Yazıcıoğlu, hükümetin hazırladığı Ulusal Program (UP) taslağı konusunda BBP'nin görüşlerini içeren raporun Dışişleri Bakanlığı'na gönderildiğini açıkladı. Raporda, partisinin AB'ye üyeliğe karşı olduğunu hatırlatan Yazıcıoğlu, AB üyeliğiyle ilişkilendirilmeden, Türk milletinin kalkınması, demokrasinin gelişmesi ve devletin bekası doğrultusunda, taslak programda yer alan bazı düzenlemelerin BBP'nin parti program ve politikalarına uygun düştüğü yönleriyle desteklenebileceğini ifade etti.
Çiftçilerin ve henüz gelişmekte olan küçük ve orta işletmelerin, sanayicilerin, AB ülkelerindeki gelişmesini tamamlamış rakipleriyle rekabete sokmanın, ülke tarımını ve iş adamlarını kapağı açılmış baraj sularının altında bırakmak olduğunu savunan Yazıcıoğlu, " Serbest dolaşım hakkı, AB ile bir karara bağlanması gereken önemli bir husustur. Bu konuda bir sonuca varılması gereklidir. AB istiyor diye yapılan özelleştirmelerde stratejik kurumlarımız ve milli sermayemiz yabancıların eline geçmesinden endişe
duyuyoruz" dedi.
Türkiye'nin 21. yüzyılda bölgesel bir güç odağı haline gelmesi ve uluslararası platformda daha etkili olması gerektiğini vurgulayan Yazıcıoğlu, " Türk Devleti'nden özellikle iktidara gelmiş olan son üç hükümet döneminde, hukuki ve siyasi alanda Anayasal ve yasal değişiklikler yolu ile talepler karşılanmıştır. Siyasi düzenlemeler adı altında dış politikamızdan ve hassasiyetlerimizden ödünler vermemiz istenmektedir. Bu husus da bizim çekincelerimiz arasında yer almaktadır. Tarım işletmelerimizin ekonomik
yapısı düşünüldüğünde Türk çiftçisinin AB çiftçileri ile rekabet edemeyeceği aşikardır. AB'den gelecek olan tarım ürünlerinin ithalat dalgasının karşısında zaten karın tokluğuna ziraat yapan çiftçimiz karnını bile doyuramaz hale düşecektir. Çiftçilerimizin ekonomik ve sosyal yönden gelişmesi sağlanmadan AB çiftçileri ile rekabete sokmak köylümüzü tufanda bırakmakla aynıdır. Tarım sektöründe yaşanacak olan benzer sıkıntılar Türk sanayisinde ve küçük esnafımızda da yaşanacaktır. Gerek sanayimizin ve gerekse
orta ve küçük işletmelerimizin teknolojik ve birim maliyetleri bakımından AB üye devletlerindeki sanayici ve küçük, orta işletmeler ile rekabet edebilecek imkanlarda değillerdir. Henüz gelişmekte olan sanayimizi, gelişmesini tamamlamış sanayilerle rekabete sokmak demek onları kapağı açılmış baraj sularının altında boğulmaya terk etmekle aynıdır. Sanayicimiz ve iş adamlarımız henüz bu rekabete hazır değildir" ifadelerini kullandı.

" TERÖRİSTLERİN İDAMLA CEZALANDIRILMASINI SAVUNUYORUZ"
Raporunun siyasi kriterler bölümünde terör suçlarına idam cezasının kaldırılmasına karşı olduklarını bildiren Yazıcıoğlu, " Ankara-Ulus'ta, İstanbul Güngören'de, Diyarbakır'da, köylerde, ilçelerde, şehirlerde çocuk, bebek, yaşlı, genç, kadın, erkek sivil vatandaşlarımızın ölümüne sebep olan binlerce güvenlik görevlimizi şehit eden insanlık düşmanı teröristlerin idamla cezalandırılmasını savunuyoruz" dedi.
Vakıflar Kanunu'nda yapılan değişikliğin gelecekte ülkemize sıkıntı vereceğini düşündüklerini belirten Yazıcıoğlu, küresel ekonomik kriz sürecinde hükümetin gerekli tedbirleri almasının önemi üzerinde durdu.
Kayıt dışı ekonomiyi takip etmek ve sistem içerisine sokmak için " vatandaşlık kimlik numarasının" etkin bir şekilde kullanılmasına işaret eden Yazıcıoğlu, bunun için Merkezi Bilgi Sistemi Birimi kurulması önerisinde bulundu. Yazıcıoğlu, " Bu Merkezi Bilgi Sistemi Birimi hukuka uygun ve mahremiyeti ihlal etmeden vatandaşlık kimlik numaralarının yaptığı bütün harcamaları, ekonomik kazanımları ve yapılan ticareti tespit edebilmelidir. Bu sayede kayıt dışı kazanç ve kayıt dışı ekonomi belirlenebilir"
görüşlerine yer verdi.
Para politikasının uygulanmasında tek yetkili kurumun T.C. Merkez bankası olması gerektiğini savunan Yazıcıoğlu, " Büyük Birlik Partisi olarak Merkez Bankasının İstanbul'a taşınmasının gereksiz masraf olduğuna ve 'Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Başkenti Ankara' imajına zarar vereceğini düşünüyoruz" dedi.

" STRATEJİK KURULUŞLARIN YABANCILARA SATIŞI TÜRKİYE'Yİ RİSK ALTINA SOKABİLİR"
BBP olarak özelleştirmeye karşı olmadığını, fakat AB uyum mevzuatı doğrultusunda yapılan ve devam etmekte olan özelleştirmeleri onaylamadıklarını belirten Yazıcıoğlu, Elektrik Üretim Anonim Şirketi ve Elektrik Dağıtım Anonim Şirketlerinin özelleştirilmesi ile ilgili olarak TBMM'ye sundukları kanun tekliflerini hatırlatarak, BBP'nin bu teklifinin özelleştirmede model olarak uygulanmasını önerdi. Yazıcıoğlu, şunları kaydetti:
" Stratejik kurumların özelleştirilmesi, milli finans sektörümüzün yabancıların eline geçmesi ve yabancı ağırlığının artması, özelleştirilen kuruluşların denetiminin yapılmaması hususlarında endişelerimiz vardır. Özelleştirme uygulamalarının sonuçları itibariyle endişelerimizi kısaca özetleyecek olursak; özelleştirilen kurumlardan gelen kaynağın, bunların arsa bedelini dahi karşılamadığı, birçok kuruluşun özelleştirildikten hemen sonra faaliyetlerinin durdurularak, sadece arazilerinin değerlendirildiği,
karlı kuruluşların zararlı hale getirilmesiyle, devletin vergi kaybına uğratıldığı, Borsadaki spekülasyonlar aracılığıyla küçük hisse sahiplerinin hisselerinin toplatıldığı, yoğun işten çıkarmalarla istihdamın düşürülerek işsizliğin yaygınlaştırıldığı, sırf yabancı sermaye gelsin diye yabancıya satılan kuruluşların karlarının dışarıya transfer edildiği görülmüştür. Özelleştirilen kuruluşlarda yenileme, geliştirme amacıyla yatırım yapılmadığı için zamanla artan ihtiyaca cevap veremeyecek duruma geleceği ve
stratejik kuruluşların yabancılara veya yabancı ortaklı holdinglere satışı ile ülkenin her yönden risk altına gireceği sonuçları beklenmektedir."

" BBP, AB ÜYELİĞİNE KARŞIDIR"
" Ekonomik kriterler bütünsel olarak incelendiğinde hedeflerin uzun vadeli olduğu ve mevcut hükümetin yetki süresini aşabileceği görülmektedir" diyen Yazıcıoğlu, bunların başarılmasının da, AB 'fasıllarının' önkoşulunu oluşturduğuna dikkat çekti. Yazıcıoğlu, " Hal böyle olunca hükümetin hedeflerini siyasal programını aştığı ve taslak programın, hükümetin ana programını genişlettiği tespit edilmektedir. Partimiz, AB üyeliğine karşı olduğu görüşünü her platformda ilan etmekle birlikte; Türk milletinin
kalkınması, demokrasinin gelişmesi ve devletin bekası doğrultusunda, taslak programda yer alan bazı düzenlemelerin parti program ve politikalarımıza uygun düştüğü yönleriyle desteklenebileceğini düşünmekteyiz" dedi.
Sağlık, eğitim, savunma, enerji, radyo-televizyon yayıncılığı alanlarında devletin katılım payının düşürülmesinin planlandığını belirten Yazıcıoğlu, " Bu sektörlerin nasıl ve hangi anlayışların eline geçeceği belli dahi değildir. Bu üç alanda devletin payı ve denetimi zafiyete uğratılmamalıdır" dedi.
Yatırım ortamının iyileştirilmesi konusunda ise, 2001 yılında yürürlüğe konulan " yatırım ortamının iyileştirilmesi reform programı" na devam edilmesinin yatırımların teşvikini sağlayacağını anlatan Yazıcıoğlu, " Ülkenin yekpare gelişmesi için Doğu ve Güneydoğu illerinin önceliği ve teşviki özel olarak göz önünde bulundurulmalıdır" dedi.
BAYRAM KILINÇER