Başbakan Erdoğan, Bosna-Hersek Bakanlar Kurulu Başkanı Nikolo Spicic ile düzenlediği ortak basın toplantısında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Bir gazetecinin 'Dün Türk-Sırp-Boşnak Dışişleri Bakanları arasında Bosna-Hersek'in yeniden yapılandırılması konusunda eylem planı imzalandı. Bu çerçevede neler yapılacak' yönündeki sorusuna Erdoğan, " Yeni yapılandırma gibi bir şey söz konusu değil. Dışişleri Bakanları arasında kendi aralarında bu tür görüşmelerin devam noktasında bir mutabakat. Bir yanlış iletişim var galiba düzeltelim" yanıtını verdi. Muş'ta yaşanan olayların hatırlatılması üzerine Erdoğan, şunları söyledi:
" Dün söylediğimin arkasındayım. Bugün Muş'ta olan olay, bir kısım göstericilerin kepenk kapatma eylemine karşı direnen bir esnafın maalesef oradaki tavrı karşısında iki göstericinin öldüğü noktasında bize gelen bilgi var. Detaylarıyla ilgili olarak henüz bilgiler elimize gelmedi. Saat 13.30 itibariyle Bulanık'ta meydana gelmiş, Nemci Bural ile mahalle muhtarı Kemal Aycan isimli vatandaşlarımız hayatını kaybetmiş. Olayın detayları nelerdir bilmiyoruz."
DTP'li milletvekillerinin istifalarının TBMM Genel Kurulu'na geldiğinde AK Parti olarak tavırlarının ne olacağına ilişkin soru üzerine Başbakan Erdoğan, bu konuda şu ana kadar sadece milletvekillerinin söylemlerinin olduğunu ifade etti. Erdoğan, " Meclis'e gelmiş herhangi bir istifa söz konusu değil. Meclis Başkanlığı iç tüzük gereği atılması gereken adımları atarsa o zaman tabii ki Meclis parti grupları olarak bizde bunları parti gruplarımızda değerlendireceğiz. Grubumla konuşmadan, değerlendirmeden, böyle bir şey var mı yok mu bu resmen Meclise, parlamentoya gelmeden bu konuda konuşmak yanlış olur" diye konuştu.
Parti kapatmalarını zorlaştıracak bir düzenlemenin söz konusu olup olmadığına ilişkin soru üzerine Erdoğan şunları söyledi: " Yeni bir konu değil bu. Başından beri her zaman ifade ettim. Tüzel kişiliklerin ister vakıflar, dernekler, parti olsun hepsinin de kapatılmasına ben ve partim karşıyız. Bir siyasi parti suç işlemez. Suçu gerçek kişiler işler. Eğer cezalandırılacaksa gerçek kişi cezalandırılmalıdır. Çünkü suçu işleyen odur. Partiyi kapatırsınız ertesi gün yeni bir parti kurulur. Bununla o ülke için, demokrasi için, olumlu adım olmaz. Adeta Türkiye kapatılmış partiler mezarlığına döndü.
Bu bana göre doğru bir yaklaşım tarzı değildir. Venedik kriterlerini dahi ben bu noktada yeterli bulmuyorum. Venedik kriterlerinin üstünde bu konuda bir adım atılmasından yanayım. Bu bir konsensüs gerektiriyor, parlamento içi bir konsensüs gerektiriyor. Konsensüsün de maalesef yeterli olmadığını gördüğümüz bir süreçten de geçiyoruz. Bunun da altını çizerek ifade etmek istiyorum."
EDA HAN-ANKARA