Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Pegasus Havayolları'na ait uçağın kaçırılma girişimine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. 10 Nisan 2007 tarihinde Diyarbakır-İstanbul seferini yapan Pegasus Havayolları'na ait PGT 157 sefer sayılı uçağın kaçırılma girişiminin, can ve mal kaybı yaşanmadan sonuçlandırıldığı belirtilen açıklamada, son dönemde Türkiye'de hava taşıyıcılarına ait hava araçlarının kaçırılma girişimlerinde herhangi bir silah yada patlayıcı maddenin hava alanlarına ve uçağa sokulamamış olmasının memnuniyet verici olduğu bildirildi. Bunun temelinde, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü koordinasyonunda ilgili tüm kurum kuruluş ile yapılan yakın işbirliği sayesinde uygulanan güvenlik tedbirlerinin etkinliğinin yattığı belirtilen açıklama şöyle devam etti:
" Havaalanlarında alınan güvenlik tedbirleri, paralelinde terminal girişlerinde güvenlik kontrollerinin yapılması ve buna ilave olarak son kontrol noktalarında EDS gibi modern cihazlarla yolcular ve yanlarındaki eşyaların tekrar taranarak arındırılması, ciddi olayların önlenmesinde büyük bir faktördür. Vatandaşlarımızın zaman zaman şikayetçi olmalarına da sebep olan bu önlemlerin, uçak kaçırma girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasındaki öneminin göz ardı edilmemesi gereklidir. Ayrıca, havaalanlarımızda yukarıda bahsedilen tedbirlere ilave olarak uçağa yüklenecek bagajların tekrar güvenlik taramasından geçirilmesine olanak sağlayan yüksek teknolojik sistemlerin kullanılması da bu amaca yönelik katkılara önemli destek vermektedir. Diğer önemli bir husus ise, ülkemiz tescilinde bulunan ve yolcu taşımacılığında kullanılan tüm uçakların kokpit kapılarının uluslararası standartlara uygun olarak güçlendirilmiş olması ve tüm uçuş boyunca kilitli tutulmasını öngören mevzuatın uygulamaya sokulmasıdır. Bunlarla birlikte, başta kokpit ve kabin personelinden oluşan uçuş ekibi olmak üzere, hava seyrüsefer hizmetlerini veren hava trafik personeli ile olası bir müdahaleye karşı havaalanlarında hazır bulunan özel harekat timlerinin sivil havacılık güvenliği konusunda ICAO ve ECAC standartlarında düzenlenen eğitimlerden geçirilmesi de, bu tarz olaylara yerinde müdahale edilmesinde önemli yer tutmaktadır."
Kriz olarak adlandırılabilecek bu tür olayların sistemli bir şekilde yönetilmesinin, olumsuzlukların azaltılmasında büyük bir etken olarak ortaya çıktığına dikkat çekilen açıklamada, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından oluşturulan Kriz Merkezi'nin Başbakanlık, Dışişleri Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve ilgili havaalanında kurulan diğer kriz merkezleriyle yakın bir koordinasyon içinde krizi yönettiği, ayrıca basın yayın organları aracılığıyla kamuoyunun sağlıklı bilgilendirilmesi yönünde büyük bir hassasiyet gösterildiği kaydedildi.
Dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye'de de uçak kaçırma eylemleri görüldüğü belirtilen açıklamada, " Ülkemizde uluslararası standartlara uygun bir güvenlik sisteminin kurulduğu ve bu sistemin benzer olaylarla mücadelede etkin bir şekilde işlemesi, yaşanan bu olay sayesinde bir kez daha açıkça ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, ülkemizde yaşanan uçak kaçırma girişimlerinde, gerek havaalanlarımızda alınan güvenlik tedbirlerinin standartları ve taramada kullanılan cihazların teknik özelliklerinin yüksekliği, gerekse de ilgili güvenlik personelinin yeterli eğitimlere sahip olması, olayların istenmeyen boyutlara ulaşmasını önleyerek, her bir olayın münferit seviyede kalmasını sağlamıştır" denildi.
Türkiye'nin uluslararası güvenlik sistemi var.
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Pegasus Havayolları'na ait bir uçağın kaçırılma girişiminin, Türkiye'nin uluslararası standartlara uygun bir güvenlik sistemini kurduğunu ortaya çıkardığını bildirdi.







