Türk-İş temsilcisi Yurdakul, asgari ücretin vergi dışı
bırakılmasını önerirken, TİSK temsilcisi Konuk, küresel krize vurgu yaparak
işletmelerden ağır taleplerde bulunulmamasını istedi.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu Bakan Çelik başkanlığında toplandı. Toplantıya
işçi kesimini temsilen Türk-İş, işveren kesimini temsilen ise TİSK katıldı.
Toplantının açılışında konuşan Bakan Çelik, Aralık 2002'de brüt 250.86 YTL olan
asgari ücretin yüzde 155.5 artışla Temmuz 2008'den itibaren 638.70 YTL olduğunu
ifade ederek, " Son 5.5 yıllık dönemde kümülatif enflasyon oranının yüzde
75.60 olduğu dikkate alındığında asgari ücretle çalışanların enflasyon
karşısında korunduğu açık bir şekilde görülmektedir"
diye konuştu.
193 Gelir Vergisi Kanunu gereğince 1.1. 2008 tarihinden itibaren Asgari Geçim
İndirimi uygulaması getirildiğini ve böylece asgari ücretle çalışanların net
ücretlerinde artışlar sağlandığını hatırlatan Çelik, " Bu uygulama ile
birlikte ele geçen net aylıklar 2007 sonu sonunda 419 YTL iken, bekar işçi için
2008 yılı yarısında 503, evli işçi için 512 YTL, evli bir çocuk sahibi işçi
için 519 YTL, evli iki çocuklu işçi için 526 YTL, evli üç çocuklu işçi için 533
YTL, evli dört çocuklu bir işçi için 535 YTL
olarak gerçekleşmiştir. Bir yıl içinde asgari ücretli işçinin eline geçen
tutarda yüzde 20 ile 28 arasında artış sağlanmıştır. Son dönemlerde asgari
ücret mümkün oluğunca çalışanların geçim şartları dikkate alınarak
belirlenmiştir. 2009 yılı için belirlenecek asgari ücretin komisyon tarafından
çalışma barışına olumlu katkı sağlayacak, ülkemizin koşullarına uygun bir
seviyede tespit edilmesini temenni ediyorum" şeklinde konuştu.
TİSK temsilcisi Ali Nafiz Konuk ise, küresel krizin Türkiye'deki işletmeleri
zora soktuğunu, daha şimdiden ihracattaki düşüş, iç pazardaki talep daralmanın
üretim kısıtlamalarına yol açtığını ve sanayide kapasite kullanımını düşürmeye
başladığını söyledi. Krizin yeni yatırımların askıya alınışı, şirket
kapanmaları, işsizlik artışı gibi son derece olumsuz etkilere sebep olduğunu
anlatan Konuk, " Bu zor dönemi atlatabilmek, hayatta kalabilmek için
işverenlerimizin olduğu kadar sendikalarımızın ve
İşçilerimizin de sorumlu davranmaları gerekmektedir. İşletmelerin rekabet
gücünü yok edecek taleplerde ısrarcı olunmamalıdır" diye konuştu.
Krizin Türkiye ekonomisi ve özellikle reel sektör üzerindeki olumsuz
etkilerinin 2009 yılında daha da ağır biçimde hissedileceğinin tahmin
edildiğini anlatan Konuk, şöyle devam etti:
" Uluslararası kuruluşların tahminleri Türkiye'de 2009 GSYİH artışının
yüzde 1'lere kadar gerileyebileceği yönündedir. En az ücreti ifade eden asgari
ücret, ekonominin seyrini belirleyen temel faktörlerden biridir. İçinde
bulunduğumuz bu zor dönemde asgari ücret artışının son derece dengeli ve
dikkatli biçimde tespit edilmesi gerekmektedir. Asgari ücret artışı,
işletmelerin ücret dengelerini bozmayacak, rekabet güçlerini zayıflatmayacak
bir düzeyde olmalıdır. Yapılacak tespit çalışanlara ve çalıştıranlara
fayda getirmenin yanında, işletmelerin varlığını korumaya yönelik de olmalıdır.
İşletme olmazsa ne işveren, ne işçi, ne de sendika olur. Yapılacak tespit,
krizle mücadelenin bir parçası olmalı, çalışana ve çalıştırana fayda
getirmelidir. Bütün bu nedenlerle, geçmişteki fiyat artışlarını yansıtma modeli
bu yılki tespitte terk edilmelidir. En az ücretin brüt düzeyinin artırılmasında
2009 yılı enflasyon hedefi esas alınmalı ve asgari ücretin üzerindeki vergi ve
sigorta primi yüklerinin azaltılması suretiyle
çalışanın eline geçecek net ücrette artış sağlanmalıdır. Bu ay başlayan,
işveren payında yapılan 5 puanlık sigorta primi indirimi yeterli olmamakla
birlikte olumlu bir gelişmedir. Hükümetten istihdamın üzerindeki yüklerin
azaltılması bakımından yeni adımlar beklenmektedir. Örneğin çalışanın kendisi
için asgari ücretin yarısı ölçüsündeki asgari geçim indirimi oranı
yükseltilmelidir" .
AB'nin resmi istatistik kurumu Eurostat'a göre Türkiye'de uygulanan asgari
ücretin 9 AB üyesi ülkeye kıyasla daha yüksek olduğuna dikkati çeken Konuk,
" En az ücretin kişi başına milli gelire oranının yüksekliği açısından
Türkiye, AB üyesi ülkeler arasında 2. sıradadır. Ülkemizdeki işsizlerin
çoğunluğunu ilk defa işe girecek olan ve yine çoğunluğu eğitimli genç
insanlarımız oluşturmaktadır. Genç işsizliği ile mücadele için yaşa göre
farklılaştırma kriteri AB'deki yaygın uygulama paralelinde 16'dan 25'e
yükseltilmeli ve iki grup arasında makul bir oran tespit edilmelidir" diye
konuştu.
Türk-İş temsilcisi Nihat Yurdakul, Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun ekonomik
krizin aşılmasına ciddi katkılar sağlama olanağına sahip olduğunu belirterek,
" Bu tarihsel bir fırsattır. Bu nedenle biz komisyonumuzun dünya
ekonomisinin daralacağı, ihracat olanaklarının zorlaşacağı gerçeğini de dikkate
alarak asgari ücreti toplumdaki toplam satın alma gücünü arttırıcı bir kaldıraç
olarak görmesini ve aşağıda sıralamaya çalışacağım temel prensipleri dikkate
alarak belirlemesini öneriyoruz" dedi.
Asgari ücretin vergi dışı bırakılmasını öneren Yurdakul, asgari ücretle çalışan
işçilere ve ailesine insanca yaşam standartları sağlanması gerektiğini
belirtti.
" Hiç birimiz 'ücreti ben kazandım bunu çocuklarımla ailemle paylaşmam'
diyemeyiz. Bunu aklımıza getirmek bile abestir. Ama ne yazık ki komisyonumuz
yıllardır asgari ücreti, çalışan bir kişiyi baz alarak hesaplamaktadır" diyen
Yurdakul, sözlerini şöyle sürdürdü:
" Bakmakla yükümlü olduğu kişileri hesaba katmamaktadır. Önerimiz asgari
ücret hesaplamasında asgari ücretlinin bir aile ellikle reel sektör üzerindeki
olumsuz etkilerinin 2009 ysinin olduğunun da dikkate alınarak hesaplama
yapılmasıdır. Bu hesaplama tekniği bu komisyonda daha önce kullanılmıştır.
Sayın bakanıma bir önerim var. Bu kriz ortamında ailelerin satın alma gücünü
arttırmak sosyal devletin asli görevidir. Sizde bu görevi yürütecek en önemli
kurumun basındasınız. Asgari ücret yönetmeliğin de bir
tek değişiklik için maliye bakanımızla birlikte emir vermeniz yeterlidir.
Asgari ücret hesaplamasında asgari ücretlinin yanı sıra 'aile unsuru da dikkate
alınır' ibaresi hem yıllardır yapılan bir yanlışın düzelmesini sağlayacak hem
de toplam gelirleri arttıracaktır. Komisyonumuz çalışma esaslarını belirleyen
yönetmelik gereği Türkiye İstatistik Kurumu'na yetişkin bir işçiye gerekli olan
gıda harcamasından yola çıkarak asgari yeter ücreti hesaplatmaktadır. Ancak
2002 yılından bu güne dek Kurumun komisyona
gönderdiği rakamların hep çok altında rakamlar asgari ücret olarak açıklandı.
Komisyon hep asgari ücreti hesaplatıp altında ücret açıklayan bir komisyon
oldu. Bu yıl komisyonumuz ekonomik konjonktürü dikkate alarak Türkiye
İstatistik Kurumuna yaptıracağı hesaplamanın ne kadar üstüne çıkabileceğini
müzakere etmelidir. Komisyonumuza hatırlatmak bile istemem ama basın yayın
organlarında dillendirenler olduğu için mahsurlarından bazılarını dikkatinize
sunmak isterim.Sözünü ettiğim konu bölgesel asgari ücret
konusudur. Komisyonumuz asgari ücreti ulusal düzeyde ve tek ücret olarak
belirlemelidir. Bu konu üzerinde işçi tarafı olarak hassasiyetle duruyoruz
çünkü tersi, hem bölgesel farklılıkların derinleşip kalıcılaşmasına hem de üniter
yapımızı sorgulayanların argüman kazanmalarına yol açabilir."





