Gazi Erçel, Türk-Arap İşadamları Derneği (TURAB), Mersin Genç
İşadamları Derneği (MEGAD), Mersin Yetkili Otomobil Satıcıları Derneği (MODER)
ve Dünya Gazetesi işbirliğinde Mersin HiltonSA Oteli'nde düzenlenen 'Global
Krizin Türkiye ve Mersin Ekonomisine Yansımaları' konulu toplantıya konuşmacı
olarak katıldı. Krizin kendisini ilk olarak finans sektöründe 2007 yılının
Temmuz ayında gösterdiğini dile getiren Erçel, 2008 yılının hemen başında
alınan tüm tedbirlere rağmen krizin dünya ölçeğinde etkili

olduğunu kaydetti. Ekonomik krizi bir trene benzeten Erçel, " 2007 yılının
Temmuz ayı ile 2008 yılının Eylül arasında istasyonda yaşanan kriz, finans
kriziydi. Ekim-2008 başında finans krizi treni istasyondan ayrıldı ve banka
batışı treni geldi. Batış şimdilik engellendi ve kriz, finansal batakları
temizlemeye, banka sermayelerini arttırmaya ve fonlama krizi denilen kimsenin
kimseye para vermediği açmazı çözümlemeye yöneldi. Belli ölçüde de başarılı
oldu. Kasım ayı başındaysa istasyonun 2. peronuna iki

tren yanaştı. Biri resesyon treni, diğeri de bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin
treni. Bu şu anlama gelir, kriz finansal kriz olmaktan çıktı reel ekonomiyi
sarsan ve bizim gibi ülkelere sıçrama ihtimali yükselen bir yapıya kavuştu.
Dolayısıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Krizin artık dibini gördük'
şeklindeki açıklamalarıyla finansal krizi kastetmiş olabilir, doğrudur.
Finansal kriz dibe vurmuş olabilir ancak reel ekonomiyle olan kriz daha yeni
başlıyor" dedi.

Amerika'da konut sektöründe yaşanan açmazın ekonomik krizinde ana nedeni
olduğunu anlatan Erçel, reel ekonomiye sıçrayan krizin ne zaman sona ereceğinin
belli olmadığını savundu. Türkiye'de cari işlem açığının yüzde 5 oranın altında
olduğunu ifade eden eski Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel, ancak olası bir
global kriz durumunda Türkiye gibi diğer ülkelerin de çok hızlı ve yüksek
derecede etkilendiğini dile getirdi. Krizin 20 trilyon dolarlık bir zarara
neden olduğunu savunan Erçel, Türkiye'nin yüzde 5

büyüme oranına ulaşması gerektiğini, ancak bugün gelinen noktada söz konusu
büyüme oranının yüzde 1-2 olarak gerçekleşmesi beklendiğine dikkat çekti.

Türkiye'nin milli gelirinin 600 milyar dolar olduğu göz önüne alındığında da 4
puanlık bir düşüşün 24 milyar dolar, 5 puanlık bir gerilemenin de 30 milyar
dolarlık bir zarar anlamına geldiğini anlatan Erçel, krizin ne kadar süreceği
konusunda IMF bünyesinde uzmanların 1960-2007 yılları arasındaki resesyon,
durgunluk ve kredi daralmalarıyla birlikte hisse senetleri ve konut
fiyatlarında çöküşü incelediklerine işaret etti. Gazi Erçel, yapılan
araştırmaların sonucuna göre krizin bugüne kadar yaşanan en

ciddi kriz olduğunu, yaşanan krizin dibinin bulunmasından sonra resesyondan
kurtulup normalleşme için 18 aylık süreye ihtiyaç olduğunu söyledi.

Milli gelirde yaşanan düşünün de yüzde 5'e ulaşacağını, bu durum göz önüne
alındığında krizin dünyaya faturasının 20 trilyon dolar olduğunu tekrarlayan
Erçel, krizin en kötü senaryoya göre de kendisini 2 yıl daha hissettireceğinin
altını çizerek, özellikle 2009 yılında Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin
ayağını yere çok sağlam basması gerektiğini vurguladı. Erçel, 2007 yılında 38
milyar dolar olan açığın, 2008 yılının Ocak-Ekim döneminde 35 milyar dolara
ulaştığını, bununla birlikte Türkiye'nin 2009

yılında 35 milyar dolara ihtiyaç duyacağını belirtti. Erçel, borç ödemelerinin
bütün yükünün özel sektörün sırtına yükleneceğini, 2008 yılının sonunda 38.5
milyar dolar olan bu rakamın da 2009 yılında 42.1 milyar dolara ulaşacağı
bilgisini verdi.

Erçel, Türkiye'nin toplamda 82.8 milyar dolara ihtiyaç duyduğunu, söz konusu
paranın altında bir paranın bulunması halinde Türk Lirası'nın değer
kaybedeceğini, fazlasının temin edilmesi durumunda da bu kez de Türk Lirası'nın
değer kazanacağını vurguladı. İhtiyaç duyulan dövizin de yabancı sermayeden
temin edilmesi gerektiğini, ancak bunun da çok zor olduğunu belirten Gazi
Erçel, iş adamlarına da uyarılarda bulunarak, her zaman A, B ve C planlarını
hazır bulundurmaları istedi.