Dünyada yaşanan ekonomik krizin etkilerinin en aza
indirilmesi kapsamında Mersin'de finans ve reel sektör temsilcileri 'diyalog'
için bir araya geldi. MESİAD öncülüğünde Armada Center'da organize edilen
etkinliğe Mersin'de faaliyet gösteren bankaların merkez şube müdürleriyle
birlikte Mersinli işadamları katıldı.

Burada konuşan MESİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mustafa Güler, reel ve
finans sektörünün etle tırnak gibi birbirinden ayrılmaz parçalar olduğunu
belirterek, her iki sektörün başarı ve başarısızlığının birlikte ölçüldüğü,
bunu nedenle sektörlerin iki önemli yol arkadaşı olduğunu kaydetti. Mustafa
Güler, bugün yaşanılan ekonomik krizin Türkiye'nin kendisinden kaynaklanan bir
kriz olmadığının altını çizerek, " Biz, kendi krizimizi 2001 yılında
yaşadık ve bunun da bir şekilde üstesinden geldik. İnsanlık

tarihi değişik boyutlarda yaşanılan krizlerle doludur. Ama bu krizlerin
sonucunda hiçbir devlet kapanmadı sadece aktörler değişirken reel sektör de
bitmedi" dedi.

Krizi iyi yöneten ülkelerin, yaşanan süreçten güçlenerek çıkıp, kendi trendini
yükselteceğine dikkat çeken Güler, 2001 krizinin ardından Türkiye'de üretimin
arttığını ve değerlerin yükselişe geçtiğini ifade ederek, yeni zenginliklerle
birlikte gayri safi milli hasılanın da artış eğilim gösterdiğini, Türkiye'nin
dünyanın en önemli ekonomik gücü haline geldiğini hatırlattı. Güler, bu sürecin
ilerleyen dönemde de aynı şekilde işleyeceğini savunarak, bu noktada da
yapılması gerekenin de; finans sektörüyle

reel sektör arasında doğrudan doğruya bir diyalogun kurulması olduğunu
kaydetti.

Finans ve reel sektörün, üretimin zenginleştirilmesinde temel faktör olduğunu
anlatan Mustafa Güler, krizin en önemli boyutunun da psikolojik boyutu
olduğunu, bu kapsamda da yaratılan korku ve endişenin toplumun içine
kapanmasının yanında tüketimini de ertelemesine neden olduğunu vurguladı.
Güler, psikolojik etkilerin aynı zamanda da krizin etkilerinin daha da derinleşmesine
neden olacağını belirterek, krizin en önemli etkisinin de sokağa yansıdığını,
kapanan işletmelerin ise binlerce ve hatta onbinlerce

insanın işsiz kalması anlamını taşıdığını dile getirdi. Güler, " Bu nedenle
de kimse yaşanılan sürece kayıtsız kalamaz ve kalmamalıdır da. Yani bu
zenginlerin işidir ya da bankacıların, şirketlerin işidir denilmesi yanlış
olur. Çünkü finans sektöründen herhangi birinin krizden olumsuz etkilenmesi çok
kısa bir sürede reel sektöre de yansıyor. Bu durumda işsizlik olgusunu arttırırken
toplumun tüm kesimlerine yansıyor. Dolayısıyla söz konusu süreci hep birlikte
yaşayacağımız için iki yol arkadaşı olarak, bu

süreci hep birlikte aşmalıyız. Finans sektörünün penceresinde, reel sektörün
yüzü vardır. Bizim gündelik yaşamda fark etmediğimiz, ıskaladığımız çok fazla
zaafımız var. Bunları gidermemiz lazım. Aynı şekilde dostane bir şekilde süreci
yürütmemiz lazım. Çünkü kırılmakla, darılmakla bu iş yürümüyor. Aldığımız borç
bizim borcumuzdur ve bunu da bir şekilde geri ödememiz gerekiyor" diye
konuştu.

Yaşanan krizden herkesin etkileneceğini ve bundan da kaçış olmadığını sözlerine
ekleyen Güler, sürecin iyi yönetilmesi durumunda krizin etkilerinin
azaltılacağını, Mersin'in ve doğal olarak da Türkiye'nin krizden güçlü bir
şekilde çıkabileceğini, sürecin yanlış yönetilmesi ve panik havası içinde
hareket edilmesi durumundaysa; zararın boyutlarının da artacağını ifade etti.

MESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ali Doğan da, Türkiye'de istikrarın devam etmesi
için bir güven eksikliği sorunu olduğunu, bu durumun da hemen hemen her kesim
için geçerli olduğunu söyledi. Ali Doğan, ekonomide daralan talebin yeniden
canlanabilmesi için gerekli önlemlerin alınarak, finans sektörünün
desteklenmesi için de yeni yatırımların en kısa sürede hayata geçirilmesi önerisinde
bulundu. Aşırı ve lüks tüketimine yaşanılan süreçte belirli bir dönem ara
verilebileceğini, bununla birlikte insanların kriz

ortamında tasarrufa yöneleceğini kaydeden Doğan, her türlü ticari faaliyetin de
kayıt altında alınmasının aciliyet taşıyan bir konu olduğunu belirtti.