Gelin bugün otomotiv dünyasına biraz yeşil gözlüklerle bakalım. Şu an başta ABD'liler olmak üzere tüm üreticileri yakından ilgilendiren CAFE uygulamasını masaya yatıralım. CAFE, İngilizce 'Corporate Average Fuel Economy'nin baş harflerinden oluşuyor. Türkçe'ye ise kurumsal ortalama yakıt tüketimi ya da tasarrufu olarak çevrilebilir. CAFE'nin bizim üreticilerimizi ilgilendiren, yani Avrupa'da kullanılan ismi ise Clean Air For Europe yani Avrupa için temiz hava. Adı ne olursa olsun bu işin özünde, motorlu taşıtların havayı daha az kirletmesini sağlayacak kanuni ortamları hazırlamak yatıyor. ABD'de CAFE mevzuatı gereği bir otomobilin bir galon (yaklaşık 3.7 litre) yakıtla, 27.5 kara mili (yaklaşık 45 kilometre) yol gitmesi zorunlu. Bu mesafe ticari araçlarda ise 22.2 kara mili (yaklaşık 36 kilometre). Biraz daha açarsak, ABD hükümeti otomotiv üreticilerine, satışa sundukları tüm modellerin bir litre yakıtla, yaklaşık 10 kilometre yol gidecek şekilde tasarlanmasını şart koşuyor. Ancak hemen belirtelim; bu modellerin ortalaması olarak hesaplanıyor. Buna uymayan üreticiler ise oldukça yüklü cezalara çarptırılıyor. ABD'de 1983 yılından bu yana CAFE'ye uymayan firmaların ödediği ceza miktarı 600 milyon doları bulmuş. Bu standartları tutturamayan Avrupalılar her yıl 1 ile 20 milyon dolar arasında değişen cezalar ödüyormuş. Bugüne kadar hiçbir Asyalı üreticinin ceza ödemediğini de belirtelim. Çevre açısından gayet iyi bir uygulama olduğu kesin olan bu mevzuatın endüstri düzeyinde uygulanması ise çok da kolay değil. Buna göre, CAFE'nin yeni standartları özellikle üç büyükler olarak adlandırılan General Motors, Ford ve DaimlerChrysler'in belini bükecek boyutta. Zira, CAFE standartlarının önümüzdeki 10 yıl içinde 10 mil arttırılması gündemde. 2019 yılında ise binek otomobillerin bir galonla 40, hafif ticari ve kamyonların ise 32 mil gitmesi öngörülüyor. Bu, üreticilerin bütün araçlarını minimum yakıt tüketimine yönelik yeniden tasarlaması anlamına gelirken, üreticiler yasayı mümkün olduğunca ileri atmaya çalışıyor. Şu sıralar ABD Kongresi'nde otomotiv şirketlerinin lobicisi senatörlerle, çevreci senatörler arasında kıyasıya bir çekişme yaşanıyor.

AVRUPA'DA DURUM

Konunun bizi ilgilendiren bölümünde ise CAFE, aynı mantıkla ancak farklı uygulama metodları ile karşımıza çıkıyor. AB bünyesinde Euro 1,2,3 ve 4 adı verilen araçlardan çıkan zehirli gazların miktarına ilişkin normlar uygulanıyor. Otomotiv üreticilerinin tüm modellerinin söz konusu normlara uyması bekleniyor. Halen Euro 4 standardının uygulandığı (Türkiye 1 Ocak 2008'de geçecek) AB, 2009 yılında Euro 5'e geçmeye hazırlanıyor. Ancak bu durum da firmaları sıkıntıya sokuyor. Zira, Euro 5 normları, biraz abartarak söylersek, aracın egzosundan temiz hava çıkmasını istemek gibi.

BAŞKA SEKTÖRLERE BAKIN

Tüm bu kısıtlamalar, otomotiv üreticilerini maliyet açısından zor duruma sokarken, sektör sözcüleri ise otomotivin rahat bırakılmasını istiyor. Sektörün bu konudaki tavrı okyanusun iki yakasında da aynı. Çevre konusunda çok büyük yatırımlar yaptıklarını vurgulayan yetkililer, hükümetlerin gözünün artık diğer sektörlere çevrilmesinin zamanı geldiğini vurguluyor.

GÜLTEKİN KARA