DTP Genel Başkanı Türk ve Genel Başkan Yardımcısı Ayna, Marmara bölgesinde yaşanan sel felaketi dolayısıyla ortak bir yazılı açıklama yaptı. Türk ve Ayna, Trakya ve Marmara'da son iki gün içinde yaşanan ve halen etkisini sürdüren sel felaketinde ilk belirlemelere göre 30 dolayında vatandaşın hayatını kaybetmesinden derin üzüntü duyduklarını belirtti.

Türkiye'de yaşanan her doğa olayının, sistemin izlediği insan odaklı olmayan sorumsuz politikaların bir sonucu olarak afete dönüştüğü, her defasında onlarca yurttaşın canına malolduğu kaydedilen açıklamada, bunun son örneğinin iki günden bu yana Trakya ve Marmara'da yaşandığı ifade edildi.

Önce Edirne'yi ardından da İstanbul'u etkisi altına alan sağanak yağmur sonucu meydana gelen su taşkınlarının Marmara'da bir faciaya dönüştüğü belirtilen açıklamada yaşanan can pazarında çok sayıda vatandaş hayatını kaybederken, yüzlerce ev, işyeri ve aracın, binlerce hektarlık arazi ve kilometrelerce yolun su altında kaldığı ifade edildi.

Sağanak yağışı bir afete, felakete dönüştüren şeyin, zamanında gerekli önlemleri almayan, risk bölgelerinde acil eylem planlarını oluşturmayan, başta yoksulluk olmak üzere, sağlıksız kentleşme ve alt yapı gibi sorunları çözmeyen, aksine bu sorunların büyüyerek bugünlere kadar gelmesine yol açan sorumsuz politikalar olduğu öne sürülen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

" Yaşanan sel felaketi de bu sorumsuz politikaların bir ürünü olarak ortaya çıkan çarpık ve plansız kentleşmenin sonucudur. Büyük rantlar yaratan su havzalarını, kıyıları, dere yataklarını, vadileri yapılaşmaya açanlar yaşanan felaketin ve ölümlerin de sorumlusudur. Ne yazık ki ülkemiz, sık sık bu tür felaketlerle karşı karşıya kalmakta ancak felaketin yol açacağı zararı azaltma noktasında zamanında gerekli önlemler yeterince alınmamaktadır. Bunun sonucu olarak da merkezi ve yerel yönetimler meydana gelen her doğa olayı karşısında hazırlıksız, plansız, programsız ve donanımsız yakalanmaktadır.

Yaşanan bu olayın gösterdiği bir başka acı gerçek daha vardır ki, o da insana, insan yaşamına gereken değerin verilmeyişidir. Bunun altında da kentleri yaşam alanlarından çok bir rant aracı olarak gören yaklaşım ve politikalar yatmaktadır. Depremler ve yağışlar başta olmak üzere yaşanan doğa olaylarının afetlere dönüşerek can, mal ve toprak kaybına yol açmaması için hükümetin derhal gerekli önlemleri alması ve bu
konuda acil eylem planını hızla devreye koyması gerekmektedir. Yaraların sarılması kadar sarılacak yaraların oluşmasını önceden önleyebilmek de önem arz etmektedir."

ZAFER ÇAKMAK/ANKARA