Erdoğan, il başkanları toplantısında çeşitli konulara ilişkin değerlendirmede bulundu...
CHP'ye de yüklenen Erdoğan, isim vermeden gazeteci Oktay Ekşi'nin CHP'ye katılmasına dikkat çekti ve " Sen bu ülkenin bakanlarına hakaret eden ve bunu da köşesinde yazacak kadar ileri giden kişiye partinin rozetini takacaksın sonra da bu ülkede özgürlük yok diyeceksin" diye konuştu.
Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Kıbrıs'la ilgili eleştirilerini yorumlayan Erdoğan şunları söyledi: " Sayın Merkel vizyon sahibi bir lider görüntüsü vermiyor. Merkel'in tarih bilgisini gözden geçirmesini ve Türk tarafından özür dilemesini bekliyoruz. Söylenen ortadadır, yapılan ortadadır. Bu süreci takip eden lider Merkel değildir. Burada Türklere karşı ne denli ahlaksızca davranıldığını Schröder biliyor. Schröder'i kahve içmeye davet ederse, süreci açık ve net öğrenmiş olur. Biz yaşadık Sayın Merkel sen yaşamadın. Kazan-kazan esasına göre bu süreci başlattık. Rum kesimine şirin görünme çabaları son derece manidar. Hala Türkler versin, kusura bakmayın. Biz garantör ülke olarak görevimizi yaptık. Ama bizden kalkıp da bu noktada hiçbir zaman anlaşmalarda olmayan şeyler istenirse bunu hiçbir zaman bulamayacaksınız. Kuzey Kıbrıs'tan bir gram vermeyiz. Kıbrıs olayını siyasi istismar konusu yaptırmayız dedik. Ne yazık ki AB şu anda fasılların açılıp kapanmama noktasındaki tavırla sözünde durmamıştır."
Heykel ve içki tartışmalarına değinen Erdoğan şunları kaydetti: " Son tartışmalar doğal akışı içinde giden tartışma değil. Açık açık kampanyadır. Hükümet aleyhine yürütülen zorlama kampanyalardır. Bu her seçim öncesinde yapılan malum tezgahlardan birisidir. AK Parti muhafazakar demokrat bir partidir. Bizim için aile çok önemlidir. Mahremiyet çok önemlidir. Başkasının kutsal değerlerine hakaret etmediği sürece her türlü fikrin serbestçe ifade etmesini savunuyoruz. En geniş özgürlükleri savunan bir partiyiz. Sekiz yıldır bizim bu noktada samimiyetimiz test edildi. Sekiz yıldır hangi özgürlüğü kısıtladık? Sekiz yıldır kimin yaşam tarzına müdahale ettik. Kimin giyimine kuşamına müdahale ettik. Ne kadar viski, bira tüketiyosun dedik mi? İsteyen istediği kadar içiyor. Aksırıncaya, tıksırıncaya kadar içiyorlar. Sekiz yıldır biz yaşam tarzlarına yönelik neyi yasakladık? Mahalle baskısı diyorlar. Hükümete, bakanlara atılan iftiralar bugüne kadar hangi partiye bu boyutta yapıldı?
Yandaş medya diyorsun, candaş medyanın tüm mensuplarını partine davet edeceksin. Sevsinler seni. Bunu kimse yutmaz. Sen yargılanmasi için imza ettiğin kişiyi il başkanı yapacaksın, namuslu insanları yolsuzlukla itham edeceksin. CHP Genel Başkanı RTÜK Kanununu diline doladı. İnsan kimi neyle itham ettiğini incelemez mi? Yüzlerin kızarmadığı bir muhalefetle karşı karşıyayız. Artık sivil muhalefetin de edebi terk ettiği bir süreçten geçiyoruz. Birileri yıllarca bu toplumun belli bir kesimine tepeden baktılar. Tarihi sadece bunlar biliyor, bilim bunların tekelinde.
Heykel için ucube derken, kralın da çıplak olduğuna işaret ettim. İçlerindeki despotizmi yıkamayanlar krala da çıplak dedirtmek istemiyorlar. Gözü olan herkes güzelle çirkini estetikle ucubeyi birbirinden ayırır. Bunun için sırça saraylarda büyümüş olmaya gerek yoktur. Oraya gittim ve o heykeli ve çevresini gezdim, dolaştım. O zamanki belediye başkanına bunu yapmamasını söyledim. Fakat kararlıydı. 2006 yılının sekizinci ayında bunun olamayacağına karar verildi. Üç ay sonra ise yapılacağına yönelik karar çıktı. Heykelin hemen altında kalacak şekilde tarihi eserler var. Bir tarihi eser var diye İstanbul'da yıllarca Tarih Tabiat Varlıkları Kurulu bizim metroyu Unkapanı'nda durdurdu. Nereden bakarsan bak 10 yıl kaybettik. Burada ise bunu rahatlıkla yapıyor. 48 metre yüksekliğe çıkıyor. Camiler onun gölgesinde kalıyor.
GÜZEL SANATLARI BİTİRMEM GEREKMİYOR
Bu işlere yorum yapabilmek için illa güzel sanatlar fakültesini bitirmek zorunda değilim ki. Görsel medya yolda giderken beğendiniz mi diye sorar. Vatandaş beğendim ya da beğenmedim der. Böyle bir eser inşa edecekseniz, o çevreyle uyumlu olmasına bakacaksınız. İzmir Karşıyaka belediyesi talip olmuş, ne kadar güzel. Gelsin alsın Karşıyaka'da diksin. Çok da heyecanlı, eyvallah yapsınlar.
BİR TANE HEYKEL YIKTIK MI?
Bu heykeltraşın çok başarılı olduğunu eleştiren birisi değilim. Ama ben o tarihi eserlerin olduğu yerde böyle bir olayın yaşanmasına müsade edemem, doğrudur diyemem. Bugüne kadar AK Parti hükümeti bu ülkede bir tane heykel yıktı mı? Var mı böyle bir şey, yok. Nedir bu kıyamet? Dert başka. AK Parti'nin yükselişini bununla durduracağız zannediyorlar, durduramazsınız. Karslı vatandaşlar bile buna müsade etmiyor. Bir tane sanatkar akıl veriyor. Hükümet bunlarla uğraşacağına Kars'ta işsizlikle mücadele etsin diyor. Bunlara verilen para Kars'taki altyapıya verilmiş olsaydı farklı olurdu.
TAHLİYEDE FARKLI BİR ORGANİZASYON VAR
Tartışmalı tahliye kararlarını değerlendiren Erdoğan, " Tahliye kararlarını yargı verdi. Aynı yargı benimle ilgili dosyayı 24 saatte Diyarbakır'dan Ankara'ya getirebildi. Aynı yargı Erbakan'la ilgili kararı 5 günde verebildi. İşlerine gelince veriyorlar. Meşhur Erzincan dosyası süratle yürütülebildi. Ankara'da Sincan gayet başarılı çalıştı. Bunlar çıkıyordu da, sizin öncelikler denilen yol haritanız yok muydu? Bunu bir ay önce de verebilirdiniz. Burada da yine bir farklı organizasyon söz konusu.
Yargıtay'ın iş yükünün fazla olduğunun farkındayız. Yeni hakimler alalım dedik. Burada bizler sözlü imtihanlarda kamera yerleştireceğiz dendi. Bu işin tarihinde kamera diye bir şey olmuş mu? Dert başka, ipe un sermek. İpe un serdiler, bu süreci engellediler. Bunu da aşacağız. Uygulama noktasına gelince sudan bahanelerle engellendi. Hakim ve savcı alımları engellendi, yüksek yargı ağır iş yükünü atmamak için adeta direnmiştir. 1934'ten beri hakim adaylığı sınavları Adalet Bakanlığı tarafından yapılıyor. 2008'de mülakatlarda görüntü ve ses kaydı şartı getirildi. Danıştay bize bunu şart koştu. Adalet Bakanlığı yürütmenin durdurulması için başvuruda bulunuyor, iki yıldır bu genel kurula gelmiyor. Aynı Danıştay Sağlık Bakanılğı aleyhine tam günde yapılan başvuruyu 24 saatte karara bağlıyor. Sonra da çıkıyorlar iş yükümüz fazla diyerek hükümeti suçluyorlar. Bazı konularda iş yükü de personel azlığı da mazeret olmuyor.
Yargıyı birilerinin arka bahçesi olmaktan çıkarıp, milletin ön bahçesi haline getireceğiz. Onama mı bozma mı diyerek belli çevrelerin arzusuna göre karar veren bir yargıdan vicdanla karar veren yargıya geçişi tamamlayacağız. Bu süreçte aleyhimize yürütülen kampanyaları boşa çıkaracağız. Ben Katar'da hukukçular anayasa yapmayacak demedim, halkın katkısı olacak dedim" diye konuştu.
" KUZEY KIBRIS'TAN BİR GRAM ALAMAZSINIZ"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs sorunu konusunda, ''Bizden eğer kalkıp da bu noktada anlaşmalar çerçevesinde olmayan şeyler istenecek olursa burada hiçbir zaman bunu bulamayacaksınız. Biz size Kuzey Kıbrıs'tan bu noktada bir gram alamazsınız, veremeyiz. Bunu bileceksiniz'' dedi.
AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin genel merkezinde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında bir konuşma yaptı. Geçtiğimiz haftalar içinde çeşitli illerde toplu açılışlar gerçekleştirdiklerini hatırlatan Başbakan Erdoğan, son bir ay içerisinde, Mardin, Siirt, Konya, Muş, Bitlis, Erzurum ve Kars'ta onlarca eser ve hizmeti resmi olarak vatandaşların hizmetine sunduklarını söyledi. Yarın Muğla'da toplu açılış törenine katılacağını bildiren Erdoğan, akşam da İstanbul'da Seyrantepe Stadı'nın açılışını yapacaklarını ifade etti ve Pazar günü de yine İstanbul'da toplu açılış töreninde çeşitli açılışlar gerçekleştireceklerini anlattı.
HARİRİ GÖRÜŞMESİ
Son bir ayın, uluslararası temaslar noktasında son derece yoğun geçtiğini belirten Erdoğan, Kuveyt ve Katar'a geniş bir işadamı heyetiyle ziyaret gerçekleştirdiklerini söyledi.
Erdoğan, şöyle konuştu: ''Ziyaretler, bölge ülkeleriyle her alandaki işbirliğimizi güçlendirmek adına adeta bir dönüm noktası teşkil etti. Kuveyt'le vizeleri kaldırmak için mutabakata vardık. Katar;ın 2022 Dünya kupası için yapacağı yatırımlarda Türk müteahhitlerinin tecrübesinden istifade etmesi için tanıtımlarımızı yaptık. Bunların ötesinde, her iki ülkede de her alanda mevcut ilişkilerin ve işbirliğinin yeterli düzeyde olmadığını, tarihleri ortak, kültürleri ortak ülkelerin çok daha fazla dayanışma ve işbirliği içinde olmaları gerektiğini vurguladık. Tunus, Cezayir, Mısır, Sudan ve Lübnan'da gelişmeleri dikkatle izliyoruz. Lübnan Başbakanı, Kıymetli Kardeşim Saad Hariri, Lübnan'daki son gelişmeler hakkında tarafımıza bilgi vermek, eşgüdüm ve istişarelerde bulunmak üzere bugün ülkemize bir çalışma ziyareti yaptı. Sabah saatlerinde kendisiyle ayrıntılı şekilde bir görüşmemiz oldu. Bildiğiniz gibi, Türkiye olarak Lübnan'ın huzur, istikrar ve refah içinde kalkınmasına büyük önem atfediyoruz. Bu tavrımız hem halklarımız arasında var olan dostluk ve kardeşlik bağlarından hem de Lübnan'ın bölgesel barış ve istikrar bakımdan taşıdığı hayati önemden kaynaklanıyor. 2006 yılında yaşanan savaş ve sonrası dönemde Lübnan'a tam destek verdik. Her zaman Lübnan Devletinin ve halkının yanında yer aldık. Lübnan'da bir ulusal uzlaşı hükümeti kurulması sürecinin başarıyla sonuçlanması için tüm ilgili taraflar nezdinde yoğun çaba harcadık.''
" TÜM İLGİLİ TARAFLARIN ÇABALARINI ARTIRMALARI GEREKLİDİR"
Geçtiğimiz Kasım ayında Lübnan'a gerçekleştirdiği ziyaretin temel amacının da, Lübnan'a desteği teyit etmek, tüm Lübnan'lı siyasi gruplara birlik ve bütünlük mesajı vermek olduğunu kaydeden Erdoğan, orada taraflarla geniş görüşmeler yaptıklarını hatırlattı.
Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu: ''2009 parlamento seçimlerinden epey sonra, 2010 sonunda Lübnan'da nihayet bir Hükümet kurulmuştu. Ne var ki, Sayın Hariri'nin başbakanlığında kurulan Ulusal Uzlaşı Hükümeti içindeki 11 Bakanın istifa etmesi ile ortaya yeni bir bunalım çıktı. Yakın tarihte büyük acılar ve yıkımlar yaşamış olan Lübnan halkının yaraları henüz tam olarak sarılmış değil. Hal böyleyken, ülkenin yeniden siyasi istikrarsızlığa sürüklenmesine müsaade edilemez. Bölgemizdeki diğer ihtilaflarda da kritik gelişmelerin vuku bulduğu bir sırada, Lübnan'da ortaya çıkacak bir istikrarsızlığın bölge üzerinde de olumsuz yansımaları olacaktır. Bu çerçevede, Lübnan'daki Hükümet bunalımının diyalog ve istişareyi ön plana çıkaran demokratik ve katılımcı yöntemlerle çözümlenmesi için, tüm ilgili tarafların çabalarını artırmaları gereklidir. Tarafların tam bir sorumluluk bilinciyle hareket etmesine ve Lübnan'ın ortak çıkarlarını her türlü mülahazadan üstün tutmalarına ihtiyaç vardır. Lübnan Özel Mahkemesi ile ilgili hususların, Lübnan içinde ve dışında ayrışma ve çatışmaya yol açmayacak, adil, siyasi mülahazalardan uzak bir yaklaşımla ele alınması zorunludur. Bu konuda hiç bir tarafta, hak ve hukukunun çiğnendiği yolunda mağduriyet hissi oluşturmayacak bir formül bulunmaya çalışılmalıdır. Bunun da yolu kamplaşma değil, diyalogdur. Mahkemeyle ilgili zıtlaşmanın, Lübnan'ın iç huzurunun sağlanması ve komşularıyla ilişkilerinin normalleştirilmesi yönünde kaydedilen gelişmeleri geri çevirmesine izin verilmemelidir.''
" AKTİF ROL"
Bulunulan noktada, bölge ülkelerinin ve uluslararası toplumun önde gelen aktörlerinin Lübnan'daki hükümet bunalımının süratle giderilmesi için ortak çaba ortaya koymaları gerektiğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, şunları söyledi: ''Türkiye olarak, önümüzdeki dönemde üzerimize düşeni yapmayı ve gerekli tüm girişimler içinde aktif biçimde yer almayı sürdüreceğiz. Lübnan'da tüm taraflarla diyalog kurabilen bir ülke olarak, biz, kardeşimiz Lübnan'ın huzur, istikrar ve emniyet ortamına kavuşmasını güçlü şekilde desteklemeye devam edeceğiz. Görüşmeden sonra da inşallah gerek İran'la, gerek Suriye, gerekse Katar'la görüşmeler yapmak suretiyle bu sürecin barışla sonuçlanması noktasında gayretlerimizi devam ettireceğiz''
haber3.com
Bu Sözle İl Başkanları Toplantısında Söyledi...
İl Başkanları toplantısında konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Herkesin yaşam tarzına saygılıyız. Kimsenin giyim kuşamına, yeme-içmesine, inancına, ibadetine kısıtlama getirmeyen, tam tersine bu noktada en geniş özgürlükleri savunan ve bunun gereklerini yerine getiren bir partiyiz" dedi.





