Tarabya İngiliz Okulları’nın düzenlediği “Liseden Üniversiteye Geçişte Farklı Bakış Açıları” panelinde konuşan MEB Yükseköğrenim ve Yurtdışı Eğitimler Genel Müdürü Yrd. Doç. Dr. Semih Aktekin, yükseköğretime geçişte üzerinde çalıştıkları yeni sisteme dair bilgiler verdi. Aktekin, “Yükseköğretime geçişte öğrencinin ders dışı uğraşlarını, sanat, spor ve boş zaman etkinliklerini de göz önüne alarak puanlandıracağımız bir sistem düşünüyoruz. Eğitimde bilgiyi önceleyen sistem yerine becerileri de ön plana alan yeni bir sistem kurma peşindeyiz” dedi. Tarabya İngiliz Okulları’nın İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğiyle düzenlediği “Liseden Üniversiteye Geçişte Farklı Bakış Açıları” panelinde Cambridge-CIE ve Harvard’ın da aralarında bulunduğu 28 seçkin dünya üniversitesi, liseden üniversiteye geçişte uyguladıkları eğitim stratejileri, üniversiteye geçiş sistemleri ve üniversitelerin öğrenci seçiminde uyguladıkları kriterleri anlattı.
OECD Eğitim Bölümü yöneticilerinden PISA Direktörü Dr. Andreas Schleicher ve Harvard Üniversitesi’nden Prof. Tony Wagner’in de video konferansla katıldığı panelde, Cambridge Üniversitesi-CIE’den Rhona Armour, Alman Jacobs Üniversitesi’nden Dr. Heiko Walkenhorst, Avustralya Müfredat Değerlendirme ve Raporlama Bölümü yöneticilerinden Dr. Kelvin Gregory ve MEB Yükseköğrenim ve Yurtdışı Eğitimler Genel Müdürü Yrd. Doç. Dr. Semih Aktekin yer aldı.
ÜNİVERSİTEYE GİRİŞTE BÜYÜK YENİLİK
Panelde konuşan MEB Yükseköğrenim ve Yurtdışı Eğitimler Genel Müdürü Yrd. Doç. Dr. Semih Aktekin, 22 farklı ülkeye burslu öğrenci gönderdiklerini ve eğitimde uluslararasılaşmaya büyük önem verdiklerini kaydetti. Aktekin “Dünya insanı yetiştirmek istiyoruz ve ötekini tanımak zorundayız. Ötekini tanıyarak kendimizi daha iyi tanırız. Biz eğitimde sivil kurumların, özel sektörün önünü açıp eğitimin kalitesini artırmaya çalışıyoruz” diyen Aktekin, üniversiteye girişte üzerinde çalıştıkları sisteme dair ilk bilgileri paylaştı. Aktekin, “Yükseköğretime geçişte öğrencinin ders dışı uğraşlarını, sanat, spor ve boş zaman etkinliklerini de göz önüne alarak puanlandıracağımız bir sistem düşünüyoruz. Eğitimde bilgiyi önceleyen sistem yerine becerileri de ön plana alan yeni bir sistem kurma peşindeyiz” dedi.
“GOOGLE’DA A VE B’DEN DAHA DÜŞÜK DERECELİ ÖĞRENCİLER VAR”
Küresel eğitim sektörüne yön veren üç önemli isimden biri olarak kabul edilen Harvard Üniversitesi’nden Prof. Tony Wagner da, geleneksel eğitim ve öğrenci seçme metotlarının değiştiğini, öğrencilerden beklentilerin de farklılaştığını anlattı. Prof. Wagner, “Artık karşılaştırmalı eğitim bir avantaj değil. Dünyanın şu anda beklediği farklı yeterlilikler var. Şimdi referans değil yeterlilik, beceri istiyorlar. Takım çalışması ve entelektüel mütevazılık önemli. Amerika’da biz iyi öğrencileri görüşmelere alıyor, simülasyon yapıyoruz. Takım çalışmasındaki becerilerini gözlemliyoruz. Eğitim sisteminde standart testler, yeteneklerle ilgili hiçbir şey anlatmıyor” diye konuştu. İdeal olarak her öğrencinin kendi yeterliliklerini anlatan dijital bir portföy oluşturması ve burada becerilerini kanıtlamaları gerektiğini söyleyen Prof. Wagner, “Google şimdi sadece A ve B dereceli öğrencileri almıyor. Yeterliliklerini göstermiş daha düşük dereceleri öğrenciler de var” dedi. Prof Wagner, eğitimde yeni beklentiler ve değişen ölçüm sistemlerini; Amerika’da BARD adlı sanat okulunun liseyi bitirme şartı aramadan ve geleneksel bir giriş sınavı da yapmadan öğrencilere 4 makale yazdırdığını ve bu makalenin kendi standartlarını karşılamasının yeterli olduğu örneğiyle anlattı.
Cemil Yıldız







