düzenlenen 17. Kalite Kongresi'nin açılışında konuşan TÜSİAD Yönetim Kurulu
Başkanı Yalçındağ, Türkiye'de firmaların toplam kalite uygulamaları giderek
yaygınlaşsa da toplam kalite yönetiminin ülke çapında uygulanması ve
içselleştirilmesi yolunda çabalara olan ihtiyacın sürdüğünü söyledi. Yalçındağ,
sağlıklı bir kalite altyapısı oluşturan şirketlerin, ürün ve hizmetlerinde
yenilikçi olma ve rekabet avantajlarını geliştirme yolunda güç kazanacaklarını
da ifade etti.
Dünya ekonomisinin ABD'de yaşanan yüksek riskli aşırı borçlanma nedeniyle karşı
karşıya kaldığı krize de işaret eden Yalçındağ, küresel sarsıntıdan en az
hasarla çıkmanın yolunun, iyi düşünülüp tartışılmış bir yol haritasına sahip
olmaktan geçtiğini söyledi. Ekonomide ve AB'ye uyumda Türkiye'nin mukavemetini
artıracak tedbirlerin, sonrasında süreçten kazançlı çıkılmasının temellerini
oluşturacağını kaydeden Yalçındağ, " Bu çerçevede, sadece bugünün
sorunlarını çözmeye değil, geleceğe yatırım yapmaya da
odaklanmak gerekiyor. Geleceğe yatırımın en önemli unsurlarından biri, insana
yatırım yapmak. Bu bağlamda toplam kalite yönetiminin önemi bir kez daha
karşımıza çıkıyor" dedi.
Kalite Kongresi'nin bu yılki temasının " Kaliteli Çalışmak, Kaliteli
Yaşamak" olduğunu hatırlatan TÜSİAD Başkanı Yalçındağ, iş yaşamının, yaşam
kalitesine etkilerinin günümüzde çok daha yoğun hissedildiğini söyledi.
Küreselleşme ve teknolojik gelişme hızının şirketlerde stratejik yönetimi öne
çıkardığını kaydeden Yalçındağ, " Şirketler yeni yönetim metodlarına ve
rekabet ortamında süreçleri yönetecek lider arayışına yöneliyor. Sürdürülebilir
rekabet üstünlüğü için tüm süreçlerde en önemli kaynak, çalışanlar... Kurumları
yaşatan en önemli değer olan çalışanların işlerini severek yapmalarını
sağlayacak ortamların sunulması, kaliteli bir çalışma yaşamını ve çalışanların
liderlik ve yaratıcı yönlerinin ortaya çıkmasını
sağlıyor. Tüm bu faktörler kurumların yenilikçi süreçleri işleterek fark
yaratmasına da katkı yapıyor" şeklinde konuştu.
Şirketin başarısı ve rekabet üstünlüğünde en önemli etkenlerden birinin de
çalışanlar arasında çeşitliliğin sağlanması olduğunu belirten Yalçındağ, iş
yaşamında farklılıkların önünün açılması, başta kadınlar olmak üzere tüm
kesimlere yönetimde fırsat eşitliği sağlanması, daha geniş demokrasi ve insan
haklarına saygının, sürdürülebilir kalkınma ve farklı yeteneklerin katma
değerini iyi kullanabilen bir işgücü piyasası açısından önem taşıdığını
söyledi. Yalçındağ şöyle devam etti: " Bu doğrultuda uygulanan
programların başarısı, bu konunun kuruluşlar içinde bütüncül bir bakış açısıyla
ele alınmasıyla mümkün. Bu ise, organizasyonel süreçlerin ve kurum kültürünün
yeniden tasarlanması anlamına geliyor. Türkiye'nin birçok büyük kuruluşunun üst
yönetimlerinde kadınların görev yapması bu anlamda dikkat çekici olmakla
birlikte hem iş dünyasında, hem de kamu yönetiminde ve siyasette daha alınacak





