TÜSİAD: Vergi kurumu siyasallaşıyor
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısı başladı. Toplantının açılış konuşmasını yapan TÜSİAD YİK Başkanı Mustafa Koç, ''İş dünyası bugün vergi kurumunun siyasallaşmasından endişe ediyor'' dedi. TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ ise ''Gelir İdaresi'ni özerk hale getirseydik yıllardır vergi rekortmeni olan kurumlar üzerinde vergi baskısı kurulmaz, kayıtdışı ekonomi de gelişmezdi'' vurgusunda bulundu.
TÜSİAD YİK Başkanı Mustafa Koç, dünyadaki krizle ilgili olarak herkesin iyimser olmaya daha yatkın olduğunu belirterek, " ama bugün için ne yazık ki 'çok şükür geçti' diyemiyoruz. Buna karşılık, son dönemlerde yapılan bazı değerlendirmeler, bizi dikkati elden bırakmamaya sevk ediyor" ifadesini kullandı.
Türkiye'de de hükümetin krizi bizi etkilediğini ancak uzun zaman içinde ve kademeli biçimde kabul edebildiğini kaydeden Koç, " 2009 tahminlerimiz yüzde 4 büyüme seviyesindeyken, bunu önce yüzde 3,6 küçülmeye, şimdi de yılsonu itibariyle yüzde 6 küçülmeye revize etmiş olmamız, bu kademeli kabullenmenin en belirgin göstergesi" dedi.
IMF'yi Dışlama Lüksüne Sahipmiyiz
Koç, şöyle devam etti:
" Üretimin, ihracatın ve istihdamın daha krizin ilk aylarında verdiği olumsuz sinyaller çok açıktı. Tüketime destek vermek için yapılan vergi indirimleri, daralan ekonominin vergi gelirlerini düşürmesi, kamu harcamalarında kısmen seçimin, kısmen de kriz etkisini hafifletme çabalarının getirdiği hızlı yükselmenin gelir-gider makasını iyice açtığına şahit olduk.
Böyle bir ortamda kendi yağımızla kavrulma düşüncesi ne kadar doğruydu? Acaba IMF anlaşması krizin ilk günlerinde tamamlanabilseydi, sağlanacak ucuz kaynağın ve bunun diğer dış kaynak girişlerine yapacağı etkinin ekonomideki daralmayı yavaşlatma gücü ne olurdu? Bunlar, gerçekten tartışmaya değer sorular..."
Türkiye'nin daha iki-üç yıl arzu ettiği büyüme temposunu yakalayamayacağını ve işsizliğin olumsuz sonuçları ile birkaç yıl daha uğraşmak mecburiyetinde kalacaklarını söyleyen Koç, " Türkiye'nin arzu edilen seviyede büyüyebilmesi açısından dış kaynak belli bir süre daha kritik öneme sahip. Bu bağlamda IMF kaynağını dışlama lüksüne acaba sahip miyiz?" diye sordu.
AB'ye Mesaj
Türkiye'nin başarılı dış politik icraat listesinde henüz AB'yi göremediklerinin altını çizen Koç, " Türkiye-AB ilişkilerinin bugün içine girdiği çıkmazda, AB'nin bizden çok daha fazla sorumluluğu olduğu bir gerçektir" dedi. Koç, şöyle konuştu:
" Kıbrıs'ta çözüm yanlısı Türk tarafını adeta cezalandıran, çözüm sağlanmadan taraflardan birini üye kabul eden ve bazı politikacıları, Türkiye'yi üyelik dışına itmek için açıkça "meşru" yollar arayan bir AB'nin sorumluluktaki payının çok yüksek olduğu açıkça görülmektedir. AB'nin bizi soktuğu yol, Türkiye'de ciddi bir güven bunalımına ve siyasi reform sürecinin yavaşlamasına yol açtı.
Finlandiya eski Cumhurbaşkanı ve Bağımsız Türkiye Komisyonu Başkanı Ahtisaari'ye göre AB Türkiye'yi kaybetmek üzeredir ve bundan ciddi zarar görecektir. Bu taraftan baktığımızda, böyle bir gelişmeden ülke olarak bizim de zarar göreceğimiz aşikardır."
İş Dünyası Endişeli
Koç, son dönemdeki vergi uygulamaları ile ilgili olarak da " Şu çok açıktır ki, iş dünyası, bugün, son dönemlerde vergi kurumunun siyasallaşmasından ciddi endişe duymaktadır" dedi.
Koç, TÜSİAD'ın uzun süredir sağlıklı bir demokrasinin işlerlik kazanabilmesi için siyasi iradeden tam bağımsız çalışabilen bir "gelir idaresi"nin gerekli olduğunu her fırsatta dile getirdiğine tekrar işaret etti.
Kürt Açılımına Destek
Mustafa Koç, son dönemde kamuoyunda çok tartışılan " Kürt açılımı" ile ilgili olarak da şöyle konuştu:
" Kamuoyunda "Kürt Açılımı" olarak ifadesini bulan hükümetin demokratik açılımını yerinde ve olumlu buluyoruz. Bireysel ve kültürel hakların geliştirilmesi hususunda bir tereddüt yaratmasına izin vermemek kaydıyla, konunun esas olarak bir "Demokratik Açılım" biçiminde ele alınması gerektiği hususundaki yaklaşımı destekliyoruz. Ama bir noktayı anlamakta güçlük çekiyoruz.
Parlamenter temsilde bir adalet sağlanmadan, "Demokratik Açılım"dan söz etmek nasıl mümkün olabilir? Nasıl oluyor da parlamentomuz, yüzde 10'luk barajın devam etmesini demokratik açılımla bağdaştırabiliyor. Bir açılım söz konusu olacaksa önce barajı indirmenin ve parlamentoda temsilin yolunu genişletmek düşünülmeli ve neredeyse hiçbir ülke parlamentosunda örneği bulunmayan mevcut uygulama düzeltilmelidir."
Yalçındağ: Bazı Köklü Demokrasilerde otoriter Yönelimler Baş Gösterdi.
Koç'un ardından söz alan TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ ise sözlerine Berlin duvarı ile başladı. Kırk gün sonra Soğuk Savaş'ı bitiren olayın, Berlin Duvarı'nın yıkılmasının yirminci yıldönümünün kutlanacağını söyleyen Yalçındağ, şöyle konuştu:
" Aslında Soğuk Savaş'ın bitmesi özünde, sözün kuvvete karşı bir zaferiydi. Amin Maaluf'un vurguladığı gibi Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla dünyada bir umut rüzgarı esmişti... bundan böyle demokrasi yaygınlaşacak... yerkürenin çeşitli ülkeleri arasındaki duvarlar kalkacak ve insanların, malların, imgelerin ve düşüncelerin dolaşımı engellerle karşılaşmaksızın gelişebilecekti.
Bu beklentilerin önemli bir kısmı gerçekleşmiş olsa da tahminlere uymayan gelişmeler de yaşandı. Bazı yeni demokrasilerde popülist damarlar kabardı. Hatta köklü demokrasilerde bile otoriter yönelimler uç gösterdi. Demokrasinin liberallik boyutu erimeye, güçler arasındaki denge yürütme lehine bozulmaya başladı."
Yeni Düzen Türkiye'nin Çevresinde Kuruluyor.
Dünyanın yeni bir yapılanmaya gittiğine vurgu yapan Yalçındağ, yeni düzenin Türkiye'nin çevresinden başlayarak kurulduğunu ifade etti.
Yalçındağ, " Dünyanın en istikrarsız bölgeleriyle çevrili, enerji havzalarının sınırındaki ülkemizin, düzenin kurulmasında ve yerleştirilmesinde önemli bir rol üstleneceği anlaşılıyor. Uluslararası sistemde ön plana çıkan Türkiye, içeride daha istikrarlı, daha öngörülebilir, hukukun üstünlüğünün ön plana çıktığı ve tüm vatandaşların kendilerini eşit ve özgür hissettikleri bir düzeni köklü kılmalıdır. Toplumsal istikrar ve huzuru da bulmak zorundadır. Bunu yapamazsa uluslararası yükümlülüklerini taşıyamayacağından kaygı duyuyorum" dedi.
İki Tarihi Açılım
TÜSİAD'ın son toplantımızdan bu yana geçen süre içinde iki tarihi açılıma tanıklık ettiklerini belirten Yalçındağ, " Kürt açılımı ya da demokratik açılım adı verilen siyaset inisiyatifini yaklaşık iki aydır tartışıyoruz. Açılımın başarıya ulaşması halinde Türkiye'nin tarihine damgasını vurmuş önemli bir meselesini çözmüş olacağız.
Daha da önemlisi, buna bağlı olarak ülkemizi çeyrek yüzyıldır acılara boğan terörizm belasından da kurtulacağız. Elbette bunu yürekten temenni ediyoruz. Ermenistan ile ilişkilerimizin normalleşmesi bizim için bölgesel barış ve entegrasyon açısından gayet doğal ki çok önemlidir" dedi.
Özerk Vergi İdaresinin Önemi
Vergi konusuna da ayrı bir paragraf açan Yalçındağ şöyle konuştu:
" Vergi ödenmeyen bir ülkede demokrasi de serpilmez. Ingiltere'de demokrasi vergi mükelleflerinin siyaset üzerinde denetim talebiyle doğdu ve gelişti. Vergi bir demokrasi kültürü ögesidir. Türkiye'nin demokratik saygınlığını zedeleyen bir araca dönüşmesi hazindir.
TÜSİAD olarak yıllardan beri vergi idaresinin özerkleşmesi gereğini savunuyoruz. 2001 yılında bu konuda kapsamlı bir rapor hazırladık. O dönem oldukça ilgi çekti ve tartışıldı raporumuz.
Eğer bu gerçekleşmiş olsaydı her yıl aksatmadan vergi rekortmenleri arasına giren kurumlara karşı yıllar sürecek incelemelerle bir tür baskı yapılırken, kayıtdışı ekonomi her geçen gün büyümezdi."
Hürriyet.Com.Tr