Türkiye'de ifade özgürlüğü, kültürel haklar, azınlık hakları ve adil yargılanma hakkı gibi alanlarda ilerleme beklenirken, en temel insan hakkı olan yaşama hakkının dahi kamu görevlileri tarafından ihlal edildiğine şahit olunduğu vurgulanan TÜSİAD açıklamasında şöyle denildi: " İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni 1949'da imzalamış bir ülke olan Türkiye, insan hakları standardını en üst seviyeye çıkarmak için kalan son adımları atmak yerine, 1990'lı yılların ortalarında yaşanan işkence, kötü muamele ve kolluk aşırılıkları ile tekrar karşılaşmıştır. Sorumlu mevkidekilerin, bu olayların soruşturulması ve suçluların cezalandırılması konusundaki isteksiz tutumu, kamuoyu vicdanını rahatsız ederken, bu tür hak ihlallerinin tekrarının önlenmesi konusunda da kaygı uyandırmaktadır."

Ölçüsüz müdahale

TÜSİAD açıklamasında, kolluk güçlerinin toplantı ve gösteri yürüyüşlerini bastırmakta kullandığı yöntemler ve mülki idarenin bazı gösteri yürüyüşleri karşısında aldığı tavır ölçüsüz olarak nitelenerek, bu durumun idarenin insan hakları alanında sağlanan gelişmeyi içselleştiremediğini gösterdiği savunularak şu görüşleri yer verildi: " Bugünkünden daha ileri bir hak ve özgürlükler blokunun ise, mevcut idari kapasite ile nasıl uygulanabileceği maalesef şüphelidir. Siyasi iktidarın, demokrasi ve insan haklarını geliştirme gündemine geri dönmesi ve kamu idaresini yeniliklere adapte etmesi gerekmektedir. Türkiye'de hak ihlalleri giderek endişe verici boyuta ulaşırken, siyasi iktidarın takındığı " bireye karşı devleti koruyan" tavır, Türkiye'nin demokratikleşme sürecinde benimsediği Kopenhag Kriterleri ile ters düşmektedir" .