IMF-Dünya Bankası Yıllık Toplantıları çerçevesinde, İstanbul'da düzenlediği toplantıda konuşan Başbakan Yardımcısı Babacan, İstanbul Uluslararası Finans Merkezi (İFM) Stratejisi ve Eylem Planı konusuna değindi.
Türkiye'nin gayri safi yurt içi hasılasının 2023 yılında 2 trilyon dolar, 2050 yılında ise 21 trilyon doların üzerine çıkacağının öngörüldüğünü ifade eden Babacan, bu tahminlerin Türkiye'nin bundan 30-40 sene sonra dünyanın en büyük ekonomileri arasındaki yerini alacağına işaret ettiğini söyledi.
Babacan, finans sektörünün istihdam alanları oluşturma ve hizmet ihracı yoluyla Türkiye ekonomisine ciddi katkılar sağlayacak önemli sektörlerden biri olduğunu belirtti.
Babacan, 2006 yılında finans sektörü ile ilgili uygulamalarda dünyaca takdir edilen bir noktaya geldiklerini de ifade ederek, " İşte o andan itibaren İstanbul'un önce bölgesel çapta, sonra küresel ölçekte bir finans merkezi olması gerektiğini dillendirmeye başladık. Gerçekçi, güçlü bir vizyon oluşturduk.
Bu tespitten hareketle, Dokuzuncu Kalkınma Planında İstanbul'u uluslararası bir finans merkezi haline getirme yönündeki politikamızı ortaya koymuştuk. Daha sonra ise 2009-2011 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Program çerçevesinde bu politikamızı gerçekleştirme yönünde bir adım daha atmış olduk. Türkiye Bankalar Birliği, İstanbul'un uluslar arası finans merkezi olma potansiyelinin değerlendirilmesi ve bu dönüşümü sağlayacak yol haritasının hazırlanması için kapsamlı bir rapor hazırlatmıştır.
Bu raporda, İstanbul'un ve Türkiye'nin uluslararası bir finans merkezi olması için gerekli yerel ve bölgesel potansiyele ve de gizli kalmış, kalifiye bir işgücü yapısına sahip olduğu vurgulanmıştır. Bu hedefe ulaşılabilmesi için güçlü bir liderlik ve siyasi kararlılığın sergilenmesi ve önemli miktarda kaynağın bu proje için ayrılması gerektiği de belirtilmiştir."
Raporda, uluslararası finans merkezi olmak için gereken faktörler arasında yer alan, düşük iş yapma maliyeti, nitelikli işgücü havuzu, yerel, bölgesel ekonomik büyüme potansiyeli ve çekici yaşam stili gibi konularda İstanbul'un rakiplerine görece üstün konumda olduğunun belirtildiğini kaydeden Babacan, " Diğer taraftan, imaj, yasal ve mali ortam, politik ve ekonomik istikrar, düzenleyici çerçeve, altyapı ve iş yapma kolaylığı konularında ise İstanbul'un gelişme kaydetmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu raporla ilgili bir anekdotu da burada kısaca anlatmak isterim; Bankalar Birliği'nden bu raporla ilgili bir çalışma istediğimizde dedim ki, 'eğer raporu 2007 yazında meclis tatile girmeden tamamlarsanız biz gerekli yasal düzenlemeleri yaparız. Böylece 22 Temmuz seçimlerinden önce yasal altyapı tamamlanmış olur.' Ancak hayli kapsamlı olan raporun tamamlanması daha uzun vakit aldı'' dedi.
Babacan, İstanbul'u uluslararası finans merkezi haline getirmek için öne çıkan hususları da, ''uluslararası standartlarda işleyen bir hukuk altyapısının oluşturulması'', ''çeşitlendirilmiş finansal ürünlerin sunulması'', ''fiziki ve iletişim altyapı sorunlarının çözülmesi'', ''vergi sisteminin basitleştirilmesi ve etkinleştirilmesi'', ''düzenleyici ve denetleyici çerçevenin uluslararası standartlarla tam uyumlu olacak ve güçlü bir koordinasyonu mümkün kılacak şekilde geliştirilmesi'', ''nitelikli insan kaynağı ihtiyacını karşılayacak bir eğitim altyapısının sağlanması'', ''dünya ölçeğinde tanıtım ve izleme yapacak bir organizasyon yapısının oluşturulması'' olarak sıraladı.
Bu hususlarda strateji belirlemek amacıyla dokuz adet çalışma grubunun kurulduğunu belirten Babacan, çalışma gruplarıyla ilgili olarak, " Bu gruplar Hukuk, Finansal Ürün ve Hizmet, Vergi, Düzenleyici ve Denetleyici Çerçeve, Altyapı, İFM Organizasyon, Tanıtım ve İmaj, İnsan Kaynakları ve Mevcut Durum Analizi gruplarıdır. Bu çalışma gruplarına 80'in üzerinde kamu ve özel sektör kurumu ile sivil toplum kuruluşu ve üniversite temsilcileri dahil edilmiştir. Bu kurumlardan yaklaşık 300 kişi çalışmalara katılmıştır.
Oluşturulan her bir çalışma grubu için biri kamu, diğeri ise özel sektörden olmak üzere iki eş başkan seçilmiştir. Çalışma grubu eş başkanları, toplantıları organize etme, ilgili kurumların görüşünü alma ve toplantıları yönlendirme, yönetme görevlerini üstlenmiştir. Ayrıca çalışma gruplarında çıkan sonuçları derleyerek ve ilgili kurumların katkılarını alarak nihai bir rapor oluşturmak üzere her bir grup için birer raportör belirlenmiştir. Çalışma grupları arasındaki iletişim ve eşgüdüm ise, düzenlenen geniş katılımlı toplantılar, çalışma gruplarının hazırladıkları ön gelişim raporları ve Devlet Planlama Teşkilatı tarafından bu çalışmalar için oluşturulan bir internet portalı vasıtasıyla sağlanmıştır.
2009 yılı Mayıs ayı sonu itibarıyla çalışma grupları raporlarını tamamlayarak Devlet Planlama Teşkilatına teslim etmiştir. Bu raporlar ışığında, sınırlı sayıda kurum temsilcisinin katılımıyla Haziran ayı başında bir çalıştay düzenlenmiştir. Burada taslak bir Strateji ve Eylem Planı hazırlanmış ve ilgili kuruluşların görüşlerine sunulmuştur.
Alınan görüşler doğrultusunda hazırlanan Strateji ve Eylem Planı Taslağını, 16 Eylül 2009 tarihinde topladığımız Ekonomi Koordinasyon Kurulu'nda ele aldık. Bu toplantıda dile getirilen görüşler doğrultusunda Strateji ve Eylem Planı Taslağına son hali verildi ve 29 Eylül 2009 tarihinde Yüksek Planlama Kurulu Kararıyla onaylandı. Söz konusu belge, bugün itibarıyla Resmi Gazete'de de yayımlanmıştır" dedi.
Babacan, İFM Stratejisi ve Eylem Planına göre vizyonlarının, ''İstanbul'un öncelikle bölgesel, nihai olarak da küresel bir finans merkezi olması" olduğunu ve bu hedefe ulaşabilmek için hukuk, finansal ürün ve hizmet çeşitliliği, vergilendirme, düzenleyici ve denetleyici çerçeve, altyapı, teknoloji, organizasyon, insan kaynakları ve tanıtım, imaj konularının ön plana çıktığını kaydetti.
İHA
Amacımız;İstanbul'u Küresel Finans Merkezi Yapmak.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, İstanbul Uluslararası Finans Merkezi (İFM) Stratejisi ve Eylem Planına göre vizyonlarının, İstanbul'u öncelikle bölgesel, nihai olarak da küresel bir finans merkezi konumuna getirmek olduğunu söyledi.





