Başbakan Erdoğan, Galip Demirel Vilayetler Evi'nde 2. Büyükelçiler Konferansı'na katılan büyükelçilere öğle yemeği verdi. Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, Türkiye dış politikasındaki değişimin asla ve asla bir eksen kayması, yön değiştirmesi olmadığını vurgulayarak, " Türk dış politikası aslında genişlemiştir.
Vizyonunu, ufkunu genişletmiştir. Normalleşmektedir ve gayet tabii olarak dünyanın tümüyle iletişim kuran bir zemin üzerinde ilerlemeye başlamıştır. Yani, dere yatağında akmaya başlamıştır. Bizim başta bölgesel olmak üzere küresel ölçekte barıştan, huzurdan, demokrasi, güvenlik ve istikrardan başka hiçbir gayemiz yoktur, olamaz" dedi.
Erdoğan, hiç kimsenin kendilerinden tek boyutlu bir bakış açısı ve dış politika anlayışı beklememesi gerektiğine işaret ederek, şunları kaydetti:
" Türkiye içine kapanan, dünyaya sırt çeviren, enerjisini içeride heba eden bir ülke olamaz. Bu Türkiye'ye yakışmaz. Çünkü Türkiye sıradan bir ülke değildir, ülkelerden bir ülke değildir. Türkiye vizyonsuz, hukuksuz anlayışlarla böyle bir konuma oturtulmaya çalışılsa dahi bunu başaramaz. Çünkü Türkiye çevresindeki tüm bölgelerle ilişkilidir, bağlantılıdır, irtibatlıdır. Türkiye'nin tarihinin medeniyet mirası, stratejik derinliği buna izin vermez. Türkiye mümkün olan her yerde kendisini temsil edecektir.
Türkiye dünyanın her köşesinde, ekonomik, ticari, diplomatik, siyasi işbirliklerini tesis etme gayreti içerisinde olacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye her platformda, her zeminde, tezlerini barışa, istikrara, demokrasiye katkı vermek suretiyle devam ettirmektedir."
'Ortadoğu İle İlişkilerden Rahatsız Olanlar Var'
Başbakan Erdoğan, Irak, İran, Gürcistan, Suriye, Lübnan ve Suudi Arabistan ile ilişkilerin geliştirilmesi noktasında rahatsız olanların bulunduğunu belirterek, " Bundan daha doğal, daha tabii ne olabilir? Tüm bu ülkeler ve bunun gibi birçok ülke Türkiye'nin kültürel bağlarının olduğu hatta akrabalık ilişkilerinin bulunduğu ülkeler. Dünyanın bir numaralı ülkesi ABD, Rusya, Çin, Avrupa'nın İngiltere'si, Fransa'sı, Almanya'sı bunlarla ilişki kurarken hiçbir şey olmuyor da, Türkiye kurarken niçin rahatsız oluyoruz. Neden? Bunu kendi kendimize sormamız gerekiyor. Anormal olan, yanlış olan yıllar yılı komşularımıza, bölgemize sırtımızı dönmüş olmamızdır" diye konuştu.
" Türkiye, uluslararası gelişmelerin, dünya siyasetinin artık bir nesnesi değil, altını çizerek ifade ediyorum; bir öznesi haline gelmiştir" diyen Erdoğan, Filistin'in Gazze kentinde yaşanan olaylara dikkat çekti. Erdoğan, Gazze'de yaşananlarla ilgili tavırlarının bir eksen kayması değil, insani olanın, samimi olanın, vicdani olanın tezahür etmesi olduğunu kaydetti. Erdoğan, " Türkiye'nin yaptığı sadece ve sadece hukuku, adaleti, hakkaniyeti. insaniyeti korumaya çalışmaktır" dedi.
Gazze'ye yönelik saldırıların ardından Gazze'nin yeniden yapılandırılması için vaat edilen yardımların yapılmadığına dikkat çeken Erdoğan, " Şarmel Şeyh'de biliyorsunuz nerdeyse bir yıl oldu toplanıldı. Vaatler. Ne gitti şimdi oraya, hiç. Gazze'ye yardım ulaştırılmasına izin verilmiyor. Bir açık hava hastanesinde Gazze'de insanlar yaşıyor. İnşaat malzemeleri buraya sokulmuyor. ABD'de bana Museviler, 'terör örgütüne ev mi yapalım' dediler. Anlayış bu, yaklaşım bu. Elbette buna karşı sesimizi yükselteceğiz, elbette tavrımızı ortaya koyacağız. Ortada gayriinsani bir durum var. Ortada çok ciddi bir adaletsizlik var. Gözümüzün önünde sadece Gazzeli çocuklar değil, dünyanın insani duyguları, dünyanın İslami duyguları öldürülüyor. İşte biz bu vicdanın sesi olmanın gayretindeyiz. Bu hassasiyeti sadece Gazze için sergilemiyoruz, Gürcistan'da, Bosna'da ve Darfur'da da aynı hassasiyeti ortaya koyduk. Dünyanın neresinde olursa olsun bir insana zulüm ediliyorsa, biz tarihimizden aldığımız terbiyeyle oraya elimizi uzatmak durumundayız" şeklinde konuştu.
Erdoğan, bu konulardaki hassasiyeti her zaman dile getirmek durumunda olduğunu belirterek, büyükelçilerden de aynı hassasiyeti aktarmalarını istedi.
MÜGE TUTCALI/ANKARA
Terör örgütüne ev mi yapalım?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Gazze'nin yeniden yapılandırılması için vaat edilen yardımların yapılmadığını belirterek, "ABD'de bana Museviler, 'terör örgütüne ev mi yapalım' dediler. Anlayış bu, yaklaşım bu. Elbette buna karşı sesimizi yükselteceğiz, elbette tavrımızı ortaya koyacağız" dedi.





