İşte Başbakan'ın konuşması:
Hükümetin hızını kesmeye çalışıyorlar. Biz bugüne kadar bu oyunu bozduk, bundan sonra da bozacağız. AK Parti iktidarıyla istikrarsızlık ülkesi olmaktan kurtuldu.
Vizyonu, amacı belli bir ülke oldu. 16 ayda bir hükümetlerin değiştiği bir ülke olmaktan kurtuldu. Dışarıdan veya içeriden buraya bakanlar istikrar ülkesi görüyor. Canı isteyenin seçim ilan ettiği dönemler tedavülden kalktı. Siyasetin ana gayesi millete hizmet olmuştur. Önümüzdeki 1.5 yılı heba etmek istemiyoruz varsın muhalefet bunlarla çelik çomak oynasın.
Ancak belli çevrelerin hükümeti yavaşlatmak gibi bir gayretin içinde olduğunu da çok net görüyoruz. Yasama faaliyetlerine yönelik her türlü engellemeyi yapan muhalefet, bu tür tartışmaların içine çekerek hükümetin hızını kesmeye çalışıyor.
Biz bugüne kadar bu oyunu bozduk, bundan sonra da hep birlikte bozacağız. Ak Parti iktidarıyla Türkiye'de siyaset geriye dönülemez şekilde kaliteye kavuşmuştur.
Türkiye Ak Parti iktidarıyla birlikte bir istikrarsızlık ülkesi olmaktan kurtulmuştur. Türkiye bizimle birlikte hedefi vizyonu belli bir ülke haline gelmiştir.
Sürekli erken seçimlerin yaşandığı o günler artık geriden kalmıştır. Bugün içeriden ve dışarıdan Türkiye'ye bakanlar burayı bir istikrar ülkesi olarak, planı programı belli bir ülke olarak görmeye başlamışlardır. Bu ülkede artık akşamdan sabaha politika değişmiyor, canı isteyenin seçim ilan ettiği, ülkenin her türlü dengesinin askıya alındığını dönemler artık tedavülden kalkmıştır.
Söz konusu olan candır. Canın bedeli yoktur. Can kaybının telafisi yoktur. Onun için sadece madencilik sektöründe değil, maden ocaklarımızda değil, emeğin olduğu her yerde iş güvenliği ve sağlığa azami ilgi gösterilmesini, buradan herkese hatırlatmak istiyorum.
Yine önceki gün çok değerli bir bilim adamını, hayatını çocuklara gençlere eğitime adamış olan İhsan Doğramacı hocamızı kaybettik ona da Allah'tan rahmet diliyorum.
Bu arada TEKEL işçilerinden Hamdullah Uysal'ı da elim bir trafik kazasında kaybettik. Ona da Allah'tan rahmet diliyorum. TEKEL işçilerini ilgilendiren hatırlatmayı yapmak istiyorum. 4C için sözleşme imzalama süresi önümüzdeki Salı akşamı itibari ile doluyor. Şu ana kadar 3000'i aşkın işçi bu sözleşmeyi imzaladılar.
Varsın muhalefet bunlarla çelik çomak gibi oynayadursun, biz işimize bakacağız. Biz durmak yok yola devam dedik, aynen devam edeceğiz. Biz hizmet için yola çıktık. Bu yolculuğu da yılmadan usanmadan sürdüreceğiz. Öncelikle burada bulunan tüm arkadaşlarıma, tüm gönüldaşlarıma, en kalbi teşekkürlerimi sunuyorum.
7.5 yıl boyunca canımızı dişimize taktık, milletimize ülkemize hizmetler kazandırdık. Milletin derdini kendi derdimiz bildik. Kimsesizlerin kimsesi olduk. Kendini ötelenmiş hissedenlerin sesi olduk. Kapısı hiç çalınmayanların evine biz misafir olduk. Üşümüş elleri tuttuk, sızlayan yürekleri teselli ettik.
Biz bu ülkeye umut olduk. Bu millete yar olduk. Hakkari'de Tekirdağ'da İzmir'de Tunceli'de Samsun'da bizim yaptığımız eserler var. 81 vilayetimizin her birinde, eserimizin olmadığı bir il gösterilemez. Anadolu'da Trakya'da yollar yaptık, üniversiteler kurduk, hastaneler konutlar imal ettik. Türkiye'yi her alanda büyüttük. Nereye gittiysek gönül diliyle konuştuk. Milletin gönlüne hitap ettik. Ben demedik, her zaman biz dedik. Kucaklayıcı birleştirici olduk. Başkalarının yaptığı gibi biz makam mevki ikbal hırsı içinde olmadık. Şahsi hırsların peşinde olmadık.
Yunus Emre ne güzel söylemiş: Canlar cananı buldum, bu canım yağma olsun. Her yeni gün yeni bir başlangıçtır. Her zaman söylediğim gibi, Mevlana'nın söylediği gibi; Her gün bir yerden göçmek ne iyi, her gün bir yere konmak ne güzel, bulanmadan, donmadan akmak ne hoş:
Dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait, şimdi yeni şeyler söylemek lazım. Fedakarlığımızı katlayarak artıracağız. Daha çok çalışacağız. Daha fazla insana haneye ulaşacağız. Daha çok anlatacağız. Heyecanımızı artırarak, coşkumuzu artırarak, millete ulaşarak yürümeye devam edeceğiz.
Bırakın onlar ne söylerse söylesin, bütün kirli dosyalar meydana çıkıyor. Dün parlamentoda olanı da izlediniz. Geçmişte kim kime neyi nasıl konuşmuş. Bizzat yaşayanlar konuşuyor. Ben isimlerini artık ağzıma almayacağım için konuşmuyorum.
Dün biri parlamentoda şöyle bir ifade kullanıyor. Ak Parti genel başkanı Başbakan dedi ki diyor, gensoru yalama oldu. Gensoru değil hukuk yalama oldu diyor.
Hukuk yalama olmaz, siz yasaları yalama ettiniz, yasama yalama oldu. Hukuk ve yasalar farklı bir konudur. Bunun önce bir talim et, sonra konuş. Hukuk doğuştandır, yasalar sonradandır. İnsan o haklarıyla doğar. O haklarını kimse alamaz, ha gaspederler, onun hesabını da verirler.
Milletimizin gündeminden asla kopmayacağız. Ak Parti olarak bugüne kadar nasıl farkında olduysak, bugünden itibaren de o farkı çok daha belirgin hale getireceğiz. Buradan her ay yaptığımız toplantıdan ayrıldıktan sonra kapı kapı dolaşmaya mecburuz. Biz dolaşmazsak, dolaşacak kimse yok. Nereden bilsin Hakkari'nin merkezinde modern hastaneler yapıldığını, Patnos'ta bilişim sınıflarının oluşturulduğunu? Bunu biz anlatacağız.
Bazı şeyler artık alışkanlık haline geldi. Ankara-Kırıkkale, o Elmadağ'ın ölüm virajlarını geçenler bilir. Bazen geçenler bile bakıyorsunuz, kaale bile almıyor. Artık Ak Parti iktidarı bazı şeyleri alışkanlık haline getirdi. Ah o eski ölüm virajları neydi ne oldu? Ankara-Eskişehir hızlı tren. Ne getirdi ne götürdü. Bunu anlatacağız. Uçak sorulduğu zaman, sorulduğu zaman ben nerden bineceğiz kardeşim, o para nerde bizde diyenler, şimdi binebiliyor.
Ama bizim hedefimiz ne? Hiç binemeyenlerin de ona binmeleri onu kullanmalarıdır. 15.000 kilometre yol dedik, 11.000 kilometreyi aştık, yol yaptık. 500.000 konut dedik, şu anda 420.000 konutun 320.000'i sahiplerine teslim edildi, diğerlerinin inşaatı sürüyor. 142.634 derslik inşa ettik şu ana kadar. 63 üniversite kurduk. Üniversite olmayan ilimiz kalmadık. Bolu dağı tünelini, Karadeniz sahil yolunu bitirdiğimiz gibi Türkiye'yi hızlı trenle nasıl tanıştırdıysak, bu yılın sonuna kadar Ankara-Konya'yı da bitiriyoruz, Marmaray'ı da 2013'te bitireceğiz.
Muhalefet konuşuyor, kepnekler kapanıyor diyor. Kapanan kepenkler olur, tarih boyunca olmuştur. Bu ülkede 1 kapanıyorsa, 3 açılıyor. Bunların hepsi resmi, tescilli. Bardağın hep boş tarafını gösteriyorlar. Dolu tarafını gösterse AK Parti'nin yaptıkları ortaya çıkacak.
Benim dünya hayatında gayem şudur: 30-40 yıl sonra bir AK Parti iktidarı vardı, bir Başbakan vardı, canlarını dişlerine taktılar, cesaretini ortaya koydu, direnmedi ama dimdik durdu, Allah onlardan razı olsun desinler bize yeter. Bizim hedefimiz budur.
Statüko bu ülkeye dar geliyor. Engelli demokrasi bu ülkenin kaderi değildir. Türkiye değişmek zorundadır. Prangalarından kurtulmak zorundadır, kurtulacak. Kimsenin korkusu olmasın, Türkiye'nin rotası bellidir. İleri demorasiye, gelişmiş hukuka yol alıyoruz.
Hukuk işliyor, bağımsız yargı görevini yapıyor. Aksi ispat edilene kadar kimse suçlu ilan edilemez ama kimse de dokunulmaz değildir. Bütün iddiaları açıklığa kavuşturacak olan bağımsız ve tarafsız yargıdır. suçlu ile suçsuzu ayırt edecek olan yargıdır. Yargının işini kolaylaştırmak görevimiz. Malta sürgünlerini hatırlatanlar önce 1938'e dönsünler. İnönü'nün Cumhurbaşkanı olduğu zamanki Tunceli sürgünlerine baksınlar. İleri giderlerse bunların vesikalarını da açıklarım. Bunlar çırpındıkça eteklerinden bir şyeler dökülüyor, daha dökülecek çok şey var. Benim milletim bnunlara iktidar vermiyorsa bundan. Yargıyı töhmet altında bırakanlar buna güveniyorlar. Bulanık suda balık avlamaya çalışıyorlar. Çetelerin avukatlığına soyunanlar, sular artık bulanmayacaklar. Yaşananlar, vicdanların rahatlamasıdır.
Kurumlar arasında çatışma var diyenler, bunu sadece siz diyorsunuz. Bugün olanlar normalleşmedir, kurumlar arasında çatışma falan yok. Statükodan beslenenler, gelin siz de millete yaslanın. Bir kez olsun milletle aynı istikamette olun. Bizim felsefemiz at denize balık bilmezse Halik bilir.
Yanlışlıkları alkışlayan siyasetçiler sandıkta millete hesap verirler. Sancılı bir süreçtir. Zamanında seçim yapmasını Türkiye'de öğreniyor. Bunu ispat ettik, ikincisini de yapacağız. Yargıya yerdımcı olmak görevimiz. Yargıdan rica ediyoruz, lütfen yürütmeye müdahele etmeyiniz. Yürütmenin hakalarına saygılı olunuz. Yürütme sadece bakanlıklar değil, bağımsız kurullar var. Yargı, onların da yasayla verilmiş haklarına saygılı olsun.
Medyanın tahriklerine gelmeyeceğiz. Cumhurbaşkanın başkanlığında üçlü zirve yaptık. Ona bile öyle çirkin yorumlar yapıyorlar. Cumhurbaşkanı'nın Başbakan'la Genelkurmaybaşkanı ile görüşmesi garip bir şey mi? Bunu yazan gazetecilerin patronlarına sesleniyorum. Ne yapım köşeyazarı hakim olamıyorum diyemezsin, sorumlusu sensin. O gazetecinin maaşını sen veriyorsun. Bir taraftan maaşlar niye böyle diyeceksin, sonradan ekonomiyi çökertmeke için uğraşacaksın. Bu ülkeyi germeye hakları yoktur. bunlar edebe adaba uymaz. Herkes fikrini söylemekte serbesttir ama bu insanlara kalemleri teslim edenler kusura bakma sana burada yer yok demelidir. Köşe yazarlarını bana eleştiri yapabilir haklıdır, ama bende uyarımı yapmalıyım.
Geçen hafta 2 arkadışımızın sarf ettiği sözler kabul edilebilir değil. Bu ifadelere karşı kendilerini disipline sevkettik. Bu sözler partimizin ve hükümetimizin uygulamasını yansıtmıyor. Lütfen ağzımızdan çıkanı kulağımız duysun.
İHA





