Davutoğlu " Bu konudaki açıklamaları ne Türkiye'den ne Ermenistan'dan bekleyin."
Bu konudaki açıklamaları ne Türkiye'den ne Ermenistan'dan bekleyin. Bu konudaki açıklamaları İsviçre'den bekleyin" dedi.
Bakan Davutoğlu, Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Balazs ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Türkiye ile Ermenistan arasında 10 Ekim'de İsviçre'de imzalanacak olan protokole ilişkin soruları yanıtladı. Bir gazetecinin Ermenistan diasporusundan bazı çelişkili açıklamaların geldiğinin hatırlatması üzerine Davutoğlu, " Bu konudaki açıklamaları ne Türkiye'den ne Ermenistan'dan bekleyin.
Bu konudaki açıklamaları İsviçre'den bekleyin. Biz şimdiye kadar spesifik bir tarih vermedik. Ama en kısa zamanda olacağını söyledik. Yakın zamanda İsviçre'den bu konuyla ilgili açıklamaları alırsınız. Bizim açımızdan herhangi bir tereddüt söz konusu değildir" dedi.
Bir soru üzerine Sarkisyan-Aliyev görüşmesinden olumlu neticeler beklediklerini söyleyen Davutoğlu, " Şunu söylemek lazım. Bu görüşme Mayıs ayından bu yana yapılan 4. görüşmedir ve 17 yıl içinde iki ülke liderleri bu kadar sıklıkla bir araya gelmemiştir. Bu da bu konuda kazanılan momentumun, ivmenin bir göstergesidir.
Ama hemen bu toplantılardan problemin çözüleceği ve bir sonucun alınacağı beklentisi içinde tabii ki değiliz. Bu konuda gerçekçi bir yaklaşım içindeyiz. Önemli olan daha önceki toplantılara göre daha çok mesafe alınmasıdır. 17 yıldır donmuş bulunan bir krizin bir anda ve bir toplantıyla çözülmesini beklemek doğru değil. Önemli olan bu krizin çözüm sürecine girmesi ve tarafların karşılıklı birbirlerini anlayışla dinlemeleri ve bu çözüm konusunda fikirlerini paylaşabilmeleridir. Bu ortamın sağlanmasıdır" diye konuştu.
Bir gazetecinin Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan'ın 14 Ekim'de oynanacak Türkiye-Ermenistan maçına gelip gelmeyeceğine ilişkin sorusu üzerine Davutoğlu, " Sayın Sarkisyan'ın milli maç için Türkiye'ye gelmesi tabii ki bizim arzu ettiğimiz bir konudur. Ancak hepimizin bildiği gibi Sayın Cumhurbaşkanı geçen yıl oynanan milli maç için Erivan'a gittiğinde hiçbir beklentisi olmaksızın, hatta ilişkilerimiz bu düzeyde olmadığı halde büyük bir siyasi medeniyet ve cesaret ölçüsü de göstererek Ermenistan'a gitmiştir ve bu gidiş bunun sonuçlarını doğurmuştur. Şimdi biz benzer bir şekilde Sayın Sarkisyan'ın herhangi bir önkoşul, herhangi bir beklentisi olmaksızın gelmesini bekliyoruz. Bunun bir tartışma konusu bile yapılması doğru değil. Spor karşılaşmaları centilmenliğin, dostluğun, insani iletişimin öne çıktığı karşılaşmalardır. Bu bakımdan biz bu perspektifte Sayın Sarkisyan'ın Türkiye'ye gelmesini bekliyoruz ve bunun gerçekleşeceğine inanıyoruz" dedi.
Protokolün Lozan Antlaşması'na benzetilmesinin hatırlatılması üzerine Davutoğlu, " Lozan'la karşılaştırılması çok doğru değil. Ne anlaşmanın mahiyeti itibariyle ne de katılımcılar itibariyle. Bu iki ülke arasındaki ilişkileri düzenleyen bir anlaşmadır. Ama Lozan ile ilgili tek referans şu olacaktır ki; Lozan'ı genel konseptiyle teyit eden bir anlaşma olacaktır. Yani Lozan'la Türkiye'nin sahip olduğu sınırları teyit eden bir şekilde boyutu var" şeklinde konuştu.
İmza törenine katılım konusuna da değinen Davutoğlu, Türkiye'nin katılım konusunda bir takım prensiplerinin olduğunu, bunun da taraflarca bilindiğini kaydetti.
Harem-i Şerif'te Yaşanan Olaylar
Harem-i Şerif'te yaşanan olayları da değerlendiren Davutoğlu, şunları söyledi:
" Haram-i Şerif'teki gelişmeleri çok yakınen takip ediyoruz. İlk andan itibaren Filistin nezdindeki büyükelçimiz bizzat alana giderek Harem-i Şerif yetkilileriyle görüşmüştür. Bütün taraflara biz uyarıcı mesajlarımızı verdik. Bizim Filistin konusunda tutumumuz açık ve nettir. Doğu Kudüs, Filistin topraklarının bir parçasıdır. Harem-i Şerif de bütün Müslümanların, bütün Hristiyanların önem verdiği bir mekandır. Harem-i Şerif bütün Müslümanların en önemli, en kutsal mekanlarından biridir. Harem-i Şerif'e saygı göstermek herkesin yükümlülüğüdür.
Bu bakımdan gelişmeleri yakınen takip ediyoruz ve Mescid-i Aksa ile ilgili her konu bizim ilgi alanımızın içindedir. Bu konuda Filistin Büyükelçiliğimiz gerek Mescidi Aksa ile gerekse taraflarla yakın bir işbirliği içinde olayları takip ediyor. Biz de olayları takip ediyoruz. Ümit ediyoruz ki bu kutsal mekanın saygınlığına helal getirecek bir gelişme yaşanmaz ve bu mekan bir barış mekanı olarak, bir ibadet mekanı olarak hakkettiği saygıyı her zaman görür. Biz bunun yakın takipçisi olacağız. Hiçbir şekilde bu konudaki gelişmelere kayıtsız kalmamız söz konusu değildir."
EDA HAN/ANKARA-İHA