Konuya girmeden önce hemen belirteyim, 12 Mart 2005 tarihinde Formula 1 daha düzenlememişken, olabilecekleri sıralayan ve " Hayalet bir pist kimsenin işine yaramaz" cümlesiyle noktaladığım bir yazı kaleme almıştım. Uyarıları gerçek olanların deyimiyle " maalesef haklı" çıktım. Evet F1 pistinden bahsediyorum.

BİR TEK F1 ORGANİZASYONU KALDI

Yapımı yılan hikayesine dönen, işletmesi fiyasko ile sonuçlanan, yolları ile birlikte 220 milyon dolara yakın para yiyen, kimilerinin deyimiyle dünyanın en güzel pisti, maalesef hayalet bir pist olma yolunda ilerliyor. Öyle yapacağız, böyle yapacağız söylemleriyle inşa edilen ve daha sonra işletilemediği için " Bir bilene" yıllık 3 milyon dolar gibi komik bir rakama devredilen İstanbul Park, işini bilen Bernie Ecclestone sayesinde sadece bir tek Formula 1 organizasyonuna kaldı. Zira Ecclestone, yapımında tek kuruş harcamadığı ve bizim beceremememiz nedeniyle ihaleyi aldığı İstanbul Park'ta, kendi izni olmadan herhangi bir organizasyon düzenlenmesine izin vermiyor. Şimdi akıllara, " Pistin işletme ihalesini alandan, tabii ki izin alınmak zorunda" yorumu gelebilir. Gelmesi de doğrudur. Ecclestone, bu piste yıllık 3 milyon doları babasının hayrına ödemiyor. Mutlaka yapılacak organizasyonlardan para kazanmak isteyecektir. Ancak, kendisine başvuranlara önerdiği teklifler, " Ya para saymayı bilmiyor ya da ....." deyimini hatırlatıyor. Pistin işletim haklarını alır almaz, önceden yapılan tüm anlaşmaları yok sayan Bernie Ecclestone, bu yıl Türkiye'de düzenlenecek tek uluslararası ralli organizasyonun servis alanının İstanbul Park olması için kendine başvuranlardan tam 98 bin 160 euro bedel talep ettiği belirtiliyor.

1 MİLYON EUROYA YAPABİLİRSİNİZ

Konuyu hemen açalım, bu bedel pistin kullanımı için değil, otoparkın kullanımı için talep edilmiş. Renault'nun düzenlediği ve gerçekleştirilen tüm ülkelerde büyük ilgi gören, geçtiğimiz yıl İstanbul Park'ta motorsporu tutkunlarının karşısına çıkan World Series by Renault için, kapıyı çalanların aldığı cevap da ilginç... "1 milyon euroya yapabilirsiniz" Yeni performans ürününü tanıtan bir lastik firması ise önceki yönetimle iki günlük bir aktivite için anlaşmış. Bernie Ecclestone imzayı attıktan sonra, söz konusu firmadan 150 bin euro talep etmiş. Uluslararası bağlantıları yapılmış, davetiyeleri basılmış etkinliği iptal etmenin yaratacağı olumsuzlukları göz önüne alan firma bu rakamı mecburen kabul etmiş. Söz konusu rakamlar, etkinlikler göz önüne alındığında, " Gelmeyin, istemiyorum" demenin bir başka hali gibi duruyor. Hiçbir ekonomik mantık, bu bedellerin ödenmesini kabul edemez. Peki o zaman, Bernie Ecclestone ne yapmak istiyor. Bunu burdan çıkartmak çok güç. Ancak, benim sözüm, bu pistin sahibi olduğunu belirtenlere.

Devletin, odanın, küçük esnafın, üyelerin ya da normal vatandaşın cebinden 220 milyon dolar harcayarak bir pist inşa edildi. 220 milyon doları yılda 3 milyon dolardan kiraya verdiğinizde yatırımın geri dönüşümü, ek kazanımları da ekleyince herhalde 50 yılı bulur. " Konuya ekonomik olarak bakmayın. Asıl amaç, dünyanın en önemli organizasyonlarını Türkiye'ye çekerek, yabancıların ülkemize gelmesini ve dolayısıyla ülke tanıtımı yapmaktı" savı da başlangıçta doğruydu. Ancak, bunda ne denli başarılı olunduğu ortada. Zira, elimizdeki tek uluslararası organizasyon, Ecclestone'un sahibi olduğu Formula 1 kaldı. Yabancılar gelmeyecekse, Türkler de içeri giremeyecekse, bu pistin kaderi ne olacak. Bu pist üzerinde dönem dönem çok önemli açıklamalar yapanlar, bu konu hakkında da bir açıklama yapsalar, varsa eksik bilgilerimizi tamamlasalar, yanlışlarımızı düzeltseler ne güzel olur.

GÜLTEKİN KARA