Bu iddiayı
hukuki platforma taşıyacağız. Bununla ilgili gerek biz, gerekse Dış Ticaret
Müsteşarlığı çalışmalarını sürdürüyor" dedi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Enerji
Piyasası Düzenleme Kurumu, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, Elektrik İşleri Etüt
İdaresi Genel Müdürlüğü, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Maden Tetkik ve Arama
Genel Müdürlüğü ile Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün 2009 yılı bütçeleri kabul
edildi. Toplantı sonunda milletvekillerinin bütçe üzerindeki sorularını cevaplandıran
Güler, enerjide öncelikli politikalarının Türkiye'yi uluslararası alanda enerji
aktörü haline getirmek
olduğunu kaydetti. Dışa bağımlılığı azaltmak için kaynak çeşitliliği
oluşturduklarını, bu kapsamda önemli enerji yatırımları yapıldığını belirten Güler,
2002-2008 yılları arasında 9 bin 880 megavat enerji yatırımının devreye
girdiğini söyledi. Doğalgazda 2025'e kadar süren kontratlar olduğunu belirten
Güler, " Bu gazı elektrikte kullanmasanız, şehir ısıtmasında
kullanacaksınız. Biz de buraya ağırlık verdik" dedi.
İktidarları döneminde 3 bin 860 megavatlık enerji yatırımının başladığını ve
devreye alındığını ifade eden Güler, " Bu da aşağı yukarı 7.5 Keban
yapıyor. Ayrıca lisans alan santrallerde yaklaşık 11 bin 250 megavatlık kısmın
da yatırımlarına başladık. Bunun da karşılığı 8.5 Keban Barajı karşılığı yapar.
Yatırım faaliyetlerinin dışında 2014 yılına kadar 7 bin 500 megavatın devreye
girmesi bekleniyor" diye konuştu.
Mersin Akkuyu'na yapılması planlanan nükleer santralin ardından Sinop'ta
yapılacak nükleer santralin de lisans işlemlerinin hazır olduğunu kaydeden
Güler, " Şimdi de ihalesi yapılacak. Nükleere mutlaka gireceğiz.
Uranyumumuz da, sodyumumuz da var, bunun da özümsemesini yapacağız. Zaten bizim
yakıtla ilgili çalışmalarımız sürüyor. Şu anda nükleerle ilgili çalışmalarımız
bu" dedi.
TPAO'nun petrol arama çalışmalarına ağırlık verdiklerini, arama bütçesini 8 kat
artırdıklarını bildiren Güler, " Türkiye'de hem petrolün hem de doğalgazın
olduğuna inanıyoruz. Bunlar boş inançlar değil. Sismik çalışmaların çıkarttığı
şey. Denizde olan çalışmalarla ilgili tüm sondajların kontratları dolu, boşta
gemi yok. Türkiye'nin geleceğe dönük rahat edeceği çalışmaları TPAO'yla
birlikte yaptık. BOTAŞ iftihar ettiğimiz kuruluşlardan bir tanesi. BOTAŞ, şu
anda BTC, Nabucco, Şahdeniz projelerini başarıyla
yürüten bir şirket. Burada bizi tenkit ederken şirketlerimizi tenkit etmeyin.
Bunlar bizim milli değerlerimiz, hepsinin bir itibarı var. Bu itibarla biz
Türkiye'nin arz güvenliği dahil çok önemli işler yapıyoruz. Beni eleştirirken
kurumlarımıza dokunmayın" şeklinde konuştu.
'AVUKAT' TARTIŞMASI
Daha sonra DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, ÇEAŞ ve Kepez'in
kamulaştırılmasıyla ilgili uluslararası tahkimdeki davaya, hükümetin gereken
önemi vermediğini öne sürdü. Uzanlar'ın bu iki şirketin belli bir hissesini
Güney Kıbrıs'ta Libananco adlı bir firmaya sattığını belirten Kaplan, davanın
bitme aşamasına geldiğini ve 12 milyar doları kaybetme riskinin bulunduğunu
savundu. Kaplan, davanın kaybedilmesi durumunda paranın Hazine'den çıkacağını
belirterek, Bakan Güler'e bu davaya gereken önemi verip
vermediklerini sordu. Bakan Güler ise, burada kullanılan kelimelerin yarın
Türkiye'nin aleyhine kullanılacağını belirtti. Kaplan'ın hukukçu olduğunu ve
hukukun kurallarına dikkat etmesi gerektiğini kaydeden Güler, " Burada 'AK
Parti iktidarı, vesaire' deyip de olayı siyasallaştırmayın, sonra yarın bunlar
karşımıza geliyor" dedi.
CHP Trabzon Milletvekili Akif Hamzaçebi'nin Kaplan'ın sözlerine açıklık
getirmek istemesi üzerine AK Parti Kocaeli Milletvekili Muzaffer Baştopçu,
" Siz komisyondaki milletvekillerinin avukatı mısınız?" dedi. DSP
İzmir Milletvekili Harun Öztürk'ün, 'Siz kimin avukatısınız?' diye sorması
üzerine Baştopçu, Öztürk'e " Her şeye maydanoz olma. Maydanoz"
karşılığını verdi. Bakan Güler de Hamzaçebi'ye, " Kaplan'ın sizin
avukatlığınıza ihtiyacı yok. Hasip Kaplan iyi bir avukat" dedi. Tartışma
komisyonu yöneten AK
Parti Kütahya Milletvekili Hasan Fehmi Kinay'ın araya girmesi ile sona erdi.
AB'NİN BOR KARARI
Bakan Güler, AB'nin boru 'üremeye olumsuz etkili toksik madde' listesine
almasıyla ilgili olarak, borun toksit olduğunu savunan bir grupla karşı karşıya
olduklarına söyledi. Güler, şunları kaydetti:
" Bu iddiayı hukuki platforma taşıyacağız. Bununla ilgili gerek biz,
gerekse Dış Ticaret Müsteşarlığı çalışmalarını sürdürüyor. Üstünlüğümüz olan bu
sahada bir rahatsızlık var, daha önce rezervlerde birinciydik, ancak piyasada
ikinci durumdaydık. Şimdi de pazarda birinci sıradayız. Teknik olarak fareler
üzerinde yapılan deneyler var. Bu deneylerde çıkan çalışma, insana teşmil
edilmiş gibi gösteriliyor. Bor, vitamin haplarında da, veterinerler tarafından
da yaygın bir şekilde kullanılıyor. Tıpta öyle bir
sınır var ki; hangi konu olursa olsun fazla kullanırsanız toksik etki
yapabilir. Hukuki olarak konuyu takibe aldık. Üniversitelerimizle komisyon
çalışmalarımız var. Öğretim üyeleri ve profesörlerinin yaptığı çalışmalar var.
Bu noktada bizim gönlümüz rahat. Biz bu değerden vazgeçecek değiliz."





