Rauf Denktaş iddialarla ilgili olarak, " Safsata dolu bir şey karşısındayız. Çok ters tepecek bu raporda suç diye bir şey yok. 1998 yılında Serdar (Denktaş) kazanmasın diye ANAP'ın bazı kişilere para ve emir verdiği, Eroğlu'ndan yararlandığı ortaya çıkıyor. Bu seçim öncesinde Soyer'in eline gelmesi haksız bir müdahaledir, mahkeme tarafından kanıtlanmamış bir rapor gönderilmiştir. Özbek'ten ele geçirilen bir daktilo yazması dokümanlardır" dedi.
Raporun KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer'e destek amacıyla gönderildiğini iddia eden Denktaş, " İddianamede Denktaş aleyhine bir şey yoktur. Seçimde muazzam bir zorluk içerisinde olduklarının kanıtıdır, başka bir anlamı yoktur. Bu rapor zannederim Soyer'e destek amaçlı gönderilmiştir. Yargıçlarca da Ergenekon diye bir örgütün varlığı henüz tescil edilmiş değildir. Kim varsa içeri alıyorlar, alındıktan sonra da bir şey bulmak için çalışıyorlar. İlhan Selçuk'u bile bu örgütten sorumlu tuttuktan sonra ben bu iddianamenin ciddiyeti konusunda emin değilim. Olacak şey değil bu, biz iddianamede yokuz, ne benim ne de Eroğlu'nun Ergenekon'la bir alakamız var olacak şey değil. Bu, seçimle ilgili bir taktiktir. Hiçbir şekilde Eroğlu'nu suçlayacak bir şey yoktur. Diğer taraftan benim mağduriyetim de söz konusudur. Kıbrıs milli bir davadır. Bu davaya hizmet eden asker ve sivil kişiler, KKTC vatandaşı yapılmışlardır. Onlar da bu ülkeye gelip gittikleri için Kıbrıs da Ergenekon'a çekilmeye çalışılmaktadır" diye konuştu.
Soyer'den " Ergenekon" açıklaması
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Türkiye'de Ergenekon soruşturması çerçevesinde hazırlanan iddianameyle ilgili ek dokümanların dün bilgisine geldiğini ve bunları okuyunca " dudaklarının uçukladığını" ifade etti. Soyer, 1998 seçimlerinde yaşanan pek çok olayı bilen birisi olarak bunun perde gerisini öğrenmek ve bununla ilgili çeşitli olayları bir de resmi belgeler çerçevesinde öğrenmenin kendisini şok ettiğini söyledi.
Kıbrıs Türk halkının bu topraklardaki en büyük gücünün demokrasisi olduğunu; kendi kendini idare etmesi, yönetmesi, şekillendirmesinin demokrasisinin güçlü olmasıyla mümkün olduğunu belirten Soyer, tüm dünyada Kıbrıs Türk halkının eşitlik davası temelinde şekillendireceği, devletini güçlendireceği temelin de halk iradesi olduğunu kaydetti. Soyer, " Bu belgelerde açık bir şekilde gördüm ki 1998 seçimlerinde dönemin Cumhurbaşkanı -ne kadar politik görüşüm kendinden farklı olsa da- Sayın Rauf Raif Denktaş'ı ekarte etmek için Ulusal Birlik Partisi'ni organize bir şekilde; üstelik maddi menfaatler de tutarak, çeşitli insanlara baskı ve şantaj yaparak öne çıkarmaya çalışan çok organize bir çalışma yapıldı ve bulunan bu belgelerde özellikle dönemin Başbakanı'na yani Sayın Eroğlu'na yazılan raporlar tüylerimi diken diken etti. Bunun için bu iddialar kesinlikle araştırılmayı gerektiren noktalardır. Hele bu rapor ve yazıların içerisinde, Kıbrıs Türk halkına yapılan hakaretleri, 'Kıbrıs Türk halkının parayla kişiliğini satan bir halk olduğu'na dönük tanımlamaları, Kıbrıs Türk halkını aşağılayan ifadeleri ve 'ensesine vur elindeki ekmeği al parayla da iradesini satacak insanlar' yönündeki tanımlamaları tüylerimi diken diken etti. Onun için esas olan nokta bunların araştırılmasıdır" dedi.
Artık kimsenin Kıbrıs Türk halkının iradesine, bu tür hadiseler ve organizasyonlarla ipotek koymayacağını vurgulayan Soyer, " Öyle bir plan, proje ki 1998 seçimlerinde UBP'yi birinci parti olarak göstermek amacıyla anket çalışmalarının ve anketörlerin finanse edilmesinden tutalım, belli bölgelerde, belli örgütlenmelerle -o dönemin koşullarında- 20 milyon dolara yakın para dağıtmalar, şantajlar, isim isim orta yere dökülen tablolar tüyler ürperticidir" şeklinde konuştu.
Soyer, bunları dikkate alarak, " önemli" olarak değerlendirdiği bu iddiaların araştırılması ve soruşturulması için Başbakan olarak Başsavcılık'a gerekli müracaatı yaptığını ve yazıyı yolladığını yineledi.
Başbakan Soyer, 19 Nisan seçimlerinden sonra Meclis'te ilk iş olarak bu iddiaların araştırılması için gerekli adımın atılacağını belirtirken, 1998'de olan bir olayın 2009'da açığa çıktığını dile getirdi ve " 2009 seçimlerinden sonra olacak bitecek olanlar 7-8-9 yıl sonra değil 9 gün sonra meydana çıkacak" dedi. Soyer şöyle konuştu:
" Onun için bu işe tevessül eden herkes, demokrasinin, şeffaflığın bu şekilde geliştiği bir dünyada Kıbrıs Türk halkının gelişen demokrasisi içerisinde artık gizli organizasyonlara teşebbüs etmemelidir. Bu toplum mühendisleri bunu bilmelidir ki Kıbrıs Türk halkı bu noktada kendi iradesini artık kimseye çiğnetmeyecektir."
Soyer, bu belgelerde, " UBP'nin 1998 seçimlerinden birinci parti olarak çıkması ve 2000 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Denktaş'ın ekarte edilmesi için hükümet kurma modelleri, hükümeti sürdürme biçimlerinin" de yer aldığını savunduğu açıklamasında, " Toplum mühendisliği çerçevesinde 'Kıbrıs Türk halkı artık istediğimiz kıvamdadır. İstediğimiz gibi yönlendirebiliriz ve parayla da satılabilecek insanlardır' ibarelerinin yer aldığı düzenlemeler hepimizin onurunu kırmıştır. Demokrasimizi güçlü bir şekilde tutmak için bunun incelenmesi, sonuçlarının orta yere çıkması ve artık bu işlerin gerçekleşmemesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.
MESUT GÜNSEV - LEFKOŞA







