AB'ye katılım süreci, Türkiye'nin stratejik hedefidir
Çiçek, Bakanlar Kurulu Toplantısı'nın ardından yaptığı açıklamada, toplantının ilk gündem maddesinin 2010 bütçesi olduğunu söyledi. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in Bakanlar Kurulu'na bu konuda bilgi sunduklarını bildiren Çiçek, bütçenin süresi içinde TBMM'ye sevk edileceğini söyledi.
Bakanlar Kurulu'nda ele alınan ikinci konunun Avrupa Birliği (AB)-Türkiye ilişkileri olduğunu belirten Çiçek, 14 Ekim Çarşamba günü AB İlerleme Raporu'nun yayımlanacağını hatırlattı. Raporun içeriğiyle ilgili bazı bilgilerin basına yansıdığını ancak bunlar resmi bilgiler olmadığı için raporun içeriğinin bilinmediğini belirten Çiçek, şunları söyledi:
" Türkiye olarak biz 2009 İlerleme Raporu'nun objektif ve dengeli olmasını bekliyoruz. Bu yıl içerisinde gerçekleştirdiğimiz reformların, attığımız önemli adımların, gösterilen çabaların bu rapora objektif ve dengeli bir şekilde yansıtılmasını bekliyoruz. Çünkü son rapordan bugüne, bu süre içinde bu konuya ne kadar önem verdiğimizin, çabamızın bir göstergesi olarak bir başmüzakereci atanmıştır ki; Sayın Bağış sadece bu konuyla ilgili hükümetimizde çalışmakta, öncelikli görevi budur, bununla ilgili gece gündüz çalışmayı sürdürüyor. Ayrıca bu sürecin en verimli şekilde devam ettirilebilmesi, yapılan ve yapılacak olanların etkin bir şekilde koordinesi bakımından geçen yasama döneminde AB Genel Sekreterliği Teşkilat Yasası yenilenmiş, daha fonksiyonel, daha etkin bir hizmet bakımından gerekli yapısal bir düzenlemeye kavuşmuştur. Bu süre içerisinde yine Ulusal Program onaylanmış, TRT-6 24 saat yayın yapar duruma getirilmiş, Yargı Reformu Stratejisi onaylanmış, TBMM'de Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu kurulmuş diğer yandan da Reform İzleme Kurulu düzenli olarak toplanmak suretiyle çıkardığımız yasaların, aldığımız kararların Türkiye çapında uygulanmasını belli aralıklarla denetlemektedirler. Sadece bunlar bile, bu konudaki kararlılığımızı ortaya koyması bakımından önemlidir."
Hükümet olarak bu konudaki beklentilerini ifade etmek üzere bir karar aldıklarını ve bunu basına dağıtacaklarını belirten Çiçek, şunları kaydetti:
" AB'ye katılım süreci, Türkiye'nin stratejik hedefidir ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin temel tercihidir. Bizim hükümetimizin de en önemli öncelikleri arasındadır. Bu hedefe varabilmek noktasında 18 Kasım 2002'den bu tarafa çok önemli yasal ve yapısal düzenlemeleri gerçekleştirdik. Arka arkaya çıkardığımızı uyum yasaları, özel yasalar, idari tasarruflar var. Onun dışında da devlet ve hükümet olarak yaptığımız bir çok ciddi açılımlar, atılımlar var. Zaten bunlar olmasaydı 2004'te 3 Ekim 2005 tarihi
itibariyle müzakereye karar verilmiş olmazdı. Dolayısıyla Türkiye'nin, bir kısım eksikliklerimiz olmasına rağmen, raporda bunlar vurgulanabilir. Bunlarda hem fikir olabiliriz ya da olmayabiliriz, bunlar ayrı bir değerlendirme konusu. Ama AB'nin göz ardı etmemesi gereken husus, Türkiye'nin AB'ye tam üyelik noktasındaki kararlı tutumudur, kararlılığıdır. Bunu bu vesileyle açıkça vurgulamak istiyorum."
" Türkiye'nin En Önemli İhtiyacı Yeni Anayasa" Hükümet olarak bu süreci daha ileri bir noktaya getirme konusunda kararlı olduklarını, ifade eden Çiçek, " Hiç şüphesiz yapılması gereken ve Türkiye'nin en önemli ihtiyacı, yeni bir anayasadır. Bunda tereddüt yok. Bu konuyla ilgili olarak geçmişte, 2007 seçimlerinden sonra bir anayasa taslağı hazırlandı. Ancak şartlar müsait olmadığı için bu hazırlığımız henüz realize olmuş değil. Ama her gün bu anayasanın hayatiyetini sürdürmesinin sonucu olarak yeni anayasal problemlerle karşı karşıya kalıyoruz. Bunu ifade etmek istiyoruz ki hükümet olarak Türkiye'nin geniş bir uzlaşıya dayalı anayasaya ihtiyacı her geçen gün biraz daha ortadadır. Bunu dikkatlerinize sunmak istiyorum."
Türkiye'nin AB'ye Sağlayacağı Katkı 'Kamu denetçiliği' olarak ifade edilen ombudsmanlık kurumunun kurulmasıyla ilgili yasal düzenlemelerin daha önceki dönemlerde çıkarıldığını, ancak anayasaya aykırılık sebebiyle bu konunun gerçekleşemediğini belirten Çiçek, bu kurumun anayasal teminata kavuşturularak kurumsallaşmasını istediklerini yineledi. Seçim yasaları, Birleşmiş Millteler İşkenceyle Mücadele Sözleşmesi İhtiyati Protokollerinin onaylanması, Ulusal İnsan Hakları Kurumunun kurulması, Kişisel Verilerin Korunması, Yolsuzlukla Mücadele Stratejisinin Kabulü, Örgütlü Suçlarla Mücadele Eylem Planının onaylanması gibi konuların gelecek dönemde en çok üzerinde duracakları konular olduğunu kaydeden Çiçek, " Bu süreçte Avrupalı dostlarımızın göz ardı etmemesi gereken husus, Türkiye'nin tam üyeliği halinde AB'ye sağlayacağı katkılardır. Bunların iyi değerlendirilmesi gerekiyor" dedi.
Türkiye olarak geçen günlerde imzalanan veya toplantılarına iştirak edilen başta enerji güvenliği olmak üzere birçok konuda Türkiye'nin AB'ye çok önemli katkı sad Reformu Stratejisi onaylanmığlayacak adımları attığını, anlaşmaları yaptığını anlatan Çiçek, " Ümit ediyoruz ki ayın 14'ünde yayımlanacak raporda bunların hepsi dengeli ve objektif değerlendirmeye tabi tutulacaktır. Bu bizim beklentimizdir" dedi.
Gazetecilerin Sorularını Yanıtladı.
Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını cevaplandıran Çiçek, AB'nin 14 Ekim'de yayınlayacağı ilerleme raporuyla ilgili daha önce böyle bir açıklama yapılmadığının hatırlatılması ve 'Bu süreçle ilgili bir kaygı mı var? Bir de anayasa ile ilgili bir çağrıda bulundunuz, yeni bir girişim mi başlayacak'' sorusu üzerine, " Bir kısım ulusal taahhüt olarak ortaya koyduğumuz bir kısım hedeflerin gerçekleşmesinde 1982 Anayasası gerçekten zorluk çıkarıyor. Bu sadece Türkiye-AB ilişkileri açısından değil,Türkiye'nin etkin, verimli bir devlet hizmeti sunabilmesi, bir kısım yapısal reformları yapmasında bu anayasa gerçekten ciddi problemler ortaya çıkarıyor. Bugün farklı konuları konuşuyoruz ama geçen haftanın en önemli gündem maddesini soruyordunuz, bu milletvekillerinin yargılanmasını soruyordunuz'' dedi.
Mevcut anayasanın sık sık problem çıkardığını savunan Çiçek, şunları kaydetti:
" Bu hükümet olarak bizim talebimiz değil, bana hiçbir meslek kuruluşunun genel kurulunu gösteremezsiniz ki yazılı metni gösteremezsiniz ki bu anayasanın değişmesi gerektiği konusunda bir ifade bulunmasın, bir talep bulunmasın, siyasi partilerimizin kendi talepleri de var. Herkesin talep ettiği bir konu, şu veya bu sebeple gündemde kalmaya devam ediyorsa, o zaman da 'falanca reformlar niye yapılmadı, filanca adımlar niye atılmadı' tarzında sorunun cevabını, anayasa açısından bulmak da ciddi zorluk var. Onun için Türkiye bir devlet, bir hukuk devleti ise demokratik standartlarını yükseltmek durumunda, bunun da yolu anayasadan geçiyor. Çünkü siz çıkardığınız yasaları, anayasaya uygun çıkarmak mecburiyetindesiniz. Eğer sizin anayasanız, çağdaş anlayışa uygun değilse ortada bir çıkmaz var. Yani bir hükümet olarak yasaları hazırlarken, anayasayı dikkate alsak, AB müktesebatına uymuyor, AB müktesebatını esas almaya kalksak o takdirde bizim anayasaya uymuyor. Böylece bir fasit üçgen içinde, Türkiye-AB işlerini yürütmeye çalışıyor. Kendi demokratik standartlarını yükseltmeye çalışıyor. Bu önemli bir ihtiyaçtır. Karşılanır, karşılanmaz ayrı bir konu ama bunun altını bir defa daha önemle vurgulamak istedik."
Ermenistan-Türkiye maçının yapılacağı gün Azerbaycanlı milletvekillerinin Türkiye yapacağı ziyaretle ilgili bir sorusuna ise Çiçek, şöyle cevap verdi:
" Azerbaycan ile ilişkilerin en yoğun olduğu dönem, bizim hükümetlerimizin dönemidir. Neredeyse hiçbir hafta yoktur ki ya oradan buraya, ya da buradan oraya ziyaretler yapılmıyor. En sık ziyaretler yaptığımız ülke Azerbaycan dır. Ama herkesin bildiği ve bilmesi gereken bir husus da şudur; Ermenistan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin normalleşmesi işi, ilk defa bizim dönemimizde başlıyor değil. Ermenistan bağımsızlığın kazandıktan sonra, bildiğiniz gibi Azerbaycan ile aralarında çıkan olaylar sebebiyle sınır kapatıldı o zaman. O günden beri de bu ilişkiler normalleşsin diye geçmiş hükümetler döneminde de çalışmalar yapılmıştır, temaslar yapılmıştır. Bunları kimse göz ardı etmemelidir. Yani durup dururken, 'bu iş nereden çıktı' deyip işin siyasi istismarı yapılmamalıdır. Demek ki Türkiye baştan beri bu ilişkilerin normalleşmesini isteme noktasında, bir çaba, bir gayret içinde olmuş ama kendi iradesi dışında da bir takım gelişmeler olmuş. Biz bu süreç içinde hükümet olarak bir şeye çok dikkat ettik. Ne yapıyorsak, ne düşünüyorsak, neye karar veriyorsak onu Azerbaycanlı kardeşlerimizle, onların en üst düzey yetkilileri hep bilgilendirdik, hep danışma içinde olduk, bunu Azerbaycanlı kardeşlerimizi hep bilgilendirdik, hep dayanışma içinde olduk, hep konuşma içinde olduk. Dışişleri Bakanımız bu protokolü imzalamadan önce Azerbaycan ile görüşmelerde bulunmuştur. Önümüzdeki hafta Dışişleri Bakanımız Azerbaycan'a gidiyor. Onun için dedim ki, 'bizim ilişkilerimiz kardeşlik ilişkileridir'. Yani 'şu neden geliyor, niye geliyor' demek yerine, kardeşler arasında bu geliş gidişler her zaman olur, olmalıdır, ne kadar sık olursa o kadar faydalı olur, meseleye öyle bakalım."
" Anadolu Kartalı Tatbikatı"
Anadolu Kartalı Tatbikatı'nın uluslararası boyunun iptal edilmesi üzerine İsrail'den gelen eleştirilerin sorulması üzerine de Çiçek, " Biz Türkiye olarak İsrail ile ilişkilerimize önem veriyoruz. Bunda tereddüt yok. Bu Anadolu Kartalı Tatbikatı 2001 yılından beri yapılıyor, planlamasını da Hava Kuvvetleri yapar. Bu, esas itibarıyla milli bir tatbikattır. Ama zaman zaman buna uluslararası katılımlar da söz konusu olmaktadır. Bir yıl içinde de tek bir tatbikattan ibaret de değildir. Bir yıl içinde birden fazla safhaları vardır, bunlar gerçekleştiriliyor. 2009 yılında ilk iki bölümü gerçekleşmiş, Ekim'in 12'sinde, 13'ünde yapılacak bu tatbikatta, katılan ülkelerle istişareler yapılmak suretiyle uluslararası katılım kısmı ertelenmiştir. Yoksa biz bu tatbikatı kendimiz yapmaya devam ediyoruz. Dolayısıyla bu çerçevede gerçekleşen bir ertelemeye, siyasi bir anlam yüklemek ve bundan sonuç çıkarmak bence çok doğru değil. İsrailli yetkililerin de basında yer alan haberler doğruysa, bunu şartlı değerlendirmemiz lazım, basında çıkan her haberde bazen doğru olmuyor, dolayısıyla İsrailli yetkililer atfen yapılan değerlendirmeleri biz doğru bulmuyoruz, kabul edilebilir bulmuyoruz ve bu konuda daha soğuk kanlı olmaya davet ediyoruz. Netice itibarıyla biz bu ertelemeyi yaparken katılan ülkelerle de istişare ederek yapılmıştır, meseleye bu açıdan bakmak lazım" şeklinde konuştu.
" Ön Koşul Azerbaycan-Ermenistan İhtilafının Çözümü"
Türkiye ve Ermenistan arasında imzalanan protokollerin Türkiye'nin barış vizyonunun yansıması olduğunu belirten Çiçek, " Böyle bir protokole imza atılması da Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olarak bizim kararımızdır. Türkiye böylece Ermenistan ile mevcut sorunlarını barışçı diyalog ikliminde çözümlenmesi için samimi ve ciddi bir irade ortaya koymuştur. Çünkü Türkiye büyük bir ülkedir. Bölgesinde düzen ve istikrarı sağlama sorumluluğu ve gücüne sahiptir. Bu durum, komşu tüm bölgeler açısından geçerlidir. Türkiye olarak bizim Güney Kafkasya'da hedefimiz, kapsamlı barış ve istikrarın uluslararası hukuk ilkelerine ve uluslararası normlara uygun şekilde sağlanmasıdır. Ermenistan ile normalleşme bunun parçasıdır. Biz bunu samimi olarak istiyoruz. Çünkü krizlerin, çatışmaların kimseye bir faydası yok" diye konuştu.
Bölgede kapsamlı barış, istikrar ve refahın sağlanmasının çok önemli bir başka koşulunun Azerbaycan-Ermenistan ihtilafının, uluslararası hukuk ilkeleri, uluslararası kuruluşların kararlarına uygun şekilde çözümlenmesi olduğunu vurgulayan Çiçek, " Ermenistan'ın işgal altında tuttuğu Azerbaycan topraklarından çekilmesidir, Yukarı Karabağ sorunun halledilmesidir. Kalıcı barış ve istikrar bu hususun gerçekleşmesine bağlıdır" dedi. Çiçek, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi çalışmalarında atılan adımın, Azerbaycan-Ermenistan ihtilafının çözümüne çok önemli, çok olumlu katkı sağladığına inandıklarını belirterek, bunun en somut örneğinin, Minsk Grubu'nda ciddi bir hareketlenme görülmesi olduğunu söyledi.
" Azerbaycan İle İlişkimiz Menfaat Değil, Kardeşlik İlişkisi"
Çiçek, her türlü istismarın önünü kesmek adına bir şey defa ifade etmek istediğini belirterek, " Bizim Azerbaycan ile olan ilişkilerimiz kardeşlik ilişkisidir, menfaate dayalı ilişkiler değildir. Hiçbir süreç bizim için Türkiye-Azerbaycan dostluğundan daha önemli değildir. Bu konu değerlendirilirken bizim bu niyetimiz, bu kararımız, bu görüşümüz ışığında bu protokollerin değerlendirilmesi gerekmektedir" dedi.
Protokoller TBMM'ye gönderildikten sonra işin önemli kısmının TBMM gündeminde olacağını ifade eden Çiçek, " Protokolleri onaylayacak ya da onaylamayacak olan TBMM'dir. Bunu Meclis'te konuşacağız. TBMM de bu protokolü değerlendirirken, gündemine alırken, protokollerin içeriğiyle ilgili gelişmeleri dikkate alarak değerlendirecektir" dedi.
Çiçek, protokollerin, iki ülkenin mevcut sınırlarını tanıdıklarına, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığı ilkesine saygı göstereceklerine, iyi komşuluk ilişkileri anlayışıyla bağdaşmayacak herhangi bir siyaset izlemeyeceklerine dair taahhütleri içerdiğini de belirtti.
MÜGE TUTCALI-ANKARA