MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, 2009`u değerlendirdi. Bahçeli, " Geride kalan yıl içinde de ülkemizin milli çıkarları, devlet gelenekleri ve binlerce yılda oluşmuş kardeşlik hukuku ucuz siyasetin malzemesi olmaya devam etmiştir." diye konuştu.
Bölücü terör eylemlerinin ve etnik tahriklerin hız kazandığı bir ortamda, terörle mücadelenin önünü kesmeyi amaçlayan siyasi çözüm tartışmalarının Türkiye`nin gündemine açılım, çözüm ve proje adı ile getirildiğini savunan Bahçeli, şöyle devam etti: " Bizim yıkım projesi adını verdiğimiz bu süreçte, bölücü emeller besleyen odaklar muhatap alınarak diyalog ve demokratik tartışma zemini adı altında Türkiye`nin bir pazarlık ortamına çekilmeye çalışıldığı; ABD destekli, AB patentli, Peşmerge onaylı ve İmralı imzalı bu yıkımın sözde demokratikleşme, özgürlük ve insan hakları ambalajıyla hükümet tarafından pazarlanmak istendiği; bu anlayışla, devletin terörle mücadelesini şiddet politikası, kanlı terörün ise hak arama mücadelesi olarak tanımlanmaya çalışıldığı; Türkiye`nin sosyal dokusunun küresel projelerin güdümündeki iktidar tarafından acımasızca tahrip edilmeye çabalandığı ve yıkım ortağı arayışlarının kapı kapı gezilerek ısrarla sürdürülmek istendiği gelişmeler, geçen yıl bildiğiniz ve yaşadığınız gerçekler olmuştur." Bahçeli, Türk milletini birbirine düşürmek için kurgulanan sinsi bir oyunun hükümet eliyle ve bütün yıkım aktörleri kullanılarak sahnelenmeye çalışıldığını ileri sürdü.
Hükümetin geçmişten ders çıkardığına, olumlu yönde bir değişimin olacağına dair en küçük bir emare ve işaretin henüz alınmadığını söyleyen Bahçeli, " AKP zihniyetinin teslimiyet siciline, terörle işbirliği üzerine kurulu sabıkalarına baktığımızda ümitli olmamızı gerektiren bir durumun olmadığı ortaya çıkacaktır. Bu yıl da geride kalan yılların daha olumsuz bir tekrarı olacağı şimdiden belli olmuştur. AKP, ABD ve AB projelerini uygulayabilmek, yıkımı topluma kabul ettirebilmek için çok tehlikeli bir siyaset modelini uygulamayı sürdürecektir. Açılım adını verdiği ve kendisi için dönüşü olmadığını açıkladığı yolda, kendi gündemini hayata geçirmek için imkân ve zemin arayışına devam edecektir. Bu konuda yıkımın yol haritası netleşmeye başlamıştır." şeklinde konuştu.
İlk aşamada, Türk kavramının engellenmesine yönelik girişimler için idari adımlar ve `İmralı canisinin` hapishane koşullarının iyileştirilmesinin gündeme geleceğini savunan Bahçeli, " Orta vadede hayata geçirilecek ikinci aşamada, kanun değişikliği gerektiren konularda düzenlemeler yapılacaktır. Üçüncü ve son aşamada Anayasa değişikliklerinin gündeme taşınacağı, AKP yetkililerinin beyanlarıyla ortaya çıkmıştır.
Türk milli kimliğinin değiştirilmesi, ikinci bir dilin seçmeli dersten başlayarak aşamalı olarak eğitim dili haline gelmesi ve yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılarak otonomiye zemin hazırlanması gibi PKK talepleri bu aşamada TBMM önüne getirilecektir." diye konuştu.
Türkiye`nin içeride hırpalanarak, daha fazla kan kaybedeceğini savunan Bahçeli, " Türkiye`nin bu yükü taşımaya artık tahammülü kalmamıştır. Bıçak kemiğe çoktan dayanmıştır." ifadesini kullandı.
" HERKES, VİCDAN VE AKIL MUHASEBESİ YAPMAK ZORUNDA"
Bu noktaya adım adım nasıl gelindiği hakkında herkesin dürüst bir vicdan ve akıl muhasebesi yapmak zorunda olduğunu söyleyen Bahçeli, " Türkiye`nin geleceğinin kurtarılmasının her şeyden önce buna bağlı olduğu unutulmamalıdır. İçine sürüklendiği bu ağır şartlar karşısında, milli bir seferberlik ruhuyla harekete geçmek her Türk vatandaşının kaçamayacağı tarihi bir görev ve sorumluluktur." şeklinde konuştu.
Siyasi hayatta çok önemli bir kavşağa, kalıcı etkileri ve sonuçları olacak bir dönüm noktasına hızla yaklaşıldığını savunan Bahçeli, şöyle devam etti: " Siyasi ihtiraslarını, milli ve manevi her değerin önüne koymaktan çekinmeyen siyaset tüccarları, kendilerini bekleyen mukadder sona doğru hızla yol almaktadır. Bütün olumsuzluklara rağmen Türkiye`nin hiçbir sorunu çözülemez değildir. Her problem sahasının çözümü vardır ve çözüm yolları bellidir. Demokratik rejim yapamayanın gideceği, yapacakların geleceği ve tahrip edenlerden de hesapların sorulacağı imkân ve fırsatları sunmaktadır. Türkiye`nin bugün karşı karşıya bulunduğu ağır sorunların temelinde, dürüst ve samimi olmayan, meşruiyet sorunu ve kimlik bunalımı içinde bocalayan liyakatsiz kadroların işbaşında olması yatmaktadır."
Türkiye`nin bu yükü daha fazla taşımasının artık mümkün olmadığını savunan Bahçeli, " Bu garabetin bir an önce son bulması ve yeni bir onarım ve normalleşme sürecinin başlaması Türkiye`nin artık en öncelikli meselesidir. Bunun yegane ve meşru yolu bellidir, o da millet iradesine müracaat etmektir." şeklinde ifade etti.
" MİLLET DESTEĞİNİN DEVAM EDİP ETMEYECEĞİNİN SINANMASININ ZAMANI GELDİ"
" İki buçuk yıl önce, AKP`nin arkası gelmeyen vaatlerine verilen millet desteğinin de devam edip etmediğinin sınanmasının zamanı gelmiştir." diyen Bahçeli, `er ya da geç, milletin hakemliğine gidileceğini` kaydetti. Bahçeli, " Demokratik zeminlerdeki bu milli hesaplaşmada, Türk Milleti`nin haysiyetiyle oynayan, Türkiye`yi küçük düşüren siyaset tüccarlarının ve menfaat çetelerinin yakasına yapışmak bizim için bir namus borcudur. AKP yöneticileri geçmişin hesabını vermekten hiçbir şart altında kaçamayacaktır. Yetim hakkına el uzatanlardan, milletin kardeşliğini incitenlerden mutlaka hesap sorulacaktır." dedi.
Hükümetin, 2010 yılında `PKK açılımını yasal çerçeveye oturmak isteyeceğini` ileri süren Bahçeli; `Anayasa`nın temelini oluşturan ilkeler, hangi ad, amaç, hile ve düşünceyle olursa olsun bu yönde düzenlemeler yapılmasına kapıyı kesin ve nihai olarak kapattığını belirtti. Bahçeli, bölünmez bütünlük konusundaki esaslara aykırı hareket edilmesinin Anayasal suç olduğunu söyledi. Bahçeli, MHP`nin `bu yıkım yolunda en büyük engel olmaya devam edeceğini aktardı.
" ZAMLAR, HAYAT ŞARTLARINI DAHA DA AĞIRLAŞTIRACAK"
Ekonomi politikalarını da eleştiren Bahçeli, şöyle devam etti: " Yeni yılı karşıladığımız bugünlerde, yapılan anormal zamlar, fahiş vergi artışları önümüzdeki süreçte insanımızın hayat şartlarının daha da ağırlaşacağını kanıtlamıştır. Adaletsiz, kusurlu, yanlış kurgulanmış ve ahlaken sorunlu ekonomi politikaları sonucunda, zamlar sel gibi hanelere aktı. Aziz millet fertleri yeni yılın ilk gününe, bir gün öncesine kıyasla daha yoksul olarak girmiştir. Bize göre; 2009 yılının son gününde sağanak halinde yağan vergi artışları ve zamlar, IMF`nin taleplerini dolaylı olarak karşılamaktan, gündemde olan muhtemel bir anlaşmanın şartlarını tek taraflı gerçekleştirmekten başka bir anlam taşımamaktadır.2009 yılında, sürekli olarak ümük sıktırmayacağız diyerek, IMF`ye rest çeken Başbakan Erdoğan`ın; asıl kendisinin ümük sıkmak için fırsat kolladığı bugün çok daha bariz olarak görülmüştür. Artık ümük sıkmak için IMF`ye gerek kalmamış, Başbakan bunu tek başına yapabileceğini açıklıkla ispat etmiştir.
Anlaşıldığı kadarıyla, IMF gelmeden önce kozmik haberleşmeyle klasik talimatlarını Başbakan Erdoğan`a iletmiş, bu kapsamda hükümette buna uygun hareket etmeye karar vermiştir. Alınacak muhtemel IMF kredisiyle, ekonominin rakamsal ve oransal olarak düzeleceğini hesaplayan AKP zihniyeti, şartlar elverdiği ölçüde ve uygun bir zeminde seçime gitmeyi kararlaştıracaktır."
CİHAN