Yurt içi hasıla da yüzde 6.1 büyüdü. Cari fiyatlarla 576 milyar YTL yakalandı. Düşük kur sayesinde 400 milyar dolarlık ekonomi haline gelen Türkiye; İsveç, İsviçre ve Belçika'yı geçerek dünyanın 17'nci büyük ekonomisine dönüştü. IMF, Türkiye'nin 378 milyar dolarlık GSMH ile bu üç ülkenin altında kalacağını tahmin etmişti

Türkiye geçen yıl, hedef ve beklentilerin üzerinde büyüdü. 2006 yılı büyümesi, yüzde 5'lik hedef ve yüzde 5.3-5.6 arasında olan piyasa beklentilerini aşarak, yüzde 6 olarak gerçekleşti. Kişi başına gelir ise 5 bin 477 dolar oldu. Büyüme rakamları, 2005 yılının tamamında GSMH'de yüzde 7.6, GSYH'de ise yüzde 7.4 seviyesinde bulunuyordu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), üretim yöntemiyle hesaplanan GSMH ve harcama yöntemiyle GSYH 2006 yılı dördüncü dönem sonuçlarını açıkladı.

GSMH 400 milyar dolar
Geçen yıl Türkiye'nin GSMH'si cari fiyatlarla 399 milyar 673 milyon doları, GSYH'si de 400 milyar 46 milyon doları bularak rekor kırdı. 2005 yılında GSMH 360 milyar 876 milyon dolar, GSYH de 361 milyar 470 milyon dolar seviyesindeydi. Bu arada, 2006 yılı büyüme hedefi yüzde 5 olarak belirlenmişti. Türkiye, 2006 yılı ile birlikte üst üste 5 yıl, bir başka deyişle 20 çeyrektir büyümesini sürdürmüş oldu. Türkiye ekonomisi en son 2001 yılında yüzde 9.5 oranında küçülürken, 2002'de yüzde 7.9 , 2003'de yüzde 5.9 , 2004'de yüzde 9.9, 2005'de yüzde 7.6 ve son olarak 2006'da yüzde 6 büyüdü. Türkiye'de kişi başına milli gelir de 5 bin 477 dolara yükseldi. Kişi başına gayri safi milli hasıla (GSMH) 2005 yılında 5 bin 8 dolar idi. Cari fiyatlarla kişi başına gayri safi yurtiçi hasıla da (GSYH) 5 bin 16 dolardan 5 bin 482 dolara çıktı. Böylelikle, geçen yıl bir önceki yıla göre kişi başına GSMH 469 dolar, kişi başına GSYH de 466 dolar artmış oldu.

Devlet harcamayı kıstı
Sabit fiyatlarla, 2006 yılında devletin harcamaları yüzde 9.6, özel tüketim harcamaları da yüzde 5.2 oranında arttı.

Gayri safi sabit sermaye oluşumunda artış yüzde 14'ü bulurken, mal ve hizmet ihracatı yüzde 8.5, mal ve hizmet ithalatı yüzde 7.1 arttı. Ayrıca devlet, geçen yılın son çeyreğinde yüzde 0.7 artışla düşük oranda harcama yaparken, özel nihai tüketim harcamaları yüzde 0.1, gayri safi sabit sermaye oluşumu yüzde 4.4, mal ve hizmet ihracatı yüzde 6.2, mal ve hizmet ithalatı ise yüzde 1 oranında arttı.

Büyümenin motoru bir kez daha inşaat
Geçen yıl sektörel bazda en yüksek büyüme, sabit fiyatlarla yüzde 19.4 ile inşaatta yaşandı. Tarım yüzde 2.9, sanayi yüzde 7.4, ticaret sektörü de yüzde 5.9 büyüdü. Büyüme ulaştırma-haberleşmede yüzde 3.1 , konut sahipliği ve mali kuruluşlarda yüzde 2.2'şer, serbest meslek ve hizmetlerde yüzde 5.2, devlet hizmetlerinde yüzde 2, ithalat vergisinde yüzde 9 oldu. Geçen yılın son çeyreğinde ise sektörel bazda en yüksek artış yüzde 16.1 ile yine inşaat sektöründe oldu. Son çeyrekte tarım yüzde 9.7 , sanayi yüzde 6.5 oranında büyüme yaşandı.

'Bu, saman alevi gibi geçici büyüme değil'
Büyüme rakamlarını değerlendiren Devlet Bakanı Ali Babacan, "Bu büyüme öyle saman alevi gibi gelip geçici değil, sürdürülebilir bir büyüme" dedi

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Türkiye ekonomisinin bugün itibarıyla yeni bir rekora imza attığını belirterek, "Ekonomi, 20 çeyrektir kesintisiz büyüme performansı gösterdi" dedi.

Bu büyümenin, öyle saman alevi gibi gelip geçici, bir-iki yıl süren ondan sonra kesintiye uğrayan bir büyüme olmadığını belirten Babacan, "Bu sürdürülebilir bir büyüme... Türkiye artık sürdürülebilir büyüme trendini yakaladı" ifadesini kullandı.

4 yıllık ortalama büyüme % 7.3
Babacan bu arada, Türkiye'nin son 4 yıldaki ortalama büyümesinin yüzde 7.3 olduğunu, ekonomik büyüklüğün ise 2006 sonu itibarıyla 400 milyar dolara ulaştığını açıkladı. Uyguladıkları tüm makro ekonomik politikalarda temel ilkenin "sürdürülebilirlik" olduğunu vurgulayan Babacan, "Bugünü kurtaralım, bugün şöyle biraz olumlu sonuçlar elde edelim. Yarını sonra düşünürüz" yaklaşımının asla olmadığını kaydetti.

Babacan, şöyle konuştu: "Büyümenin önemli bir kısmının özel kesim yatırımlarından geldiğini görüyorsunuz. Özel sektör yatırımları büyümenin en temel kaynağı. Bunun önemi ne? Büyüme eğer ağırlıklı olarak tüketimden, hatta kamu harcamalarından değil de özel sektör yatırımlarından geliyorsa öncelikle bundan sonraki dönemlerdeki büyümenin garantisini oluşturuyor. Bu büyüme, yatırımlarla Türkiye'deki üretim kapasitesinin artması ile oluşan bir büyüme olduğu için, sonraki dönemlerde yüksek büyümenin altyapısını kurmamız anlamına geliyor."

3 aylık yabancı sermaye girişi 12 milyar doları aştı
DEVLET Bakanı Ali Babacan, düzenlediği basın toplantısında bazı önemli rasyolar verdi. Babacan 2002'de 181 milyar dolar olan ekonomiyi 400 milyar dolarlık yaptıklarını belirterek şu noktalara değindi:

* AB tanımlı kamu borç stoku 2002'de yüzde 93 iken 2006'da yüzde 60.7'ye geriledi.

* Cari açıktaki artış trendi duraksadı. Enerjiye bağlı olarak 2007'nin devamında geri dönecek gibi görünüyor.

* Bu yılın 3 ayında doğrudan yabancı sermaye girişi 12 milyar doları aştı.

* Toplam kamu net borç stokunun GSMH'ye oranı 2006 sonunda yüzde 44.8 oldu.

* Toplam kamu net borç stoku 2006 sonunda 257.8 milyar dolara geriledi. Bu rakam ekonomik dalgalanmalara karşı çok korunaklı ve sağlam bir yapıya kavuştuğumuzu gösteriyor.

* Geçen yıl özel sektör 96.3 milyar YTL'lik yatırım yaptı. Bu Cumhuriyet tarihinin rekorudur.

* Fert başına düşen milli gelir de 2002 yılında 2 bin 598 dolar iken, bugün açıklanan rakamlara göre 5 bin 477 dolara çıkmış durumda. Satın alma gücü paritesine göre fert başına düşen GSYH rakamları ise 2006 yılı için henüz açıklanmadı. Ancak bu da sık sık tartışılan bir rakam. Biz burada 2007 programındaki verileri baz alıyoruz ve buna göre de 2002'de 6 bin 550 dolar olan fert başına satın alma gücüne göre düzeltilmiş milli gelirimiz, 2005 yılında 8 bin 141 dolar ve 2006 yılında bunun 9 bin dolara daha yakın bir rakam olmasını bekliyoruz.

Aygün: Kurla gelen sanal büyüme
Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, TÜİK'in 400 milyar dolar olarak açıkladığı milli gelirin çok az bir kısmının gerçek büyümeden kaynaklandığını öne sürerek, "Büyük bir bölümü kurla gelen sanal bir rakam" dedi. Aygün, şu görüşleri savundu: "GSMH fiyat deflatörünün (yıllık ortalama enflasyon) yüzde 11.7 olarak gerçekleştiği geçen yıl, ortalama dolar kuru yüzde 6.7 oranında arttı. Türk parası değerlenmeye devam etti. Eğer 2002'de 1.5205 YTL olan dolar kuru izleyen yıllarda GSMH deflatörü kadar artsaydı; 2006'da ortalama dolar kuru 1.4406 YTL değil, 2.3999 YTL olacaktı ve Türkiye'nin milli geliri de 400 milyar dolar değil 240 milyar dolarda kalacaktı. Kişi başına gelir de 5 bin 447 dolar değil 3 bin 288 dolar olacaktı. Bugünkü dolar bazında GSMH'nin yarısı, kişi başına düşen gelirin de 2 bin 880 doları Türk parasının değerlenmesinden kaynaklandı."

2006'da Türkiye ekonomisi yüzde 6 büyürken, istihdamdaki artışın sadece yüzde 1.3'te kaldığını kaydeden Sinan Aygün, "Geçen yıl Türkiye sadece 284 bin kişiye yeni iş olanağı sağladı. Yani ekonomideki her 1 puanlık büyüme sadece binde 2 oranında istihdam artışı sağladı. İşsize iş bulamıyorsa büyümenin kime ne yararı var?" dedi