Muhsin Yazıcıoğlu'nun, Türk birliği gayesini sözde değil, özde gerçekleştirmeğe çalışan bir lider olduğunu belirten Salih, " Bir vatanperver, bir Türk yiğidiydi. Bu dünyada temiz siyaset de yapılabileceğini ispat etmiş bir idealist insandı. Türk Cumhuriyetleri'nde olanlarla yakından ilgilenen, oradaki haksızlıklara anında tepki gösteren, oradaki mazlumlara yardım etmeğe çalışan vefakar bir dosttu" dedi.
Yazıcıoğlu'nun kendi ülküsü yolunda çektiği acıları asla reklam malzemesi yapmadığını belirten Salih, " Aksine, bir Türk'e yakışır şekilde, o acıları merdane yüreğine gömdü. Onun TV'lerde yayınlanan 'Üşüyorum' şiiri ve insan ruhu hakkındaki veciz beyanları bize siyasetçi kimliği örtüsünün altındaki bir mutasavvıfın merhamet dolu kalbini numayiş etmiştir. O cesur ve vefakar insandı" dedi.
Yazıcıoğlu ile ilgili bir hatırasını da anlatan Salih, " 1997 Kasım ayında İslam Kerimov'un talebiyle Türkiye'den ikinci kez sınır dışı ediliyordum. Bizi Bulgaristan'a yoluyorlardı. Bunun elimize verilen biletten öğrendik. Uçağa bindik. Tam uçağın kapıları kapanırken bir baktım karşımda Muhsin Yazıcıoğlu. Koridordan bana doğru ilerliyor ve yüzünde o tanıdık tebessüm, insana güven verici o gülümseme. Yerimden kalktım ve birbirimize sarıldık. 'Sen de mi Sofya'ya uçuyorsun?' dedim. 'Seni uğurlamağa geldim'
dedi. Muhsin Bey milletvekiliydi. Ankara'dan İstanbul'a gelirken VİP'te bizim hakkımızda olanları duymuş ve hemen bizim uçağa koşmuş kendisi. Halbuki ona ben haber vermemiştim, hatta vermeği de düşünmemiştim. Muhsin Bey bu konuyu Parlamentoda dile getireceğini söyledi bize moral verdi. Muhsin Bey'in bu davranışı jest filan değildi, bu karakteriydi, onun yaşam tarzıydı. Allah gani gani rahmet eylesin" dedi.