Yaklaşık 15 yıldır yazı yazdığım gazetelerde açıkça ifade ettiğim Meclis'e girdiğimde de bir teklif hazırlayarak parti grubuna verdiğim seçim yasası değişikliğini aynı kelimelerle Sayın Baykal'ın ağzından duyunca tebessüm ederek dinledim. Hiç uygulanmamış sadece CHP'ye ait olduğunu savunduğu önseçimsiz tercihli sistemi 10 yıl önce Milli Gazete'de, geçen 8 yıl içinde Yeni Şafak'ta yazdığım bir teklifti.
Teklifimin özü şuydu. Milletvekili aday sıralamalarında önseçimi kaldırıp tercihli sistemi işletmekti. Her seçim bölgesinde milletvekili sayısının iki katı adayı parti genel merkezleri belirleyecek ve alfabetik sırayla seçim pusulasında parti ambleminin altına yazılacak, seçmen önce partinin altında yuvarlağa evet mührünü basacak sonra da parti ambleminin altındaki adaylardan en fazla altı kişinin önündeki yuvarlağa evet mührünü basacak, en çok tercih alan birinci sıraya onu takip eden ikinci sıraya diğerleri de tercih sayısına göre sıralanacak böylece adayların sırasını doğrudan doğruya seçmen belirleyecek. Sistemde partilerin değerlendirmek istedikleri şahısları doğrudan aday yapabilecekleri yüzde 3'lük bir kontenjan hakkı da var.
Bunu yazmakla yetinmedim 2002 seçimlerinde milletvekili olarak Meclis'e girdiğimde bir yasa değişikliği teklifi ile parti grubuna verdim. Parti teklifimi işleme koydu Adalet Bakanlığı'na teklifimi inceletti ve bana teklifim hakkında uzman raporu gönderildi. Parti grubu bir ara bu teklif genel kurula indirdi ve geri çekti. CHP milletvekili Hasan Fehmi Güneş bey teklifim hakkında bilgi sahibi olmak istediğini söyledi ve benden bir suret istedi ben de verdim. Sayın Baykal'ın tamamıyla bana ait olan bu teklifi benimseyerek sahiplenmesine sevindim. Baykal benim ilk teklifimi aynen almış sadece bir iki değişiklik yapmış. Seçim bölgelerini 6-7 milletvekili ile sınırlandırmış, milletvekili sayısınca tercih yapmayı zorunlu hale getirmiş ve tercihi de kalemle yapmayı önermiş.
Sayın Baykal'ın benim yıllardır savunduğum bu sistemi aynen almış olmasını takdirle karşılıyorum. Ama ben konuyla ilgili mecliste birkaç kez konuşma da yaptım. Her konuda AK Parti'yi sıkıştırmak için kanun teklifleri hazırlayan CHP bu konuda neden hiçbir adım atmadı merak ediyorum. Meclis'te hiçbir adım atmayıp altında 49 AK Parti milletvekilin imzası bulanan bir teklifi kendi özgün görüşüymüş gibi sunması hakkında takdiri siz değerli okurlara bırakıyorum.
Sayın Baykal bu sistemi iktidara geldiğinde uygulayacağını söylüyor. Eğer bu sistemi kanun teklifi olarak Meclis'e sunmazsa Sayın Baykal'ın konuşmasından, milletvekili adaylarını sürekli ben belirleyeceğim anlamı çıkar. CHP iktidara gelmeyeceğine göre bundan sonra da vekilleri kendisi atayacak demektir.
Oysa mevcut seçim yasamızda ön seçim sistemi vardır. Ancak zorunlu değildir. Bu yüzden partiler bütün adayları genel merkez yoklaması usulüyle yani genel başkanın atamasıyla belirliyorlar. (En küçük seçim bölgesinde bile 30 bin 40 bin üyesi olan partiler -büyük illerde bu sayı yüz binleri bulmaktadır- kendi kayıtlı üyelerinin katılımıyla aday sıralaması yapabilir ve parti içi demokrasiyi egemen kılabilirler. Önseçimde adaylar biri birleriyle uğraşır endişesi hep gündeme getirilir. Oysa temayül yoklaması dedikleri uygulama bir nevi önseçimdir ve adaylar yapacaklarını zaten yaparlar. Oysa partiler önseçime katılacak adayları kendileri belirleyeceği için zararlı gördüklerinin müracaatını kabul etmeyerek muhtemel zararlar önlenebilir. Ama temayül yoklaması yaptırıp aday adaylarını yarıştırarak gayri resmi önseçim yapmakta ve korktukları tartışmalar zaten yaşanmaktadır.) Ankara'dan belirlenen adayların seçmene ve teşkilata ihtiyacı olmadığı için seçim bölgesinden ziyade Ankara'yı memnun etmeye çalışıyorlar. Böylece parti tabanının da genel merkezlere karşı güveni sarsılıyor. Tabiî ki siyasete karşı da güven azalıyor. Dolayısıyla da partiler bir türlü kurumsallaşamıyor, demokrasi tabana yayılamıyor.
5 Nisan 2005 tarihinde Meclis genel kurulunda yaptığım konuşmada, mevcut seçim yasası yapılırken AK Parti de CHP de Meclis'te yoktu dolayısıyla bu sistemin aksaklıklarından sorumlu değiller ama eğer gerekli değişiklik yapılmazsa her ikisinin de sorumlu olacağını açıkça söylemiş tutanaklara geçirtmiştim. Ben şahsen milletvekili olarak kanun teklifini hazırlayıp parti grubuna vermiş her iki partiyi de uyararak sorumluluğumun gereğini yerine getirmiştim.
Sayın Baykal'ın tercihli sistemi seslendirmiş olmasını bu yüzden çok ciddiye alamıyorum. Ancak CHP bir adım atar da tercihli sistemi bir teklif olarak meclise sunar ve bunu Türkiye gündemine oturtursa işte o zaman sayın Baykal'ın samimi olduğu ortaya çıkacaktır.
Göreceğiz.
Resul Tosun






