ABD, Radikal İslami Terörle Neden Mücadele Edemiyor!
Washington Post, son birkaç gündür ABD'de 11 Eylül'den sonra oluşturulan, denetimi neredeyse imkânsız ve dev istihbarat ağının perde arkasını gösteren bir rapor yayımlıyor. Post'un yayımladığı rapor, küresel alanda terörle mücadele için geliştirilen yöntemlerin ne kadar etkisiz ve amacı dışında kalabildiğini gözler önüne seriyor.
İŞTE RADİKAL İSLAMCILIKLA MÜCADELEDE EN BAŞARISIZ YÖNTEMLER
Washington Post, son birkaç gündür ABD'de 11 Eylül'den sonra oluşturulan, denetimi neredeyse imkânsız ve dev istihbarat ağının perde arkasını gösteren bir rapor yayımlıyor. Post'un yayımladığı rapor, küresel alanda terörle mücadele için geliştirilen yöntemlerin ne kadar etkisiz ve amacı dışında kalabildiğini gözler önüne seriyor.
Ancak, terör eylemlerinin önüne geçmek konusunda ABD istihbarat ağından çok daha etkisiz yöntemler de mevcut.
Ülke: Yemen
Plan: 11 Eylül saldırılarının ardından hükümetin teröristlere yönelik ilk rehabilitasyon merkezlerinden birini kurduğu Yemen, bir zamanlar militanların topluma yeniden kazandırılması alanında lider ülke kabul ediliyordu. Maalesef, bu amaç için oluşturulan Dinsel Diyalog Komitesi, tam bir felakete dönüşmeyi başardı.
Programın bir parçası olarak, Yemen hapishanelerindeki yüzlerce radikal tutuklu dini danışmanlarla "teolojik diyaloglar" kurdu. Danışmanlar, genel olarak sadece birkaç gün süren prosedür eşliğinde tutukluları şiddetten arınmaya teşvik etti.
BİR HAFTALIK RADİKALLEŞMEDEN SIYRILMA PLANI
Bu sürecin ardından, tutuklular hiçbir destek verilmeden ve takip edilmeksizin topluma salıverildiler. Daha kötüsü, verilen danışmanlık hizmeti tutuklulara Yemen'in bir İslam devleti olduğuna inandırmaya ve ülke içinde saldırı düzenlemekten kendilerini alıkoyacaklarına dair söz verdirmeye odaklandı. Diğer ülkelerde düzenlenen eylemlerin önlenmesi bir öncelik oluşturmuyordu. Şaşırtıcı olmayan şey programın birçok sabıkalıyı salıvermesi oldu. Bazı 'yetenekli mezunlar' Irak'ta ABD güçleriyle girdikleri çatışmada öldürülürken, birçoğundan haber alınamadı.
Yeterli kaynak sağlanamaması ve siyasi kararlılığın gösterilmemesi yüzünden program 2005'te iptal edildi. Terörle mücadele camiasında, Yemen bugün aralarında dünyanın en tehlikeli militanlarının da bulunduğu teröristleri salıvermiş ülke olarak tanınıyor. Bu militanlar arasında ABD doğumlu örgüt lideri Enver El Maliki de bulunuyor. Bu isim, Fort Hood'da 13 kişiyi öldüren Binbaşı Nidal Malik Hasan ve Noel bombacısı Ömerfaruk Abdulmuttalib'i yönlendiren kişi olarak biliniyor.
Ülke: Pakistan
Plan: Uzun yıllardan beri, Pakistan'daki militan gruplar 1997'de yürürlüğe giren bir terörle mücadele yasasının verdiği açıktan yararlanarak göz önünde gizlenebilme şansını elde etti. Bunun için tek yapmaları gereken şey, militan örgütlerin isimlerini değiştirmesi.
Yasaya göre, kurucu liderleri aynı kişi olsa bile, adını değiştiren örgüt yeni bir militan grup olarak değerlendirilecekti. Örneğin, Hindistan karşıtı Laşkar-e Taiba (LET) örgütü 2008'de Mumbai'de düzenlenen saldırılardan sorumlu tutuldu. Bu örgüt, 2002'de Pakistan tarafından yasaklanmıştı. Ancak örgütün birçok lideri Cemaat'ud Dava adı altında eylemlerini devam ettirdi.
Örgüt, 2008 yılında Birleşmiş Milletler (BM) yaptırımlarının hedefi olduğunda, Pakistan hükümeti örgütü tekrar yasakladı. Bu sefer, militanlar Tehreek-e Hurmat-e Rasool ismi altında toplandı. Yakın dönemde ise, militanların Tehreek-e-Tahafuz Qibla Awal adı altında bir araya geldikleri biliniyor.
Yasanın neden olduğu açığı kapamak için, Pakistan hükümeti yasayı 2009'un sonlarında değiştirdi. Değişikliğe göre, yasaklanmış örgütün üyeleri tarafından aynı amaçlar altında kurulan bir başka örgütün de yasaklanması kararı alındı.
Ülkeler: Çeçenistan, Rusya
Plan: 2004 yılında yaşanan Beslan okul katliamının kısa bir süre sonrasında, Çeçenistan bölgesel hükümeti militanları ailelerini hedef alarak cezalandırma yöntemine başvurdu. O yıl içinde, Çeçenistan'ın ayrılıkçı lideri Aslan Meşedov'un sekiz akrabası küçük bir odada altı ay boyunca tutsak edildi. Bu süre içinde dayak yediler ve elektrik verilerek işkenceye maruz kaldılar. Diğer militan liderlerin akrabaları ise ortadan kayboldu.
Daha sonra, yetkililer yeni bir taktik benimsedi: Militanların ailelerine ait evleri yakmak. Bu uygulamaya en başta sadece en üst düzey liderler maruz kalıyordu ancak, İnsan Hakları İzleme Örgütü Haziran 2008 ile Mart 2009 arasında 26 adet ceza gerektiren kundaklama olayının yaşandığını belirtti. Moskova'nın arkasında durduğu Çeçen Devlet Başkanı Ramzan Kadirov, sorumluluğu reddedecek kadar yoldan çıkmamıştı. Kadirov, militanların ailelerini açık bir şekilde uyararak, akrabalarını teslim etmemeleri halinde cezalandırılacaklarını söyledi.
Kadirov'un taktikleri ilgi görmeye başladı. Komşu yerel yönetimlerden Dağıstan'da militanları iade etmeleri talebiyle köyleri yıkımla karşılaşmakla tehdit etti. Ancak Kafkaslar ve Rusya'da ölümcül saldırıların devam etmesi, alınan önlemlerin fazla etkili olmadığını gösteriyor.
Ülkeler: Cezayir, Mısır, Ürdün, Suriye
Plan: Ortadoğu genelinde, kitle tutuklamalar İslami hareketleri bastırmak için tercih edilen popüler bir strateji. Ancak kötü olan şu ki, radikalleri büyük gruplar halinde odalara kilitlemek ideolojilerini yayılmasını önlemiyor. Modern militancı İslam'ın fikir babalarından Seyid Kutb'un 1950'lerde en nüfuzlu eserlerini yazdığı ve El Kaide'nin iki numaralı adamı Eyman el-Zevahiri'nin radikalleştiği Mısır hapishaneleri, bugün beş ile 10 bin arasında politik tutuklu barındırıyor. Bu tutuklular arasında yasaklanan ancak fazla şiddet yanlısı olmayan Müslüman Kardeşler Örgütü ve Mısır İslami Cihat'ı gibi daha militancı örgütlerin üyeleri var.
Olağan şüpheleri içeri tıkmak Ürdün'de de benimsenmiş bir taktik. İnsan hakları grupları bu ülkede tutuklulara yönelik kötü muamelenin çok yaygın olduğunu belirtiyor. Cihatçı grupların Ürdün hapishanelerinde çok geniş ağlar kurdukları, hatta birçok hapishanede eş zamanlı ayaklanmalar çıkardıkları düşünülüyor. Irak'ta El Kaide'nin liderliğine soyunan Ebu Musab El Zerkavi'nin, 1980'lerde geçirdiği hapishane hayatında uyuşturucu kullanan bir suçludan dava adamı bir İslamcı militana döndüğü ileri sürülüyor.
CEZAEVİ MEDRESELERİ
İslami hareketlerin belini kırmak için düzenlenen kitle tutuklamalar Cezayir, Suudi Arabistan ve Suriye gibi ülkelerde de uygulanıyor. Ancak bu uygulamanın başarı seviyesi Ürdün ve Mısır'dan farklı değil.
Yine de bu hapishanelerin hiçbir zaman işe yaramadığı anlamına gelmiyor. Bir zamanlar Mısır hapishane sisteminde ömür boyu hapis yatan, El Kaide'nin ilk sempatizanlarından Seyid İmam El Şerif, bugün eski arkadaşlarını eleştiren kitaplar yayımlıyor.
MİLİTAN İÇİN M'Yİ ÇEVİRİN
Ülke: Almanya
Plan: Almanya'da bugün toplamda 36 bin üyesi olan 29 radikal İslamcı örgüt bulunduğu tahmin ediliyor. Bu rakamlar, Pakistan'daki militan gruplar için üye topladığı belirtilen sözde "Alman-Taliban" örgütünü de içeriyor. Büyüyen bu radikalleşmeyle mücadele etmek için, Almanya'nın yerel istihbarat kurumu Federal Haberalma Teşkilatı bir yöntem buldu. Kurum, bu hafta başında bağlı oldukları örgütlerden çıkış yolu arayan militanlar için bir telefonla destek hattı oluşturacağını açıkladı.
Arapça'da "telefon" anlamına gelen "HATIF" adlı program, radikal İslamcı militanların üye oldukları örgütlerden kurtulup iş ve ev bulmalarını amaçlıyor. Telefon hattında görev alacak personel akıcı bir biçimde Almanca, Arapça ve Türkçe konuşabilecek.
Programla ilgili açıklama yapan İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere, toplumu beklentilerinin yüksek olmaması konusunda uyardı. Bu uyarı muhtemelen haklı bulunmuştur. HATIF, 2000'li yılların başlarında neo-Nazi akımına kapılan gençliği radikallikten kurtarmak için başlatılan bir programı esas alıyor. Her ne kadar telefon hattı geçmişte önemli bir çaba olarak hatırlansa da, ülkede yaşadığı tahmin edilen 33 bin neo-Nazi'den çok azı bu hizmetten faydalandı.
Hürriyet.Com. Tr. Alınmıştır!







