Başbakan Recep Tayyip Erdoğan partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan Ergenekon gözaltılarıyla ilgili de açıklamalarda bulundu. Erdoğan, " Tutuklanan, gözaltına alınan gazeteciler üzerinden, kampanya başlatanlara da açık açık sesleniyorum. Hangi gazeteci hükümeti eleştirdiği çiin bugün tutukludur? Hangi gazeteci, basın faaliyetinden dolayı tutukludur? dedi. İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:
Başbakan Erdoğan konuşmasında Dünya 8 Mart Günü'ne değinerek tüm kadınları kutladı.
Erdoğan, AK Parti'nin kadınlara verdiği önemi, siyaset saflarında verdikleri kontenjanla ve siyaset yapan kadınların son dönemdeki artışla gösterdi.
Erdoğan şiddete uğrayan kadının derdinin kendi dertleri olduğunu kaydederek, " Kadına şiddediti lanetliyoruz" dedi.
Erdoğan kadına şiddetin önlenmesi için ne yapılması gerekiyorsa yapmaya hazır olduklarını belirterek, " muhalefet partileri ve bazı medya son dönemlerde kadına şiddetin arttığını ileri sürerek siyaset yapıyorlar. Kadına şiddetin arttığı haberleri yalan, eskiden gizlnen artık gün yüzüne çıkıyor." dedi.
Erdoğan konuşmasın şunları kaydetti:
KADIN VEKİL SAYISI ARTACAK
Kadına yönelik şiddeti azaltmak için var gücümüzle çalışacağız. 12 Haziran seçimlerine AK Parti olarak bugünkü orandan daha fazla adayla gireceğiz. Kadınların sorunlarını Meclis kürsüsünde erkeklerin anlatmasını anlamıyorum.
GAZETECİLERİN TUTUKLANMASI
Son günlerde bazı gazetecilerin tutuklanmasıyla birlikte tartışma gerçek mecrasından çıkarılarak haksız şekilde hükümet alyehine kampanyaya dönüştürülmeye çalışılıyor.
İktidara geldiğimizden beri çetelere ve demokrasi dışı müdahalelere karşı mücadele ettik. Bzim siyasi mücadelemiz özgürlüklerin güçlenmesi içindir.
Şimdi birileri çıkıp bizi özgürlük karşıtı gibi konumlandırmaya çalışıyor. Bugün bu gayeri gösterenlerin 28 Şubat'ta ve onun öncesinden nasıl manşetler attığını çok iyi biliyoruz.
Son tutuklamalar yargının kendi içerisind yürüttüğü bir işlemdir. Bu olayın bizimle ilişkilendirilmesi, içinde olmadığımız bir sürecin bizimle ilişkilendirilmesi büyük bir yanlıştır.
Birileri çıkmış, " Hükümet müdahale etsin" diyor. Yargıya müdahale istiyor. Hükümet durması gereken yerde durmaktadır.
28 Şubat sürecinde manşetlerin nerelerde hazırlandığını, köşe yazarlarının ellerine nasıl ısmarlama konular verildiğini çok iyi biliyoruz...
28 Şubat sürecinde hissettikleri baskıdan, yönlendirmeden bıkan medya şu sürece en çok destek veren olmalıydı.
Basın özgürlüğüne en küçük kısıtlama ve yasaklama görürsek bunun karşısında ilk duran biz, Ak Parti oluruz... Terör örgütü, gazeteci ve sanatçıları tehdit ederken onlara da biz sahip çıkıyoruz.
8 YILDA KİMİN MANŞETİNE KARIŞTIK ?
Her gazeteci her medya kuruluşu 2002 öncesindeki çalışma şartlarını ve çalışma koşullarını gözden geçirsin. 8 yıl boyunca manşetine karıştığımız biz gazete var mı? Rahatsız olduğumuz, yalan yazıldığı, hakaret edildiği dönemler oldu. Ama hakkımızı gidip yargıda aradım.
Ben demokratik, laik, sosyal hukuk devletinde yaşıyorum ve hakkımı yargıda arayacağım... Ha yargı bizim aleyhimizde çok garip kararlar da verdi. Eleştiri, " ağır eleştiri" olarak litaratüre sokuldu...
Bizim için, gazetelerde, televizyonlar ve internne sayısız eleştiri yapılıyor. Haklı eleştirileri kesinlikle dikkate alıyoruz...
Biz " muhtar bile olamaz" diyen medyayla çarpışa çarpışa iktidara geldik. Siyasi gücümüz de medyadan değil sadece milletimizden aldık. Onun için kimseye minnet eder, ne de kimseyi susturmaya çalışırız...
27 GAZETECİ TUTUKLU
Tutuklanan gözaltına alınan gazetecileri üzerinden, kampanyaya başlayanlara sesleniyorum: Hangi Hükümeti eleştirdiği için bugün tutukludur. Hangi gazeteci, gazetecilik yaptığından dolayı tutukludur. Bakın mesleği gazeteci olan 27 kişi cezaevinde. Fakat hiç birisi gazetecilikten dolayı tutuklu değildir. Bunu milletimiz iyi bilsin.
Erdoğan bir müjde daha verdi
AK Parti haftalık grup toplantısında konuşan AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan partililere seslenerek, anamuhalefete sert biçimde yüklenen Erdoğan, birde müjde verdi.
Partisinin haftalık olağan grup toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan günün anlamı ve önemini benimseyen bir konuşma ile 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutladı.
Parti içerisinde ve parlamento da kadınlara daha çok yer verileceğini söyleyen Erdoğan son dönemde yaşanan gazetecilerin tutuklanması konusu ve The Daily Telegraph gazetesinde yaşanan olaylar ile ilgili olarak ana muhalefete sert biçimde yüklendi ve şunları söyledi;
8 Mart Dünya Kadınlar Günü biliyorsunuz, konuşmamızın hemen başında dünya kadınlarının 8 Mart Dünya kadınlar gününü kutluyorum. Dünya Kadınlar Günü'nün günümüzde ki kadınlar için hayırlara vesile olmasını diliyorum bu vesile ile bir kaç hususu burada özellikle dikkatlerinize sunmak istiyorum. AK Parti olarak göreve geldiğimiz andan itibaren kadına yönelik ayrımcılığı, istismarı özellikle şiddeti sona erdirmek için seferber olduk. AK Parti kadın kollarının gayretli çalışmasıyla bu noktada önemli mesafeler kaydettik. Genelgeler ile mevzuat değişiklikleri ile TBMM çatısı altında ilk kez bizim dönemimizde kadın, erkek fırsat eşitliği komisyonunu kurduk. Kadınların ticari faaliyetler içinde özel sektör ve kamu da daha fazla yer almasını destekledik ve teşvik ettik.
Siyasette kadının daha fazla sorumluluk ve yer almasını destekledik, Genel Meclis, Belediye Meclis üyeleri arasında hanım kardeşlerimiz yer alıyor bu sayı geçmiş dönemlerle kıyas edilemeyecek miktarlara çıkmıştır. Bu dönemde yüzde 9'u aşmıştır bayan vekillerimiz bu oran hiç bir zaman yüzde 4'ü aşmamıştır. Süt izninden, sigorta primlerinin yatırılmasına kadar onların yanında olduk. Okula gönderilmeyen kadın ve kız çocukların meselesi bizim meselemiz oldu düzenlediğimi kampanyalarla 3 yüz 50 bin kadını ve kız çocuğunu okul ile buluşturduk. Evini çekip çevirsin, çocuğunu okutsun diye kadınlara doğrudan nakdi yardımlar yaptık. Şiddete uğrayan her kadının derdi bizim derdimiz, bizim sorunumuzdu ayrımcılığı nasıl reddediyorsak kadınlara ve çocuklara yönelik şiddeti de aynı şekilde reddediyor ve lanetliyoruz.
ERKEKLERİN BURADA KADIN SORUNU ANLATMASINI ANLAMSIZ BULUYORUM
Yayınladığımız genelgelerle kadına ve çocuğa yönelik yapılan şiddetin önüne geçtik. Geniş katılımlı 2 çalıştay düzenledik bu çalıştayda ortaya çıkan sonuçlar başta TBMM kadın, erkek fırsat eşitliği olmak üzere ilgili kurumlara iletildi. Diyorlar ki; kadına yönelik şiddet artıyor, hayır artmıyor bence azalıyor ama geçmişte kadına yönelik şiddet bilinmediği için biz bugün bunu görünür hale getirdiğimiz için artıyor gibi lanse ediliyor. Geçmişte hasar alan bu sorunlar şimdi gün yüzüne çıkarılıyor, tartışılıyor ve çözüm yolları geliştiriliyor.
Gelişmiş ülkelerde görülen şiddet meseleleri tabi ki Türkiye'de de görülüyor bu sorunu büyük bir sorun olarak görüyor, gereken adımları attık ve atıyoruz. Bin hanım kardeşimiz şiddete uğrasa da kötüdür bir hanım kardeşimizde uğrasa kötüdür bu meseleyi biz sıfırlamak için var gücümüz ile çalışacak bu şiddete sıfır tolerans göstereceğiz. 12 Haziran seçimlerine bugüne oranla AK Parti olarak daha fazla hanım kardeşimizi aday göstererek gireceğiz. Kadınlar kendi haklarına daha fazla sahip çıkacak ve inşallah bizzat kadın eli ile sorunlar çözüme ulaşacak. Kadınların sorunlarını parlamento da kürsüde erkeklerin anlatmasını ben anlamsız buluyorum. Damdan düşen kadın geliyor sorunu erkek anlatıyor ama kadın ortada yok giremiyor ki parlamentoya. İşte şimdi biz bu sayıyı arttırarak 12 Haziran'dan sonra parlamento da bu temsili daha güçlü hale getirmiş olacağız. Bir kez daha 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyor hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.
GAZETECİLERİN TUTUKLANMASI
Geçtiğimiz hafta savcıların talimatı ile bazı gazetecilerin gözaltına alınması Türkiye'de basın özgürlüğü konusunda yeni bir tartışma başlattı. Tartışmanın gerçek mecrasından çıkarılarak son derece haksız, mesnetsiz şekilde hükümet aleyhine bir kampanyaya dönüştürülme çabasına girildiğini görüyoruz. Ben bu kürsüden bu konuda tavrımızı ifade ettim.
Şiir okuduğundan dolayı yargılanmış bir Başbakan olarak bu özgürlüğü sonuna kadar desteklediğimi belirtmek isterim. Çeteler, vesayetçi güçler, vatandaşı tehdit olarak gören anlayışın temsilcisiydi bunlar bunlara karşı demokrasi hak ve özgürlükleri hukuk devletini savunan ise biz olduk AK Parti iktidarı oldu bununla ilgili anayasal ve yasal düzenlemeler yaptık. Şimdi birileri çıkıp özgürlük karşıtıymış gibi göstermeye çalışıyor bizi. Bunun peşinde olanlar 28 Şubat'ta nasıl başlıklar attığını biz çok iyi biliriz. Bizim siyasi mücadelemiz, ileri demokrasinin gelişmesi içindir biz 70'li yılları gördük biz 12 Eylül darbesini yaşadık biz demokrasinin nasıl askıya alındığını, konuşanların nasıl susturulduğuna şahit olduk. Sadece ben değil bu grup içinde arkadaşlarım da mahkumiyetlerin mağduriyetleri olarak bugüne ulaştılar. Son yaşanan gözaltılar ve devam eden yargı süreci kendi mecrasında yürümektedir. Yürütmenin değil tamamen yargının içinde devam etmektedir. Bu olayın bizimle ilişkilendirilmesi bu olay üzerinden hükümetin yıpratılmaya çalışılması büyük bir yanlıştır. Birileri çıkmış olup bitenleri hükümetin bu işleri yapıyor, hükümet bu işin içindeymiş gibi göstermeye çalışıyor bunlar yanlıştır. Hükümet durması gereken yerde durmaktadır.
SİYASETÇİYİM DİYE HEDEF TAHTASIMI OLACAĞIM
Demokrasinin olmadığı bir ortamda hiç kimse basın özgürlüğünden bahsedemez biz bu ülkede bir kısım basın kuruluşlarının demokrasiyi rafa kaldırma operasyonlarında nasıl görevler yaptığını çok iyi biliyoruz. Ülke de kaos oluşturmak için gazetecilerin ve yayın kuruluşlarının nasıl vazife yüklendiklerini biliyoruz. 28 Şubat sürecinde manşetlerin nerelerde hazırlandığını nasıl ısmarlama manşetler verildiğini çok iyi biliyoruz. Bazı uluslararası basın kuruluşları Türkiye'de olanları anlamakta zorluk çektiklerini söylüyorlar yargı konusunda tutumlu olan batılıların konu Türkiye olduğunda böyle bir davranış sergileyen Batılıların bu tutumunu da doğrusu biz anlamıyoruz. Demokrasiyi ve anayasal nizamı ortadan kaldırmak amacı ile terör örgütü kurmak amacı ile yapılan davranışlar basın özgürlüğünü ortaya koyacak bir davranış değildir. Demokrasiyi en fazla destekleyen kesim basın mensupları olmalıdır. Yaşadıkları kötü tecrübelerden yola çıkarak, ben 28 Şubatı yaşadım nasıl olurda bunlara destek veririm diyenler konu biz olunca öyle demiyor. 28 Şubat sürecinde hissettikleri baskıdan şu son zamanlar da yürütülen çetelere karşı yapılan tutumu en çok basın takip etmelidir.
Şuanda terör örgütü kendisi gibi düşünmediği için gerçekleri söyledikleri için gazetecileri sanatçıları tehdit edecek kadar ileri gidiyor. Bu sanatçılara da, gazetecilere de biz sahip çıkıyoruz onlar için biz sesimizi yükseltiyoruz. Her gazeteci elini vicdanına koysun 2002 öncesinde ki çalışma durumları ile bugün ki çalışma ortamlarını düşünsün. Önceki toplantımızda ifade ettim 8 yıl boyunca manşetine karıştığımız bir gazete var mı? Rahatsız olduğumuz dönemler oldu, hakaretler edildi ama gittik hakkımızı yargıda aradık ne yapacaktım bende aynı dille mi konuşacaktım? Eğer bir hukuk devleti isek ben gider hakkımı yargı da ararım ne olursa olsun. Siyasetçiyim diye hedef tahtası mı olacağım? Dillerine ne gelirse söyleyecekler, kalemleri ne akıtıyorsa onu yazacaklar bizde ya sabır çekeceğiz yok öyle bir şey.
MUHTAR BİLE OLAMAZ DİYEN MEDYA İLE ÇARPIŞA ÇARPIŞA
Bize yönelik iyi niyetli eleştirileri özellikle değerlendiriyoruz ondan nasibimizi alıyoruz ve ona göre adım atıyoruz burada kendimizi öz eleştiriye tabi tutuyoruz ama eleştiri haksızlığa, saygısızlığa giriyorsa hakkımızı hukukta arıyoruz. Bu düşüncemize güvendiğimiz için düşünce zemininde gelecek saldırılardan korkumuz yok, biz muhtar bile olamaz diyen medya ile çarpışa çarpışa iktidara geldik. AK Parti'nin bu tür yöntemlerle muhalif yazarları susturduğu iddiasını kabul etmeyiz yarası olan gocunur bizim böyle bir yaramız yok. Biz düşüncemize güvendiğimiz için düşünce özgürlüğünden korkmuyoruz.
Kendimize, düşüncemize, teşkilatımıza ve en önemlisi de milletimize inanıp güveniyoruz. Tutuklanan gazeteciler üzerinden hükümetin eleştiriye tahammülü yok diye kampanya başlatanlara sesleniyorum; Hangi gazeteci hükümeti eleştirdi diye bugün tutukludur. Hangi gazeteci basın faaliyetinden dolayı tutukludur. Mesleği gazeteci şeklinde bugün kayıda geçen 27 kişi var cezaevinde olan bu 27 kişi gazetecilik mesleğinden dolayı içeride değil anayasa düzeni zorla değiştirmek, cinsel istismar, nitelikli yağma, ateşli silah bulundurmak, mesleği gazeteci olarak geçen kişilerin işte içeride bulunan gazetecelerin içeri alınması bu AK Parti'yi eleştirdi felan değil olay bu.
ERGENEKON'UN AVUKATLIĞINI YAPANLARDAN DEĞİLİZ
Bu kadar çaba, gayret, iyi niyet ortadayken hükümet aleyhine dönüştürmek insafsızlıktır. Son tutuklamalar tamamen yargının tasarrufu ile olmuştur hükümetin bu konuda hiç bir müdahalesi olamaz. Bizim inancımıza göre aksi ispat edilene kadar herkes masumdur. Yargılama bitmeden kimse suçlu ilan edilemez, yargılama da asıl olan adaletin gecikmeden tecelli etmesidir. Bizim dertli olduğumuz burasıdır bu süreç uzamasın, dosyalar masaya getirilsin karar verilsin. Bu sürecin uzamasını biz doğru bulmuyoruz buna bizde iktidar olarak karşı olduğumuzu açık net söylüyoruz. Gerilimden, haksız suçlamalardan en çok biz şikayet ediyoruz ama kimse bizden taraf tutmamızı, sürece müdahale etmemizi beklemesin. Biz bu işleri gidip Silivri'nin kapısında Ergenekon'un avukatlığını yapanlardan değiliz. Biz milletimiz için buradayız ve bu yönde de devam edeceğiz.
Demokratik ülkelerde siyasi iktidarların nerede nasıl durması bellidir bizim görevimiz yargının işini kolaylaştırmaktır. Devam eden operasyonlar ile ilgili toplumda hassasiyet olması doğaldır toplumda ki hassasiyeti göz ardı etmek mümkün değildir. Yargı milletin adalet çağrısına duyarsız kalamaz biz yürütme olarak yargının daha hızlı çalışması için elimizden geleni yapıyoruz. Bir an önce neticeye bunlar kavuşsun diye ancak yargı toplumdan gelen eleştirilerle değil elinde ki bilgi ve deliller ile hareket eder. Toplumsal duyarlılığın yüksek olduğu davalarda yargının özenle olduğu kadar ivedilikle de hareket etmesi gerekir. Herkesi bir kez daha yargıyı rahat bırakmaya çağırıyorum, herkesi bu sorumluluk çerçevesinde süreci hızlandıracak şekilde davranmaya davet ediyorum.
THE DAİLY TELEGRAPH GAZETESİ VE ANAMUHALEFET
Ana muhalefet partisi lideri ülkesini şikayet ediyor dışarılara, ülke içinde kasıtlı olarak planlı olarak yürütülen kampanyaları mücadele ettiğimiz kadar ülke dışında da bu karalama kampanyaları için orada ki hakkımızı da hukuk ile arıyoruz. Size son derece ibret verici bir hadiseyi paylaşmak istiyorum 14 Eylül 2010 tarihinde İngiltere'nin The Daily Telegraph gazetesinde bir haber yayınlanıyor. İran Türkiye'de ki AK Parti'ye 25 milyon dolar bağışladı bu başlığın hemen altında ki spotta da şu yer alıyor. İran Başbakan Erdoğan'ın ülkede ki demokrasiyi azaltacak girişimini görerek 25 Milyon bağış yapmayı kabul etti. The Daily Telegraph'da yayınlanan bu haber ilginçtir 15 dakika sonra İsrail'in Haretz haber sitesinde de yayınlanıyor. Bu haberin hemen ardından diplomatik görüşmeler başlıyor açıklama hemen nereden geliyor karalamalar CHP'nin bir milletvekili ismini vermeme gerek yok şahsımı karalayarak; Gereğini yapacak mısın Başbakan diyor.
YAR-SAV Başkanı açıklama yapıyor bu haberin kapatılmaya kadar gidecek bir haber olduğunu söylüyor' psikolojik hareket başlıyor. Yine bir CHP Milletvekili ben bu iddianın doğru olduğu kanaatindeyim diyor güya hukukçu böyle geçiniyorlar. Biz bu iddiaya karşı önce çok sert tepki verdik onunla kalmadık İngiltere yargı nezdinde hemen hukuki işlemleri başlattık. Nihayet yargı kararını verdi, gerçek açığa çıktı ve söz konusu gazete 28 Şubatta bir düzeltme ve özür açıklaması yaptı aynı zamanda tabi manevi tazminata mahkum edildi. Dün bazı gazetelerde yer alan habere göre vahimdir bu haber istihbarat teşkilatları ile yazıldı deniliyor. Dünyanın bir çok ülkesinden gazeteciler bilerek yada bilmeyerek belli çevreler tarafından kullanılabiliyor yada gazetecilik çerçevesinden çıkarak belli çerçevelere hizmet veriyor. İngiliz gazetesi onurlu çıkmış ve bu yalan haberden dolayı dobra dobra özür dilemiştir.
AYNI ONURLU DAVRANIŞI GÖSTEREBİLECEKLER Mİ?
Ancak 2 haftadır bu haber üzerinden fırsat avcılığı yapanlar acaba aynı onurlu davranışı gösterebilecekler mi? Özür dileme davranışını gösterebilecekler mi? CHP'ye, YAR-SAV'a onurlu şekilde özür dileyip dilemeyeceklerini buradan bir kez daha sormak istiyorum. Hiç bir belge, bilgi olmadan İngiltere'de yer alan bir haberle karalama kampanyasına girenlerin özeleştiri yapıp yapmamaları konusunda da merakımı bildirmek isterim. Bizi töhmet altında bırakan CHP'nin genel başkanı sonrada gidiyor İngiltere'de bizi şikayet ediyor. Bununla da kalmıyor İngiltere'den, İsrail'e mesaj gönderiyor ne diyor biliyor musunuz; CHP iktidarda olsaydı Mavi Marmara'ya izin vermezdik diyor bunu da, Mavi Marmara şehitlerine, Filistinli kardeşlerimize yapılmış çok büyük bir haksızlık olarak görüyoruz. Kılıçdaroğlu'nun bu hareketi millete sahip çıkmak değildir siz korsanlığa susabilirsiniz ama biz haksızlık karşısında haykırmaya kendi vatandaşımızın hakkı ve hukukunu korumaya kendi vatandaşımızla beraber dünyanın her yerinde ki mazlumlara elimizi uzatmaya devam edeceğiz.
NECMETTİN ERBAKAN'IN VEFATI
Son toplantımızdan sonra yoğun toplantımız oldu. Geçtiğimiz hafta Almanya'ya bir ziyaret gerçekleştirdik vatandaşlarımız ile bir araya geldik. Ardından Türk, Alman sanayi odasında gerçekten büyük bir katılımın olduğu bir toplantı da Türk ve Alman işadamları ile buluştuk. Almanya programımızın ardından Brüksel'e geçmeyi planlıyorduk ki merhum Necmettin Erbakan hocamızın acı haberini alarak yurda döndük ve İstanbul'da cenaze törenine katıldık. Önemli ilim ve siyaset adamlarından olan Necmettin Erbakan'a bir kez daha Allahtan rahmet diliyorum.
YAPILAN ÖNEMLİ PROJELER
Marmaray'ın paralelinde inşa edilecek olan tüp geçit'in temelini atarak inşaatını başlattık bu arada Marmaray'ın kara ve deniz birleşimi de birleşti ve tüp ortaya çıktı. Sirkeci'den giriyorsunuz ve Üsküdar'dan çıkıyorsunuz ve şuanda 2013'e hazır olacak şekilde çalışmalar devam ediyor böylece denizin altından hem tren hem raylı sistemin yanında lastikli sistem olacak iki kat şeklinde yapılıyor bu. Hemen biriler çıktı tabi böyle sistem olmaz proje olmaz ya sen boş versene sen kendi projene takıl zaten bugüne kadar neye evet dediniz ki? 1. Köprü yapılırken bunlar karşı çıktı 2. Köprü yapılırken bunlar karşı çıktı bide utanmadan gitti kullandılar o zaman git sandal ile geç vapur ile geç kullanma bu köprüyü karşı çıkıyordun şimdi niye kullanıyorsun. Dün önemli bir barajın temelini attık Türkiye'den yavru vatan Kıbrıs'a göndereceğiz ama bu suyu denizin altından göndereceğiz ve 1,6 metre çapında yoğunlaştırılmış boru ile bunu göndereceğiz ve toplam uzunluk 107 kilometre oluyor.
2 yüz 50 metre derinlikte diyorum şamandıralarla askıda gidecek yani zemine oturtulmayacak bununla Anamur'da ve Kıbrıs'ta hem içme suyu olarak hem de elektrik ve sulama olarak kullanılacak. Erzincan'da bir açılış törenine katıldık bu törende de gerçekten bugüne kadar Erzincan'a bugüne kadar yaptığım ziyaret yada mitinglerde bu kadar katılım yoktu mükemmel bir katılım vardı 81 hizmetin açılışını yaptık orada da tüm arkadaşlarıma tüm emeği geçenlere çok teşekkür ediyorum. Muhteşem bir hava terminaline sahip oldu Erzincan ve bu proje ile beraber şuanda Erzincan'da ki uçak sayıları da arttırıldı. Sinan Erdem Kapalı Spor Salonu'nda bir buluşmaya katıldık Samsunlular ile bir araya geldik aynı şekilde bakan, milletvekili arkadaşlarımız orada bir araya geldik ve orada da coşku ve heyecan vardı. Pazar günü de İzmir'de yoğun bir programımız oldu.
Ardından Ulaştırma Bakanlığımız ile Devlet Demiryolları ve İzmir ile İz-Ban projesinin açılışını ana muhalefet lideri ile bakanlarımız, milletvekillerimiz hep birlikte açtık. Günde ortalama 5 yüz 50 bin yolcu güvenle ve konforla seyahat edecek bugün de Hatay'a gidiyoruz bugün Hatay'da 56 ayrı tesisin açılışını yapacağız, Hatay havaalanında terminal binasını yaptık ve kavuşturduk. Gerek Kıbrıs, Hatay arasında yoğun bir gediş geliş bulunuyor. Yarın İskenderun'da toplu açılışlar yapacağız. Böylece bugünü ve yarını bölge de değerlendireceğiz.
LİBYA'DAN TAHLİYE OLAN VATANDAŞLARA BAŞBAKAN'DAN MÜJDE
Kuzey Afrika ve bölgede yaşanan gelişmeleri de yakından izliyoruz. Türkiye'nin verdiği mesaj insanlığın ve vicdanın sesini yansıtmıştır. Sıkıntıların bir an önce son bulmasını arzu ediyoruz, ne çıkarları istikametinde başka ülkelere müdahale edenlerden olduk nede gelişmeleri tribünden izleyip vicdanımızın sesini bastıranlardan olduk. Libya'da çatışmalar ve kaos devam ediyor maalesef çatışmalarda çok sayıda insanın hayatını kaybettiğini görüyoruz. Libya'da bir an önce sağduyunun hakim olmasını diliyoruz daha fazla kardeşimiz ölmeden bu kardeş kavgasının bitmesini istiyoruz. Toplamda Libya'dan 24 bin 100 kişi tarafımızdan tahliye edildi. Türkiye Cumhuriyet tarihinin bu en büyük tahliye operasyonu ile dünyanın takdirini kazanırken vatandaşlarını tahliye ettiğimiz ülkelerden de teşekkür almıştır. Tahliye de emeği geçen bakanlarımız ve ekibi olmak üzere özellikle şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum ve Libya'dan tahliyesini gerçekleştirdiğimiz 67 şirketin önemli bir mesajı girerken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımıza da teşekkür etmek istiyorum. Çalışma bakanlığımız şirketlerin talep etmesi durumunda ödeme yapma kararı aldı. Gelen toplan 8 bin 92 vatandaşımıza kendilerine 3 ay süre ile aylık 4 yüz 75 lira ile 1186 lira ödeme yapılacak. Bunun da hayırlı olmasını diliyorum.
AKDENİZ OYUNLARI TÜRKİYE'DE YAPILACAK
Yunanistan Akdeniz oyunlarını 2013'te yapacaktı son kriz bakımından dolayı bu oyunları yapmama kararı aldı. Bundan sonra düzenleme kurulu 3 ülkeye teklif götürdü İspanya, Libya ve Türkiye ve biz yaptığımız görüşmeler neticesinde Mersin'e Akdeniz oyunlarını kazandırmış olduk. 2013 Mersin Akdeniz Oyunları'na yönelik orada süratle yatırımlara gireceğiz gerek şehir stadı ile orada ki kapalı spor salonları ile ne gerekiyorsa gelecek olanların orada kalabilecekleri ödenekleri almış olacak.
SEÇİM HAZIRLIKLARI
TBMM geçtiğimiz hafta 12 Haziran'da seçimlerin yapılma kararını aldı. YSK önümüzde ki günlerde takvimi yayınlayacak bizde AK Parti olarak aday belirleme sürecine propaganda sürecine ilişkin takvimimizi hazırlıyoruz. 3 Kasım, 28 Mart, 22 Temmuz seçimleri öncesinde olduğu gibi bu seçimde de parti içinde demokrasiyi en iyi şekilde işletecek ve sonuçlandıracağız.
Sürekli tabi bazı çevreler bizim sistemimizi halen kavrayamadılar, biz milletvekillerimizi temayül yoklamasına sokmuyoruz ama bir temayül yoklaması yapacağız bu yoklamayı tüm arkadaşlarımızın kanaatini alarak yapacağız. Burada kurumsal bir tutuculuk olabilir temayül yoklamasında bir üst çalışma yapılacak bunlar milletvekili arkadaşlarımızdan kurulan heyetler ile yapılacak. Bunun ardından genel merkezde bir genel değerlendirme bu gelen temayüller üzerinden yapılacak. Oradan geçtikten sonra en son icra kurulu olarak bizim önümüze gelecek nihai kararı orada arkadaşlarımız ile müzakere ederek vereceğiz. 81 Vilayette bir kamuoyu araştırması bitirdik ama ikinci bir araştırmayı yapacağız halkın kendi ilinde kimleri talep ettiğini öğreneceğiz. Bilim, teknolojinin tüm imkânlarını seferber ederek o illerde kanaat önderlerinin, teşkilatların görüşlerini alarak listelerimizi şekillendireceğiz.
Aday tespitlerini bitirdikten sonra büyük bir toplantı ile seçim beyannamemizi açıklayacağız bu 2023 vizyonudur bu Cumhuriyetimizin 100. yılında nasıl bir Türkiye olacağının vizyonudur. Bu liste de bayan arkadaşlarımızın daha çok yer almasını teşkilatımızın hazırlamasını istiyoruz ayrıca 25-30 yaş arası genç kardeşlerimizin de görev almasını istiyoruz. Milletimizden istikrar adına, 2023 hedeflerimiz için bir 4 yıl daha biz yetki isteyeceğiz. Seçim öncesinde bir kaç kez daha bu ay sonuna kadar bu salonda biz Salı toplantılarımızı yapacağız ve bu ay sonundan sonra büyük ihtimalle artık bizde grup toplantılarımıza son vereceğiz arazide toplantılarımızı yapacak orada bir araya geleceğiz. Anayasa gereği istifa edecek bakanlarımıza şuana kadar yaptıkları samimi, gayretli hizmetlerden dolayı şahsım, kabinem, partim, ülkem, milletim adına teşekkür ediyorum, kendilerine şükranlarımı sunuyorum. Hepinizi Allaha emanet ediyorum sizleri sevgi ve saygı ile selamlıyorum'dedi.
haber3.com