Sayın Ağar bir dönem bu yönde açıklamalar yapmıştı?
Sayın genel başkan hep şunu söyledi: 184 yeterlidir. Meclis'te başlayıp, Meclis'te bitsin. Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesini yanlış buluyoruz. Ve ben de hep bunu savundum. Oylama günü beni birkaç sefer aradı genel başkan, sabahleyin görüştük. DYP ve Anavatan birlikte hareket kararı aldılar. Ben basın toplantısına katılmak istemiyordum o gün. Ama iki kez beni sekreter rahatsız etti ve arattı sayın genel başkan. Gittim odaya oturdum. Kapı çalındı, sayın genel başkana basın odası hazır dendi. Ben de onun üzerine ayağa kalktım, " Sayın genel başkanım dedim, size son defa yalvarıyorum. Ne olur böyle bir açıklama yapmayın, biz Meclis'e girelim" dedim. Yani genel başkan basın toplantısına giderken benim bu konuyla ilgili düşüncelerimi biliyordu. Ama ben genel başkanın son basın toplantısında ne söyleyeceğini bilmiyordum.
Sizce Ağar'ın görüşü neden değişti?
Onlarca kez bunu dile getirdim sayın genel başkana, " 184 yeterlidir" dedi. " Meclis'te başlayıp, Meclis'te bitmesi lazımdır" dedi. Ama en son sayın genel başkan şunu söyledi: " AK Parti benim siyasi hasmım. Ben siyasi hasmıma cumhurbaşkanı seçtiremem." Sayın Ağar'ın cümleleri aynen böyledir. Ayrıca genel başkan ilk defa elinde bir yazılı metinle oraya çıktı. Şuana kadar genel başkan hiçbir basın toplantısında bir metin okumamıştır. İlk defa o gün elinde bir metin vardı. O metni kim hazırladı, nasıl hazırladı onu bilmiyorum. Bir kişi biliyordu o metnin ne olduğu, Celal Adan. Onun dışında kimse bilmiyordu metinde olduğunu, ne söyleyeceğini genel başkanın. Durum bu.
Şimdi basın toplantısı biter bitmez ben ayağa kalktım, Muharrem Sarıkaya da vardı, Ben dedim girmiyorum. Ve Muharrem Sarıkaya bunu yazdı. Oradan odaya geldik. Oda da Muharrem Sarıkaya, İsmail Küçükkaya'lar filan oturuyordu. Benim o fikrimi bildiği için genel başkan beni gözünden uzak tutmak istemiyordu. Celal Adan'a " Ben giriyorum Meclis" e dedim. Öyle deyince tekrar genel başkanın yanına gitti. Onların yanından çok acil bir durum var diye genel başkanı benim yanıma getirdi. Oturduk "Ya yapma Ümmet Bey'' dedi, içeri aldılar beni yalvardılar. Dediler ki, " Ya ne olursun, sen partide çok önemli bir isimsin, tabanda çok büyük karşılığın var. Bizim partiye senden dolayı gelen bu hareket partiyi çok sıkıntıya sokar." Bu arada Erkan Bey basın toplantısına başlamış odada. Ve genel başkan sigara üzerine sigara içiyor. Ben ilk defa gördüm bu kadar, dudaklarını ısırıyor.
Erkan Bey'in ne söyleyeceğini bilmiyor genel başkan. Bilmiyor, bakın burası çok önemli. Ve basın toplantısı uzadıkça uzadı Erkan Bey'in. O arada mahvoluyor sayın genel başkan, perişan. "Artık açıkla, ne söyleyeceksen söyle'' diyor, sinirlendi genel başkan. Yani orada farklı bir şey çıkabileceği endişesi vardı sayın Ağar'da. Arkasından Birol Özcan geldi. Dedim ki, " Bakın, bütün kameralar bizi görürler, bu yanlış olur. Lütfen dedim siz geri dönün ben Meclis'e giriyorum." Benim Meclis'e gidişim böyledir. Yok efendim tuvalettir, yok Meclis'te görünce haberim oldu. Bunlar yalan ve sayın genel başkana yakışan hareketler değil.





