İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından düzenlenen 7. Sanayi
Kongresi, Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye Odalar ve Borsalar
Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve İstanbul Sanayi Odası (İSO)
Başkanı Tanıl Küçük'ün katılımıyla başladı.
Kongrede konuşan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, küresel mali krize Türkiye'nin,
güçlü bir kamu maliyesi, sağlıklı bir bankacılık sektörü ve etkili bir kurumsal
denetim-düzenleme çerçevesiyle yakalandığını, bu sayede 1994 ve 2001'de
yaşanıldığı gibi bir yıkımın ortaya çıkmadığını kaydetti.
Mevduatın krediye dönüşüm oranının, 2003 sonunda yüzde 43 iken, bu yılın Eylül
ayında yüzde 89'a ulaştığını belirten Hisarcıklıoğlu, " Yani elimizdeki
kaynağı zaten kullanıyoruz. Her yıl istihdam piyasasına giren 700 bin gencimize
iş bulabilmek için ise en az 50 milyar dolar yatırım yapmamız gerekiyor. Bu
yüzden büyümenin ve istihdam artışının sürmesi için dış kaynak teminine devam
edilmesi gereklidir. Küresel finansal kriz yüzünden dün kredi alınan
kaynakların bugün ortadan kaybolması veya kredi verecek
durumda olmaması, bankalarımızın ve reel sektörün yurt dışından kredi teminini
zorlaştırmaktadır. Buna paralel olarak yurt içindeki bankaların da kredi verme
standartlarını sıkılaştırdıklarını ve dolayısıyla ticari kredi miktarının
azalmasını kaygıyla gözlemlemekteyiz" dedi.
2002-2007 döneminde yıllık ortalama yüzde 6,9 oranında artan imalat sanayi
üretiminin, bu yılın Ağustos ayında yüzde 5,8, Eylül ayında ise yüzde 6,4
azaldığını kaydeden Hisarcıklıoğlu, " Sonuçta bugün kapımıza kadar dayanan,
ciddi bir ekonomik yavaşlama sürecidir. Altını bir kere daha çiziyorum bizim
hissettiğimiz henüz yangının ateşi değil, alevinin sıcaklığıdır" şeklinde
konuştu.
Piyasaları rahatlatmak, üretimi ve istihdamı korumak ve faizleri
düşürmek için ekonomik güveni ve istikrarı kuvvetlendirmenin önemine işaret eden
Hisarcıklıoğlu, Hükümet'in tedbir paketi hazırlama çalışmalarını olumlu
karşıladıklarını ve bu yöndeki adımların daha da
hızlandırılmasını beklediklerini söyledi.
Büyümenin daha da yavaşlayacağı önümüzdeki dönemde mikro reformların daha
önemli hale geldiğini belirten Rifat Hisarcıklıoğlu, " Büyümenin lokomotifi
özel sektör olduğuna göre, özel sektörün üzerindeki yüklerin hafifletilmesi,
aslında krizin olumsuz etkilerine karşı doğrudan tedbirler almak anlamına
geliyor. Ekonomideki verimlilik artışlarının sürekliliğini sağlayacak ikinci
nesil reformlara devam edilmelidir" şeklinde konuştu.
Hisarcıklıoğlu, " Demokrasinin kalitesini artırmadan güçlü ekonomiye
ulaşılamayacağını her platformda dile getirdik. Bunun başlangıcı, Türkiye'nin
yeni bir anayasa yapmasına bağlıdır" dedi.
Kalkınma ve zenginleşmenin ancak özel sektör eliyle olacağını belirten
Hisarcıklıoğlu, " Bunları yapmadan, siyasi partiler ve seçim yasasını
değiştirmeden, kayıt dışı ekonomiyi kayıtlı ekonomiye geçirmeden biz nasıl
katılımcı demokrasiden bahsedebiliriz? Katılımcı demokrasinin olabilmesi için
başta anayasa, siyasi partiler, seçim yasası ve buna bağlı olarak kayıtlı
ekonomiye geçmek lazım ki o zaman kamu-özel sektör aynı platformda yan yana
oturduğu zaman herkes sorununu dile getirebilme rahatlığı içinde,
bu platformlarda dile getirmesi lazım. Yoksa siz istediğiniz kadar mekanizmalar
kurun, istediğiniz kadar geliştirin. Sistemin çivisi çıkmışsa, sistemin her
tarafı defo doluysa, biz hangi demokrasinin kalitesinden bahsedebiliriz?
Aspirin metotlarıyla demokrasinin kalitesini artıramayız. Onun için işe bir
bütün olarak bakmak lazım" dedi.
Küresel ekonomideki yangın söndüğünde her şeyin kaldığı yerden devam edeceğini
belirten Hisarcıklıoğlu, bu yüzden bu süreci mümkün olduğunca az hasarla atlatması
gerektiğini kaydetti.





