Özince, günümüz ekonomi ve piyasa koşullarında bölgesel ve uluslararası fırsatların, yeni iş alanları ve sektörel gelişim fikirlerinin ele alındığı geleneksel " İş'le Buluşmalar" toplantısında bir konuşma yaptı. Özince, İş Bankası'nın şu anki 10 milyar YTL'yi aşan sermayesinin uluslararası anlamda gerekecek sermaye seviyesinin yaklaşık iki katı büyüklüğünde olduğunu belirtti. Bunun yüzde 50 daha büyüyeceği düşüncesinde olduğunu ifade eden Özince, " Yani İş Bankası olarak daha çok şube açarız, daha çok
istihdam yaparız, daha çok kredi veririz ve bu çalkantılı dönemleri göğüsleriz" dedi.
2001 krizi yaşandığında Türk bankacılık sektörünün bu kadar güçlü olmadığını anlatan Özince, şöyle konuştu: " Risk yönetim prensipleri, sermaye prensipleri, çoğu AB'den devşirdiğimiz prensipler bize bu kadar empoze edilmiyordu. İkincisi o yıllarda mevduat garantisiyle, ülkemizde birçok hatalı mevduat bankacılığı nedeniyle çok kötü rekabet koşullarıyla karşı karşıya kalmıştık. İş Bankası olarak büyümede çok sıkışmıştık. Fakat 2001 krizinden sonra yeni çıkan sistemden sonra çok sağlıklı büyüdük. Hem
bilançomuz daha rekabetçi, iş yapacak boyutlara geldi hem de sermayemiz çok güçlendi. Amacımız İş Bankası gibi kurumların gelecek için daha sonraki nesiller için iyi hizmet verecek güçte ve dirilikte olmasını sağlamak. Bütün amacımız bu."
Dünyada yaşanan krizi herkesin çok merak ettiğini belirten Özince, şunları söyledi: " Gerçekten de önemli görünüyor. Mutlaka ülkemizi etkileyecek. Hemen birbirimize ağır eleştirilere başlamayalım krizi gördük görmedik diye. Bunlar gereksiz şeyler. Biz neyi ne zaman yapacağımıza bakalım. Krizi ABD dahil herkes biliyordu."
Geçen yıl Dünya Bankası toplantısında da bugün yaşananların teşhisi konulduğunu anlatan
Özince, sözlerini şöyle sürdürdü: " Bir aydan fazla zaman geçti. Bankalarımız sağlam duruyor. En fazla bazı bankalar kredileri geri çağırdı, çağırmasa iyiydi. Mevduatların ödenmesinde bir sıkıntı yok. Bankacılık sektörümüz güçlü, oradan bize bir külfet değil fayda gelecek. Rekabet ettiğimiz ülkeler de bu krizden fazla etkilendi. İstikrarı sağladığımızda çok şey yapabilecek güçteyiz. Netice itibariyle biz Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceğine inanıyoruz. İş Bankası olarak bu konuda misyonumuzu noksansız
sürdüreceğiz."
Adana Sanayi Odası (ADASO) Başkanı Ümit Özgümüş de, dünyanın 1929 yılında yaşanan ekonomik buhrandan sonra en büyük krizi yaşadığını ifade ederek şöyle konuştu: " Öyle görünüyor ki bu nitelikte bir kriz ilk kez yaşanıyor. Bölgesel krizler, ülkelerde krizler görüldü, petrol krizleri görüldü ancak böyle bir küresel kriz ilk kez yaşanıyor. Dip göründü mü, çıkış aşamasında mıyız? Herkesin merak ettiği bu." Bu krizin küresel sermayenin denetimsiz ve kontrolsüz dolaşımının bir sonucu olduğunu anlatan Özgümüş,
konuşmasına şöyle devam etti: " Nerede bitecek, nerede duracak, nerede dibe vuracağız, hep birlikte göreceğiz. İşadamlarımıza önerim, uzmanların söylediklerine çok fazla kulak asmamaları, kendi bilgi, birikimleri ve önsezileriyle hareket etmeleridir."
Türkiye'nin küresel düşünüp ulusal hareket etmek zorunda olduğunu anlatan Özgümüş, Türkiye'nin şu an krizin kısa sürmesi için dua etmekten başka yapacağı birşey bulunmadığını savundu. Bankacılık sektörüne de seslenen Özgümüş, kredilerin geri çağrılmasının işletmeleri zora sokacağını belirterek " Bankalarımızı kötü dönemi birlikte geçirmeye, riski paylaşmaya davet ediyoruz" dedi.
Adana Ticaret Odası Başkanı Şaban Baş ise, krizin atlatılabilmesi konusunda toplumun her kesimine önemli görevler düştüğüne işaret ederek şöyle konuştu: " Hepimiz aynı gemideyiz. Gemide yaşanan bir sıkıntı hepimizi etkiler, üzer. O nedenle sorunu kişisel değerlendiremeyiz. İş dünyasında güven bunalımı ve belirsizliklere neden olabilecek kişisel çözümlere yönelmek yerine; gemiyi güvenli limana nasıl yanaştırabileceğimizin mantığıyla hareket etmeliyiz."
Adana Ticaret Borsası Başkanı Fethi Coşkuntuncel ise, Türkiye'nin dünyada yaşanan krizden etkilenmemesinin mümkün olmadığını vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti: " Bazı tedbirler almamız gerekiyor. Bu tedbirleri almakta geç kalırsak krizden daha çok etkileniriz. Çünkü ekonomimiz kırılgan bir yapıya sahip. Kriz iyi idare edilmezse Türk sanayisi Avrupalı, Afrikalı rantçıların eline geçer. Buna izin vermemeliyiz."