AK Parti'nin her zaman hak ve özgürlüklerden yana olduğunu, dünyanın hiçbir yerinde zulme karşı sessiz kalmalarının mümkün olmadığını söyleyen Erdoğan, her zaman ileri demokrasiden yana olduklarını belirtti ve " AK Parti'nin rotasını her zaman millet çizmiştir. Bundan sonra da millet çizecektir" diye konuştu.
Erdoğan'ın, Mısır ve bölgedeki bazı ülkelerde yaşanan olaylarla ilgili sözlerinden bazı başlıklar şöyle:
- Türkiye bölgesinde, barışın istikrarın olduğu kadar demokrasinin, evrensel hukukun hak ve özgürlüklerin hakim olabilmesi için güçlü bir irade ortaya koymaktadır.
- İçindeki sorunları çözemeyen, iç karışıklıklardan kurtulamayan, kendi arasında uzlaşı sağlayamayan ülkeler aydınlık bir geleceğe de ulaşamazlar.
- Halkın haykırışına, son derece insani taleplerine kulak verin. Halktan gelen değişim arzusunu hiç tereddüt etmeden karşılayın.
- Açık söylüyorum; istismarcıların, kirli odakların, Mısır üzerine karanlık senaryoları olan kesimlerin inisiyatif almasına fırsat vermeden; Mısır'ın huzuru, güvenliği, istikrarı adına önce siz adım atın. Halkı tatmin edecek adımlar atın.
- Bugünün dünyasında özgürlükler artık ertelenemez, göz ardı edilemez. Aylarca süren seçimlerin adı demokrasi olmaz. 24 saatte biz seçim bitiriyoruz, 24 saat..."
- Halka gözünü, gönlünü kapatan hükümetler yaşayamaz. Hakın hiçbir çağrısı karşılıksız kalmaz. Bizim felsefemiz insanı yaşat ki devlet yaşasın...
Mübarek'e mesaj yolladı
Mısır lideri Mübarek'e içten bir uyarıda bulunan Erdoğan, " Bizler insanız. Bizler faniyiz, kalıcı değiliz. Her birimiz öleceğiz ve geride bıraktıklarımızdan dolayı sorgulanacağız. Müslümanlar olarak amacımız saygıyla anılmak, rahmetle yadedilmektir. Bizler halk için varız. Onun için diyorum ki yarın öldüğümüzde hoca gelip şunu söylemeyecek. Cumhurbaşkanı, başbakan, bakan, trilyarder niyetine demeyecek. Er kişi, hatun kişi niyetine diyecek. Seninle beraber gelen sadece kefen olacak. Öyleyse o kefenin değerini bilelim. Hepimizin gideceği yer 2 metrelik çukur. Bunu unutmayalım" dedi.
Halka: " Silahtan uzak durun"
Erdoğan Mısır halkına da seslendi: " Mısırlı kardeşlerim, bütün bu direniş sürecinde silahtan uzak durun. Kültürünüze, tarihinize sahip çıkın. Özgürlüklere sahip çıkmanın haysiyetli mücadelesini verin. Bu insani bir haktır. Mısır'da ister polis ister asker ister sivil olsun, bir tek canın gitmesi Türk milletinin canından can kopmasıdır. Halkın da iktidarın da ağırbaşlılık içinde her kesimi tatmin edecek bir değişimi omuzlaması en büyük arzumuzdur. Tunus ve Mısır'da gerekli reformların hayata geçirilmesini istiyoruz. Türkiye bu süreçte iki halkın da yanındadır.
Türkiye'deki " ileri demokrasi" örneği
" Düzen ve istikrar ancak ileri demokrasiyle sağlanır" diyen Erdoğan, " Hür adil ve demokratik seçimlerden milletin iradesinden korkmamak gerekiyor. Halkın ortak aklı yanlışa yönelmez. Millete bidon kafalı, göbek kaşıyanlar diye sıfat yakıştırmak aczin cahilliğin ürünüdür. Bunları diyenler de entellektüellerden, köşe yazarlarından çıkıyor. AK Parti ne ile iktidara geldi? Cumhuriyet yürüyüşleriyle geldi. Orduyu göreve çağıranlara milletim 'dur' dedi; bizi yüzde 47 ile iktidara taşıdı. Birileri yine sorun çıkarmaya hazırlanıyor. Sorun varsa çözüm yeri sandıktır, millete gitmektir. Yeter ki biz kendimize güvenelim, inanalım. Karamsar olmak bize yakışmaz. Kardeş halklara sesleniyorum: Aşılamayacak sorun yoktur. Şiddetle bir yere varılmaz. Sağduyulu hareket etmeliyiz" ifadesini kullandı.
ABD Başkanı Barack Obama ile Mısır'daki durumu değerlendirdiklerini belirten Erdoğan, " Obama Türkiye'nin sürekli seçimle işbaşına gelmiş, iki kez iktidar olan hükümetimizin Mısır'la ilgili bakışını benimsediklerini söyledi" dedi.
Muhalefete Mısır eleştirisi
Erdoğan, " Muhalefet ise Mısır'daki olayları tersinden okuma yeteneğini ortaya koymuştur. Ders çıkarmak yerine, halkı şiddete davet etmeleri Türk demokrasisi adına partiler üzerindeki kara lekedir. 50 yılında Adnan Menderes'in iktidara gelmesiyle halkın CHP'ye karşı başkaldırısı olmuştur. Sandıkta demokrasi tecelli etmiştir. Turgut Özal'ın da 12 Eylül'ün ardından geldiğini unutmayınız. Bu milletin darbeye karşı çıkışıdır. 3 Kasım'da da halk koalisyonlara yeter demiştir. 22 Temmuz'da statükoya baskıya, yasakçı anlayışa bir tepki olmuştur" dedi.
Tunus ve Mısır'daki olaylar üzerinden AK Parti'ye mesaj gönderen bazı köşe yazıları olduğunu savunan Erdoğan, " O mesajı kendileri alsınlar. Bizim milletin mesajına ihtiyacımız var. 12 Eylül'de de halk mesajını en iyi şekilde vermiştir. Bu ülkede kimin ileri demokrasiden yana olduğu gün gibi açıktır. Sanırsınız ki onlar halktan yana. Jalktan yana olanlar; Meclis'i terkedenler, komisyonları terkedenler, halkı boykota çağıranlar, çetelere avukatlık yapanlar değil, canı pahasına gecesini gündüzüne katarak çalışan AK Parti iktidarıdır" dedi.
" Muhalefetin, seviyesi iyice düşen, izan insaf ölçülerini aşan üslubu" hakkında değerlendirme yapan Erdoğan, " MHP'nin üslubunu zaten dikkate almıyoruz. Artık CHP'de de aynısı var. CHP lideri ilk çıkışında kendini ortaya koydu. Referandumla da dibe vurdu. Lider ve genel başkan yardımcıları da aynı üslupsuzluğu benimsemiş. CHP'ye, MHP'ye, BDP'ye gönül verenler; bir muhalefet lideri yardımcısının Başbakan'a 'bostancıbaşı', 'haremağası' ifadesini yakıştırabilir mi? 'Erdoğan çok gerilimli' diyen o yazarlara sesleniyorum. Bu açıklama karşısında sizler ne söylediniz? Kimin eli kimin cebinde belli değil. Böyle bir ana muhalefet lideri olur mu?" diye sordu.
CHP'nin, " AK Parti-Hizbullah işbirliği iddiasını bir kez daha eleştiren Erdoğan, " Biz herkesle görüşürüz. İşbirliği diyerek saptırıyorlar. CHP liderinin SSK Başkanı olduğu dönemde, terör örgütü üyelerine neler yaptıklarını biliyoruz. Ama biz siyasi ilke ve duruşumuza uygun görmedik açıklamayı. 'Ben SSK'yı 7 yıl başarıyla yönettim' diyorsun. İyi de 7 yıl ne yaptın? SSK sürekli kayıptaydı. Artıdayken ekside devam etti. Hangi yüzle çıkıp başarılıyım diyorsun? Vatandaş da bu üsluptan rahatsız. CHP'ye gönül verenler de. Candaş medya dahi üsluptan rahatsız" dedi.
" CHP lideri bu üslupla devam ederse kendisini de muhatap almayız" diyen Başbakan, " Sözünün ağırlığı kalmayan, üslup seviyesi düşen bizim için bir züle dönüşüyor. CHP'den artık siyaset ortaya koymasını beklemiyoruz. Zira bundan ümidimiz kalmadı. Herkes düşünüp konuşmalı. Yolsuzluk nasıl büyük bir suçsa, namuslu insanlara mesnetsiz şekilde yolsuzluk ithamında bulunmak da o kadar büyük bir suçtur. İftira yalanlanınca da yüzün kızarmıyor. Siyaset bu değildir. İftaranın bedeli pişkinlik olamaz" diye konuştu.
" CHP gençleri alkolik yapmaya çalışıyor"
CHP'li üyelerin Anayasa Komisyonu'ndan istifasını da eleştiren Erdoğan, " Sokak sokak direnme çağrısı yapıldı. Yargıtay, Danıştay tasarıları görüşülürken CHP istifa etti. İstifalar çok anlamlı. Komisyonun çalışmaları etkilenmedi bile, etkilenmeyecek de. CHP'nin genleri hiçbir değişime uğramamış. 1960'tan beri tahrik, kışkırtma yoluyla medyayı da kullanarak müdahaleyi alkışladı. Yine aynısını yapıyorlar. Direniş çağrısı yapanlar seçim umutlarını kaybetmişler. Seçime inansalar bunu yapmazlar. Bu umutsuzluk çağrısıdır. Türkiye 1950'lerin, 60'ların Türkiyesi değil. Türkiye ileri demokratik standartlara ulaşmış siyaseti şekillendiren bir ülkedir. Demokratik olgunluğa ulaştık. Reyine, iktidarına, sandığa, demokrasiye sahip çıkıyor. Bunların dışındaki hiçbir yönetm itibar görmeyecek" dedi.
Erdoğan, " CHP siyaset yapamadığı için, yıllardır ya birilerini göreve davet eder ya da halkı sokağa çağırır. CHP bu kolaycılığı bir kenara bırakmalı. Direniş çağrısı sandıkta cevabını alacaktır. Alkol düzenlemesini dahi rejim tehdi haline getirerek millete bırakıyor. 'Alkollü hareket engellenemez hareketi' çıkmış. Bir siyasetçi buna destek verir mi? Buna izin vermeyeceğiz. Kendisini idare edemeyenin ülkeyi idare etmesi mümkün mü? Anayasada yazıyor bak, gençliğin korunması diyor. Ama maalesef bunlar korunması değil, alkolik olması için çalşıyorlar. Biz buna da izin vermeyeceğiz. Umarım CHP erken uyananın bildiri yayınladığı bir parti yerine, belirli bir politikası olan parti haline gelir. Buna da en çok biz seviniriz" dedi.
A.A