" Ülkesini sahiplenmek, savunmak, haksızlıklar karşısında ülkesinin hakkını dünyaya kabul ettirmekle yükümlü olan bir Dışişleri Bakanı, işini bırakıp, onlar bir söylüyorsa, iki söyleyerek, kendi ülkesine haksızlık yapma yarışı içinde yer alabilir mi?" diye soran Baykal, Türkiye'nin sahipsiz olduğu ve gözden çıkarıldığının ortaya çıktığını savundu.
Böyle bir tabloya alışmadığını ifade eden Baykal, Türkiye'nin bakanlarının, dışarıda Türkiye'ye hakaret etmelerini, saygısızlık yapmalarını içine sindiremediğini belirtti.
Nuri Bilge Ceylan'ın Cannes Film Festivali'nde En İyi Yönetmen Ödülünü alırken, " Yalnız ve güzel ülkem" sözüne işaret eden Baykal, " Anlaşılıyor ki çok doğru söylemiş, öylesine yalnızız ki bakanlar bizzat bizi yalnız bırakmışlar" dedi.
-" VİCDANLARINA GEREKLİ BASKIYI YAP" -
Baykal, Türkiye'deki azınlıkların hak ve özgürlükleri gündeme taşındığında, Türkiye'nin Dışişleri Bakanının da Batı Trakya'daki Müslümanların hak ve özgürlüklerini dile getirmesi gerektiğini söyledi.
" Onlar, hak ve özgürlüklerini kullanabiliyorlar mı, cemaat liderlerini, müftülerini seçebiliyorlar mı, vakıflarını tamir edebiliyorlar mı?" diye soran Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü: " Hiçbirisi yok. Lozan'da sağlanmış olan dengeyi, Türkiye'deki, Yunanistan'daki durumu adaletli şekilde ortaya koy, vicdanlarına sen de gerekli baskıyı yap, Türkiye'yi, Batı Trakya'daki Müslümanları sen de savun. Bu da yok. Batı Trakya'yı da sattın, azınlıklar sözüyle. Şimdi Türkiye'deki Müslümanlara sıra geldi.
Bu değerlendirme ilk kez yapılmıyor, tesadüfi de değil. Eskiden uluslararası temaslarda, kuliste bu sözlerin söylendiğine tanık olurduk, kapalı toplantılarda bunları ifade ederlerdi, o zeminde kalırdı. Şimdi açıkça herkesin gözü önünde ifade ediliyor. Bu görüşü sadece Dışişleri Bakanı söylemiyor, başka AKP'li yetkililerce de söylendi, Başbakan da bu görüşe sahip çıktı."
-" ONLARIN KAFASINDAKİ İSLAMİYET..." -
Baykal, " Türkiye'de İslamiyetin baskı altında" olduğunu söylemek için, hak ve insaf ölçülerin tümüyle ortadan kaldırılması gerektiğini kaydetti.
Türkiye'de yaklaşık 80 bin camide, günde 5 vakit ezan okunduğunu, camilerde ibadetin özgürce yerine getirildiğini, dini bayramların heyecanla, şenlik ve şölen içinde kutlandığını anlatan Baykal, televizyon, radyo ve gazetelerin özgür şekilde dini yayıncılık yaptığını söyledi.
Vatandaşların dini inancını istediği gibi yaşadığını dile getiren Baykal, herkesin, Türkiye'yi, " İslamiyetin en güzel yaşandığı ülke" olarak kabul ettiğini vurguladı.
Baykal, 70 milyonun, Türkiye'de yaşanan İslamiyet ile ilgili şikayeti bulunmadığını belirterek, şöyle konuştu: " Acaba bunu söyleyen kişilerin kafasındaki İslamiyet ile ülkedeki 70 milyonun hiçbir şikayeti olmadan yaşadığı İslamiyet arasında çok büyük fark mı var? Sorun oradan mı kaynaklı? Herkes, Allah'ına, Peygamberine, kitabına en büyük saygıyı gösteriyor. Herkes, sofraya 'Allah'a şükür' diye oturup, 'Yarabbi şükür' diye kalkıyor. Onların kafasında başka İslamiyet mi var? Maalesef Türkiye'de yaşanan İslamiyet ile onların kafasında yaşamasını istediği İslamiyet arasında fark var. Sorun, laiklikle ilgili. Şikayetçi oldukları her konuyu takip edin; iş, laiklik konusuna, yargı kararına, Anayasaya gelir dayanır. O laikliğin, İslamiyetin güzelliği, Türkiye'nin bu noktaya gelişinin güvencesi, demokrasinin teminatı."







