Milli Eğitim Bakanı Çubukçu, Meclis'te gazetecilerin Danıştay'ın YÖK'ün katsayı kararı hakkında verdiği yürütmeyi durdurma kararına ilişkin sorularını cevapladı. Sınav sürecine ve bundan sonra olacaklara ilişkin bir yorum yapmayacağını belirten Çubukçu, " Burada bağımsız Anayasal bir kurum var. YÖK sınavın yapılış şekli konusunda da yetkilendirilmiş ve süreci takip eden ÖSYM var. Onların değerlendirmeleri önemli" dedi.
Danıştay'ın ilk kararından sonra bir açıklama yaptığını hatırlatan Çubukçu, bu ikinci karardan sonra da buna ekleyecek bir şey bulamadığını söyledi. Kararı bir hukukçu olarak değerlendirdiği zaman hukuk devleti ilkesinin temel prensibinin 'kaynağını Anayasa'dan almayan hiçbir güç yetki kullanamaz' ilkesini hatırlatması gerektiğini kaydeden Çubukçu, her kurumun kaynağını Anayasa'dan alan bir yetkiyi kullanacağını vurguladı. Anayasa'nın temel prensiplerinden birinin de kuvvetler ayrılığı prensibi olduğuna işaret eden Çubukçu, " Yürütmenin yargıya talimat vermesi mümkün olmadığı gibi yargının da yürütmenin yerine geçerek yerindelik denetimi yapması veya yürütmenin yetki alanına giren bir konuda düzenleyici işlem tesis etmesinde aynı düzeyde hukuka aykırılık görüyorum. Kararın özetine baktığımızda 1999 yılından beri uygulanan bu sistemde bir süreklilik ve istikrar olduğu belirtiliyor. İstikrar vurgusu çok hukuki bir kavram değil.
Bir konuda istikrar olması, onun hukuki düzenleme olduğunu göstermez" şeklinde
konuştu. Kararda yürütmenin takdir hakkının kabulünün, bunun keyfi kullanımına yol açmayacağı, takdir yetkisine giren konuların da yargının konusu edilebileceği vurgusunun yapıldığını hatırlatan Çubukçu şöyle konuştu:
" Doğru ama kararın devamında 'yargı kararlarının uygulanmasında herhangi bir takdir hakkı yoktur, doğrudan uygulanır' diyor. Yürütmenin takdir hakkının olması, onun keyfi bir karar almasında engeldir gerçekten. Ama burada YÖK kaynağını Anayasa'dan alan bir kurumdur. Kaynağını kendi kuruluş yasasından alan bir yetkiyi kullanmıştır. 1999 yılındaki YÖK nasıl bu kararı alabildiyse, hangi maddeye dayandıysa, 11 yıl sonra bugün de YÖK aynı yasa maddesini kaynak göstererek böyle bir kararı almıştır. 'O tarihte
bu yetki kullanılabilir ama bu tarihte kullanılamaz' demek hukuk açısından biraz sorunlu bir yaklaşım."
Orta öğretim kurumlarının planlanması ve şekillendirilmesinin en önemli bölümünü yükseköğrenime geçiş sınav sistemindeki düzenlemelerin oluşturduğuna işaret eden Çubukçu, Türkiye'nin en önemli ihtiyacının meslek elemanları olduğunu, mesleki eğitimin, dünyanın tersine geriye gittiğini, bu geriyi gidişin temel aktörlerden birinin yükseköğrenime geçişte ortaöğretime uygulanan katsayı sistemi olduğunu ve bu sistemin meslek liselerinin gelişmesinin önünde önemli bir engel oluşturduğunu bütün eğitimcilerin
kabul ettiğini vurguladı. Çubukçu, " Eğitimin planlanması, düzenlenmesi, şekillendirilmesinde kilit rol oynayan sınav sisteminin günün şartlarına göre yeniden düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunuyor" diye konuştu.
Çubukçu, 'YÖK'ün aldığı kararların iki kez iptal edilmesi sınava girecek öğrenciler üzerinde olumsuz bir etki yaratır mı?' sorusu üzerine buraya gelirken Meclis'teki bir polis memurunun önümü kestiğini ve 'İki çocuğum var, ikisi de meslek lisesinde okuyorlar. Akşam eve gittiğimde ikisi de ağlıyordu' dediğini anlattı. İlk karardan sonra da her gün ortalama bine yakın şahsi mail geldiğini kaydeden Çubukçu, bunların genelde çocuklardan ve gençlerden geldiğini ifade etti. Çubukçu şöyle konuştu:
" Bir ülkede yükseköğretime girişte merkezi, eşit, adil bir sınav sistemi varsa çocukların eşit, objektif ve adil şartlarda yarışıyor olması gerekir. 100 soru yaptığı halde meslek lisesinin makine bölümünde okuyan bir çocuk makine mühendisi olamıyorsa burada sorunlu bir yaklaşım vardır. Burada çok fazla üzüntü ve tepki olduğunu biliyorum. Yaklaşık 1.5 milyon gencimiz sınava girecek. Onların önüne engel çıkaracak, gelecekte ideallerindeki mesleğe ulaşma hayallerini ortadan kaldıracak kararların elbette olumsuz bir yansıması vardır."
Çubukçu, bu konuda yaşanan sorunun aşılması için yasal düzenlemeye ihtiyaç olup olmadığı sorusu üzerine, " Yürürlükteki mevzuatın, bu yetkinin kullanılması konusunda yeterli olduğunu düşünüyorum. Ama YÖK'ün değerlendirmeleri, talebi ne noktadadır onu bilmiyorum. Nasıl bir yol izleyeceklerini kendilerine sorun. YÖK, kaynağını Anayasa'dan alan ve yasalardan alan bir yetkiyi kullanmıştır. Bu uygulamasını sürdürüp sürdürmeyeceğini onlara soracaksınız" diye konuştu.
Çubukçu, Anayasa değişikliğine ihtiyaç duyulup duyulmayacağı sorusuna ise, " 1982 Anayasası 30 yıllık bir uygulama sürecine sahip. Bu Anayasa çerçevesinde oluşturulan bu kurumlar yıllardır bu yetkileri kullandı. 'Bugün böyle bir sorun çıktı, Anayasa'yı değiştirelim' demek doğru değil. Anayasa'nın çok sorunlu maddeleri var ama bu meseleye gelince ne Anayasa, ne mevcut yürürlükteki kanunda, bu kararın alınması konusunda bir sorun görmüyorum" karşılığını verdi.
ZAFER ÇAKMAK/ANKARA