOR

Dünyada baş gösteren finansal kriz ile birlikte Türkiye'nin Körfez fonları için en ideal yatırım ortamı haline geldiğini belirten Nacar, Türkiye'nin, başıboş dolaşan yüz milyarlarca dolarlık fonları çekebilmesi için, finansal enstrüman üretmesi gerektiğini kaydetti. Nacar, şöyle konuştu:

" Türkiye'nin Amerika'daki, Avrupa'daki gibi patlayan enstrümanlar yerine daha net, daha açık, daha güvenli enstrümanlar üretmesi lazım. Körfez fonlarının beklediği en önemli konulardan bir tanesi kar-zarar ortaklığı senetleri gibi kira sertifikası gibi 3-5 yıllık vadeli, alım satım imkanı olabilen kağıtlar istiyorlar. Hükümetle mutabık kalıp en kısa zamanda çıkarabilirsek 2009'da bu manada daha fazla fon elde etmemiz mümkün olacak."

ORTADOĞU'NUN İSVİÇRESİ

Körfez fonlarının aslında Türkiye'ye gelmek istediğini vurgulayan Nacar, " Sendikasyon kredileri, murabaha kredileri çok sınırlı kalıyor. Adamlar 6 ay sonra bir yıl sonra satabileceği finansal ürünler istiyorlar. Likit bir değer elde etmek istiyorlar. Hükümetin bu konuda açılımı olursa İstanbul elbette finans merkezi olur, Körfez ve Arap ülkelerindeki fonların yeni 'İsviçre'si olabilir" dedi.

Türk bankalarının değeri katlanacak


Türkiye Finans Genel Müdürü Yunus Nacar, küresel kriz ortamında Türk bankalarının rüştünü ispatladığını belirterek, piyasalardaki durulmadan sonra Türkiye'deki bankacılığın değerinin katlanacağını söyledi. Türkiye'nin krizden fazla etkilenmemesinde 2001'den sonra alınan tedbirlerin çok etkili tesirlerinin olduğunu hatırlatan Nacar, " Hem siyasi hem de ekonomik istikrar, bankacılık sisteminin ve reel sektörün istikrarını kalıcı hale getirdi" dedi. Türk bankacılık sektörünün güçlü yapısına, gerçek bankacılık yaparak geldiğine dikkat çeken Türkiye Finans Genel Müdürü Yunus Nacar şunları söyledi: " Katılım bankacılığı topladığı mevduatın yüzde 100'ünü krediye dönüştürüyor, diğer bankalar da yüzde 70-80 dönüştürme noktasına gelmeye başladı. Türkiye'deki bankalar artık gerçek işlevini yapmaya başladı."

Küresel krizin boyutu IMF'yi aştı

2001 krizinde Türkiye'ye Dünya Bankası'nın, IMF'nin geldiğini hatırlatan Nacar, bugünkü krizin vehametini " Bugünkü krizde Dünya Bankası'nın, IMF'nin ne adı var, ne de sözü var. Mesele o kadar büyük ki bir uluslararası kuruluşun bile bir şey söyleyecek, müdahale edecek durumu yok. Kriz onları aşmış durumda" sözüyle özetledi. Türkiye'deki bankacılığın mortgage gibi türev ürünlerinin olmadığını da kaydeden Nacar, " Bizim bankacılığımız açık ve net; tasar-rufları topladık ve reel sektöre kredi olarak kullandırdık. Bunun dışında sendikasyon kredilerini aldık reel sektöre kullandırdık. Ama yurtdışı bankalarda mortgage fonları oluştu. Bunu yatırım bankaları aldı. Yatırım bankaları diğer bankalara fonlara sattı, derken, bir yerden çivi çıktığı anda da aynı domino taşı gibi her yere vurdu" şeklinde konuştu.