İŞİMİ YAPIYORUM
Siz, Özge Özberk, Burcu Kara, Selin Demiratar; genç neslin başarılı oyuncularısınız. İlginç olan hepinizin şöhreti erken sindirmiş olması... Oysaki eski yıldızların, hayatı 'ün' bazında sizlerden çok daha farklı, neden dersiniz?
Başkaları adına konuşamam. Ama ben ve benim akranlarım tiyatro eğitimi alıyoruz ve bizim amacımız, ünlü olmak, şöhret olmak ya da etrafta bulunmak değil. Hedefimiz; işimizi iyi yapıp devamlılığımızı sağlayabilmek. Sonuçta, bu bizim mesleğimiz; geçici bir heves değil. Amaç iyi bir oyuncu olmak. Ancak, iyi olursak kalıcı oluruz. Oynadığımız karakteri nasıl geliştirebiliriz, role neler katabiliriz diye devamlı düşünüyoruz. Ama başkasını da hor görmek, aşağılamak doğru değil. Kim nasıl mutluysa, nasıl yaşamak istiyorsa öyle yaşasın. Ben böyle mutluyum. Keza akranlarım da öyle; böyle mutluyuz. Bu durumdan rahatsız da değiliz.
Starlık denilen şeyin, dizi filmlerin devamı ve izlenirliliği açısından önemi nedir sizce?
Bir dönem öyleydi. O, 'star' dönemiydi. Bir kişi seçiliyordu, altına da bir kaç kişilik kadro doldurup, star mantığı güdülerek işler yapılıyordu. Ama geçti, gitti. Şimdi alt kadro oyuncuların ne kadar donanımlı ve iyi oldukları ortaya çıktı ve artık bütün ekip başarıyı kucaklıyor. Yapımcılar bütün ekibi çok iyi oyunculardan kuruyor.
Mesleğinizi bir 'oyun' olarak tanımlıyorsunuz. Peki siz bu oyunu kendi kurallarına göre oynadığınızı düşünüyor musunuz?
Sen nasıl büyüdüysen, nasıl bir eğitim aldıysan öyle davranırsın. Her şey büyüdüğün ve içinde olduğun çevreyle bağlantılı gelişir. Bu yüzden herkesin kendi kuralları vardır ya. Oyunculuğun kuralı bu diyemezsin, bir başkasının kuralı, senin kuralın değildir.
SEYİRCİ MUTLAKA BENİ TANIYACAK
Sevenleriniz sizi sadece isim olarak tanıyorlar, o ismin altını doldurmanız lazım değil mi?
Beni tanımıyor olmaları benim işime geliyor. Bu da bir dönem. Eninde sonunda ufak ufak hakkımda tüyolar ala ala beni tanıyor olacaklar. Ama onlar şu an beni tanımıyorlar ve tanımadıkları için her seferinde oynadığım karakterle beni eşleştiriyorlar ve öyleyim zannediyorlar. Sonunda artık beni tanıyor olacaklar. Kimbilir, belki 3-5 yıl sonra bu gerçekleşecek. O zaman onları rolüme inandırmak daha zorlaşacak benim için. Ben şimdilik bu zamanı uzatmaya çalışıyorum ki, işime artısı olsun.
MÜJDAT GEZEN'DEN ÇOK ŞEY ÖĞRENDiM
Star namı taşıyan sanatçılar sizin kadar olgun değil. Genç oyunculardan söylediklerinizi duymak çok ilginç. Akıl hocanız kimdir, öğrenebilir miyim? Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde özellikle Müjdat hocadan çok şey öğrendim. Okula girmeden önce çok köşeli, empati kurmayan, herşeye çabuk kızan biriydim. Çok yumuşadım, köşelerimi kırdım, şimdi karşı tarafı da düşünebiliyorum. Okul beni daha insani duygularla doldurdu. İşe bakış, oyunculuğu nerede kullanmalı, nasıl davranmalı bütün bunları öğrendim. Bunların neticesinde böyle yaşamaya başladım.
GEREKİRSE AÇ KALIRIM
Şöhretin bedeli yok. Vardır diyen şöhret olmak için bedellerini de ödemek zorunda kalmıştır. Ben öyle düşünmüyorum, bedel de ödemiyorum. Nasıl yaşadığına bağlı her şey. Ben hiç bir şey yapmakla zorunlu değilim. Ben istemiyorsam bir işi yapmam. Kimse beni hiç bir şeye zorlamaz. Gerekirse aç kalırım ne olacak yani? Keza aç da kalmam. Özel ders veririm, öğretmenlik yaparım. Gerekirse kendi işimi yaparım, bir şekilde finans bulurum, yapımcılık yaparım. Hiç bir şeyin sonu yok.
ŞEBNEM ÖZUZCAN







