KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin 25. kuruluş yıldönümü etkinlikleri için geldiği Ankara'da, İHA'ya gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kıbrıs'ta Rum ve Türk tarafı arasında süren müzakerelere ilişkin olarak Avcı, " Biz bu görüşmeler başlarken şunu ortaya koyduk; bir takvim çerçevesinde olsun. Yani 40 yıl daha bu görüşmelere devam edemez. Bu çok önemli, çünkü 68'den beri görüşmeler vardır. 40 yıl sürmüştür ve Kıbrıs Türküne uygulanan
izolasyonlar devam ediyor. AB'ye tek taraflı alınmasıyla ödüllendirilen taraf da Rum yönetimi. O bakımdan biz bir takvim istedik. Rum yönetimi tabii ki buna karşı çıktı. Başlanan süreçte 2008 sonuna 'bir çözüm' dedi Sayın Cumhurbaşkanı (Talat), ama bu tabii çok erken bir tarihti. Devam eden süreç masada konuşuluyor" dedi.
Güç paylaşımı ve yönetim konusunda anlaşmazlıkların sürdüğünü ifade eden Dışişleri Bakanı Avcı, " Birçok konuda pürüzler vardır. En basiti biliyorsunuz bir çözümden sonra dönüşümlü başkanlık olacaktır. İki başkanın seçiminin de tek seçim pusulası üzerinde olmasını, yani Rum başkanını ve Türk başkanını bütün adanın seçmesi önerisini getirdi Rum tarafı. Bu ne demektir? Yani seçilecek olan Türk başkanın da Rum halkının oylarıyla seçilmesi. Bu kabul edilebilir bir şey değildir" diye konuştu.
" TÜRKİYE'NİN GARANTÖRLÜĞÜ OLMAZSA OLMAZ"
Rum yönetimini çözüm arayışında samimi bulmadığını söyleyen Avcı, " Parti liderleri, hükümet yetkilileri, dışişleri bakanı, sözcüsü 'Türkiye'nin garantörlüğü kesinlikle olmaz. İki devlet söz konusu olamaz' diye açıklamalar yapıyorlar. Yani bir taraftan masada oturuyorlar, bir taraftan da bu açıklamaları yapıyorlar" dedi.
Koşulsuz çözüm yanlısı olmadıklarını belirten Avcı, " Masadayız demek Kıbrıs Türkü bir çözüme yalvarıyor, ağlıyor, ne olursa olsun bir çözüm konumunda da değiliz. Evet çözüm için çaba sarf ediyoruz, çözüm için de masadayız. Ama çözümün de bazı parametreleri vardır" şeklinde konuştu.
Eşit haklara sahip iki bölge ve iki halk ilkesinin önemini vurgulayan Avcı, " Yeni ortaklık iki eşit devletten oluşacaktır, bu kaçınılmazdır. Çünkü biz 63'leri yaşadık. 1960'ta kurulan bir ortaklık vardı. 3 yıl içerisinde bu ortaklığı yok ettiler, tek başlarına gasp ettiler cumhuriyeti. Türkiye'nin etkin ve fiili garantörlüğü olmazsa olmazımızdır. Çünkü Türkiye dışında başka güçlere, başka garantilere güvenmiyoruz. Şu anda niye o kadar önemli, çünkü 63 örneğini yaşadık. Anavatanımızın garantörlüğü
olmasaydı, 74 Barış Harekatı olmayacaktı ve Kıbrıs Türkünün bugünkü yaşayabilir, nefes alabilir durumu da olmayabilirdi" diye konuştu.
" AB VE DÜNYA ÇÖZÜM İÇİN RUMLARA BASKI YAPMALI"
AB'nin adadaki etkisini de değerlendiren Avcı, " AB esasında tarihinin en büyük hatasını Mayıs 2004'te çözülmemiş bir ülkenin yarısını kabul etmekle yaptı. Şu an görüştüğümüz tüm AB yetkilileri, kapalı kapılar ardında bunu kabul ediyor, 'Bir hataydı' diyor" ifadelerini kullandı.
AB üyeliğinin Rumlara Kıbrıs Türkünün tüm açılımlarına set çekme gücü verdiğini kaydeden Avcı, şunları söyledi:
" Mali yardım tüzüğü 259 milyon euro geçmesine rağmen, halen 60 milyon euro gerçekleşebildi. Niye? Rumlar sürekli engel oluyor. Doğrudan ticaret tüzüğü nerede? Tartışılmıyor bile artık. Niye? Rumlar bunu kabul etmedi. Türkiye'nin AB üyeliğini destekleme değil, köstekleme, veto etme yetkisi vermişisiniz siz. Tüm dünya açılımlarını, ekonomik açılımları, direkt uçuşları, direkt ticareti, bütün hakları vermişsiniz. Rum yönetimi bu çözüme niye gelsin?. Bir çözüm için masadayız. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.
Bu ispatı yapması gereken biz değiliz artık. Çözümsüzlüğün sebebi Rum tarafıdır. Tüm AB ve dünyanın çözüm için baskı yapması gerekiyor" dedi.
AB'nin yapıcı rol oynaması gerektiğini söyleyen Avcı, " Kıbrıs Türküne açılım sağlayacaksınız. İkili ilişkilerin arttırılması, temsilciliklerin arttırılması, ticari ilişkiler için yolun açılması, bunun yanında eğitimdeki Bolonya sürecinin bir an önce Kıbrıs Türküne açılması gerekiyor. AB'nin bunu göstermesi gerekiyor ki; Kıbrıs Türkü de güvenini yinelesin. Çünkü bu 4 yıllık sürede bir güven kaybı olmuştur" şeklinde konuştu.
" KKTC DEVLET YAPISINI GÜÇLENDİRİYOR"
" Ben göreve geldikten sonra baktım ki AB'ye odaklanmış bir vizyon. AB tabii ki bir hedef, ama dünyada sadece AB ülkeleri yok" diyen Avcı, ülkesinin yaptığı uluslararası açılımları şöyle özetledi:
" Son 2 yılda yaptığımız açılımlar çerçevesinde İslam Konferansı ülkeleriyle çok yakın ilişkiler kurduk. Ve bu bağlamda Kuveyt, Katar, Umman'da yeni temsilcilikler açtık. AB içinde İtalya, Roma'da temsilcilikler açtık. Yeni temsilcilikler de önümüzdeki sürede inşallah yoldadır. 30 yıldır kapalı olan Suriye-KKTC ilişkileri mükemmel hale geldi. Rum yönetiminin bir yılı aşkın süredir durdurma çabaları sonuçsuz kaldı ve kurulan feribot seferi devam ediyor, edecek. KKTC'nin büyümesi, kurumsallaşması ve devlet
yapısının güçlenmesi için de çalışmalarımıza devam ediyoruz."
1,5 aydır boş olan Ankara Büyükelçiliği görevine neden henüz atama yapılmadığı sorusuna ise Avcı, " Esasında büyükelçilik konusunda bütün önergeler hazırlandı, büyükelçi adayları ortaya konuldu. Sayın Cumhurbaşkanı onayıyla o konu sonuçlanacaktır. Bir kriz yok. Bir sürecin çözülmesi gerekiyor, herhalde önümüzdeki günlerde onu da çözeceğiz.
Esasında isimler konusunda sıkıntı olacağını düşünmüyorum, olmaması gerekiyor. İlk kez büyükelçilik makamına Dışişleri Bakanlığı'ndan bir atama yapıldı. Bugüne kadar Dışişleri Bakanlığı dışından atamalar yapılıyordu. Biz bu kurumsal yapıyı oturtmak için ilk kez bakanlığımızın en üst makamında olan sayın büyükelçimizi (Müsteşar Namık Korhan) uygun gördük. Bir tek onay aşaması kaldı, onu da herhalde önümüzdeki günlerde çözeceğiz" yanıtını verdi.
KKTC DIŞİŞLERİ BAKANI TURGAY AVCI
DÖNDÜ SARIIŞIK ANKARA (İHA) - KKTC Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Türk ve Rum yönetimi arasındaki barış görüşmelerine rağmen uzayan çözümsüzlükten rahatsızlığını dile getirerek, "40 yıl daha bu görüşmelere devam edemeyiz. Çözümsüzlüğün sebebi Rum tarafıdır. Tüm AB ve dünyanın çözüm için baskı yapması gerekiyor" dedi.







