Baykal konuşmasında, hafta sonu
gerçekleştirilen CHP 32. Olağan Kurultay'da " Genel başkan adayı olarak karşısına çıkmayı denemiş" olanlara teşekkür etti.

Firet Bila'ya ismini gizleyerek röportaj veren AKP'li bakan ile ilgili açıklamalarda bulunan Baykal bu tavrın " AKP'nin yeni pazarlık anlayışı" olduğu görüşünü savundu.

Deniz Baykal, yargıyı, anayasa değişikliği ile engelleme çabalarının çok
daha büyük sıkıntılara yol açacağını belirterek, şöyle konuştu:

" Yeni bir pazarlık anlayışı çıkmaya başladı. 'Acaba biz, şöyle
yaparsak, böyle olur mu falan' gibi bir pazarlıkçı yaklaşım, kendisini
maskeleyen bazı bakanlar tarafından kulaklara fısıldanmaya başlandı.

Tehdit ve şantaj yoluyla kimse yargıyı etkilemeye teşebbüs etmesin.

'Yargı şöyle karar alırsa, böyle olur.' Bunların, hiçbir değeri yoktur.

Tehdit ve şantaj, yargıya işlemeye başlarsa, asıl o zaman Türkiye'ye
felakete sürüklenir. Tehdide ve şantaja hiç kimse tenezzül etmesin.

Anayasa adına hiç kimse de pazarlık yapmaya kalkışmasın."
Anayasa konusunda hiçbir kişinin, makamım, fikrin pazarlık hakkı ve
şansı olmadığını bildiren Baykal, siyasetin, demokrasinin ve hukukun
kurallarının işleyeceğini anlattı. Baykal, " Kimse, bir kriz tehdidiyle
yönlendirme yapmaya kalkışmasın. Türkiye, demokrasi ve hukuk içinde
çözümünü bulacaktır" dedi.

-BAKANLARIN DEĞİŞTİRİLMESİ-

Baykal, " Bazı bakanları değiştiriverelim" denildiğini ifade ederek,
" Elinizi tutan mı var, değiştirin" dedi.

Kendileri için önemli olanın, " Şu bakanın, bu bakanın
değiştirilmesinden önce, bakanları tayin eden zihniyetin
değiştirilmesi" olduğunu söyleyen Baykal, şöyle konuştu:
" O bakan, tabi değişecek. Onun değiştirilmesi kaçınılmaz. Durum ortada.

Ama bunun değiştirilmesi sorunu çözmeye yetmez. Yıllarca niye taşıdın
onu, orada. Niçin göz yumdun işlerin tam bu noktaya gelmesine kadar.

Nasıl devletin okullarında hala cihat çağrıları yapılır. Resmi
öğretmenler tarafından resmi ders saatlerinde gösteriliyor. Nasıl oluyor
bu? 'Ee, canım onu halledeceğim.' Bu aldatmacalarla bir yere
varılmaz. Onu orada tutamazsın artık. Onu orada tutman mümkün değil. Onu
oradan almanı da bir lütuf gibi, bir laiklik güvencesi gibi, bize sunman
mümkün değildir. Sen, o noktalarda ağır bir sorumluluk altındasın.

Laikliğe karşı bütün bu çabalarının arkasında, bu zihniyetin olduğu
açıktır. O zihniyetin sahibi olarak sen, bunun sorumlususun. Onun
hesabını vereceksin. 'Onu, sen oradan aldın' diye, kimse kendisini
güvencede hissetmeyecektir. Sen böylece sorumluluğunu kabul etmiş
olacaksın."