CHP Genel Başkanı Deniz Baykal partisinin dünkü grup toplantısında yaptığı konuşmada, Doğan Yayın Holding'e kesilen rekor ceza konusunda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı eleştirdi. Baykal, "Başbakan hem savcı, hem hâkim, şimdi hızını alamamış, kendisini defterdar olarak görevli sayıyor.
Çıkmış, vergi zabıtası olarak vergi kaçakçılarını ortaya koymaya kalkıyor. Türkiye'nin vergi rekortmenlerinden vergi kaçakçısı çıkarıyor, vergi kaçakçılarından da bakan çıkarıyor" dedi.
Baykal, grup toplantısında sonra gazetecilerle yaptığı sohbette de DHY'ye kesilen cezayı "Bu 'mali Ergenekon'dur" diye nitelendirdi. Baykal grup toplantısında özetle şu değerlendirmeleri yaptı:
BAKANLARA 5 DEFA AF: Başbakan Türkiye'nin vergi rekortmenlerinden vergi kaçakçısı, vergi kaçakçılarından da bakan çıkarıyor. Ondan sonra da o bakanlara 5 defa da af çıkarıyor.
MEDYAYI SUSTURMAK İÇİN MALİ TERÖR: Medya 7 yıl öncesine göre daha mı bağımsız, daha mı özgür? Üçte ikisi doğrudan doğruya iktidarın kontrolünde, geride kalanlar da etki, baskı altında. Şimdi medyayı susturmak için mali baskı yapma, terör yapma, muhalefeti sindirmek için dava icat etme, seçmeni tehdit etme söylemine başvurma. Bütün bunlar bu iktidarın içyüzünü ortaya koyan gelişmedir. Bu son mali baskı Türkiye'nin saygınlığına, demokrasimizin ciddiyetine dünya çapında büyük zarar vermiştir. Bu olayın gerçekleşebildiği bir ülkeyi hukuk devleti, demokrasi olarak kabul ettirmek giderek güçleşmektedir.

İspanya örneği
Adalet Bakanı şantaj yapıyor. Bu iktidarın gidişi bakımından asar-ı izmihlal, yani çöküş belirtisidir. Uyumlu başkan istiyorlarmış. Oyun mu oynuyoruz, o zaman seçim yapmayın, sen tayin ediver. Uyumlu geçineceğiniz kişileri getirin, arsa, imar yolsuzluklarını kolayca yapıverin. İspanya'da Adalet Bakanı bir yargıçla ava gitti diye derhal istifa etti.
EN ZENGİN BAŞBAKAN: Başbakan'ın çocukları eşin dostun verdiği burslarla okuyordu, maşallah şimdi "aldı verdi" herkes, en kârlı işlerin içindeler. Uluslararası internet sitelerinde dünyanın en zengin 10 başbakanı arasında, Türkiye'nin başbakanının bulunduğunu görüyoruz. 10-15 yıllık siyasi kariyerde, Sütlüce'den başlayıp İETT'den geçip, Ülker

dağıtıcılığından en zengin başbakanlığa...

ANKARA Milliyet

Küfür bile edemiyoruz
KÜFÜR EDİLEMİYOR: Telekomünikasyon İletişim Başkanı'nı sadece Başbakan atıyor. Muazzam bir dinleme teşkilatı kurmuşlar. Herkes dinleme kaygısında. Şöyle gönül huzuruyla, içinden geldiği gibi, bu iktidara küfür bile edilemiyor.
İFTİHAR EDERİM: Başbakan, benimle avukat-savcı tartışması yapıyor. Ben elbette avukatım, bundan iftihar ederim. Hakkı hukuku çiğnenmiş, mağdur bırakılmış, hakları çiğnenmiş ne kadar insan varsa, tümünün avukatıyım. Anamuhalefet partisi başkanı olarak zaten bu benim görevim. Ama dünyanın neresinde bir başbakanın savcı olmayı içine sindirdiği görülmüştür? Sen savcı olamazsın, bir defa o savcılar cumhuriyet savcısı, o nedenle bile olamazsın.
SABAH-atv YOLSUZLUK DEĞİL Mİ?: Deniz Feneri dosyası geldi Allah'a şükür. Gelse ne olur, gelmese ne olur? Onlar 2. dosyayı açmak üzere, biz seyrediyoruz. Bu, doğrudan doğruya AKP sorumluğu altında bir yolsuzluktur. Şimdi birkaç ay tercümesi sürecek. Sabah-atv satışı, TÜPRAŞ hisselerinin satışı yolsuzluk değil mi?