Anadolu Sigorta Bakırköy Merka Sigorta, "Sağlık Sigortaları" (05338152013)
Ağrı kesicilerin çoğu durumda yalnızca belirtileri geçici olarak azalttığını belirten uzmanlar, diş ağrısının geçmesinin dişin iyileştiği anlamına gelmediğini söylüyor.
Antibiyotiklerin de diş enfeksiyonunun kaynağını ortadan kaldırmadığını aktaran Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Melike Kentkuran, “Diş kaynaklı enfeksiyonların önemli bir bölümünde asıl problem, enfekte veya nekrotik pulpa dokusunun bulunduğu kök kanal sistemi ya da tedavi edilmesi gereken periodontal dokulardır. Antibiyotik bu kaynağı mekanik olarak ortadan kaldıramaz.” dedi. Tedavisi geciken enfeksiyonların çene kemiğinde kemik kaybına ve apse oluşumuna yol açabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Kentkuran, enfeksiyonun yüz ve boyun dokularına da yayılabileceğini, diş ağrısı yaşayan kişilerin en kısa sürede diş hekimine başvurması gerektiğini vurguladı.
Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Melike Kentkuran, diş ağrısında bilinçsiz ağrı kesici veya antibiyotik kullanımı ile geciken tedavinin çene kemiği ve çevre dokulara etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.
Ağrının geçmesi, dişin iyileştiği anlamına gelmez!
Diş ağrısında kullanılan ağrı kesicilerin, ağrının hissedilmesini ve inflamasyona bağlı yakınmaları azaltabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Melike Kentkuran, “Ancak çoğu durumda ağrıya neden olan asıl problemi ortadan kaldırmaz.” dedi.
Derin çürük, pulpa iltihabı, kök ucu enfeksiyonu veya periodontal enfeksiyon varlığında ağrı kesici kullanılmasının yalnızca belirtilerin geçici olarak kontrol altına alınmasını sağladığını aktaran Dr. Öğr. Üyesi Kentkuran, “Bu nedenle ağrının azalması veya tamamen kaybolması, dişin iyileştiği anlamına gelmez. Özellikle pulpa dokusunun canlılığını kaybettiği bazı durumlarda ağrı kendiliğinden azalabilir; buna rağmen enfeksiyon kök kanalları ve kök çevresindeki dokularda ilerlemeye devam edebilir. Dolayısıyla ağrı kesiciler gerektiğinde semptom kontrolünde kullanılabilir, ancak diş hekimi muayenesinin ve gerekli tedavinin yerine geçmez.” şeklinde konuştu.
Antibiyotik, diş enfeksiyonunun kaynağını ortadan kaldırmaz!
Bir ilacın daha önce sorunsuz kullanılmış olmasının, her durumda güvenli olduğu anlamına gelmediğini hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Kentkuran, “Kişinin mevcut hastalıkları, kullandığı diğer ilaçlar, gebelik durumu, alerjileri, yaşı ve ilacın dozu güvenliği etkileyebilir. Ayrıca ağrı kesicinin uzun süre kullanılması belirtileri maskeleyerek kişinin diş hekimine başvurmasını geciktirebilir.” dedi.
Antibiyotik kullanımı sonrasında ağrı ve şişliğin azalmasının, enfeksiyonun tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmediğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Kentkuran, “Diş kaynaklı enfeksiyonların önemli bir bölümünde asıl problem, enfekte veya nekrotik pulpa dokusunun bulunduğu kök kanal sistemi ya da tedavi edilmesi gereken periodontal dokulardır. Antibiyotik bu kaynağı mekanik olarak ortadan kaldıramaz. Bu nedenle kesin tedavide klinik duruma göre kanal tedavisi, apsenin drenajı, periodontal tedavi veya dişin çekimi gibi enfeksiyon kaynağını ortadan kaldıran işlemler gerekir. Antibiyotik ise özellikle sistemik bulguların veya yayılan enfeksiyonun bulunduğu uygun vakalarda tedaviye yardımcı olarak kullanılır.” ifadelerini kullandı.
Diş enfeksiyonu ilerlediğinde çene kemiğinde erimeye yol açabilir!
Tedavisi geciken bir diş enfeksiyonunun çene kemiğini nasıl etkileyebileceğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Kentkuran, “Derin bir çürük veya travma sonucunda bakteriler dişin pulpasına ulaşabilir. Başlangıçta pulpa dokusunda inflamasyon gelişirken süreç ilerlediğinde pulpa nekrozu (ölümü) meydana gelebilir.” dedi.
Bakteriler ve bakteriyel ürünlerin kök kanal sistemi boyunca ilerleyerek kökün ucundaki açıklıktan çevre dokulara ulaşabileceğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Kentkuran, şunları söyledi:
“Bunun sonucunda kök ucunu çevreleyen periodontal dokularda ve alveol kemiğinde inflamatuvar yanıt gelişir. Süreç ilerlediğinde bölgede kemik erimesi meydana gelebilir. İrin oluşması ve sınırlı bir alanda birikmesi durumunda apikal apse gelişir. Enfeksiyon kemiğin kortikal tabakasını aşarsa çevredeki yumuşak dokulara yayılabilir ve ağız içinde veya yüzde şişlik oluşturabilir.”
Ağız tabanı ve boynu tutan enfeksiyonlar hava yolunu tehdit edebilir!
Çene kemiklerinde görülen bazı odontojenik kistlerin, uzun süre devam eden diş kaynaklı inflamasyonlarla ilişkili olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Kentkuran, “Bunun en bilinen örneği radiküler kisttir. Canlılığını kaybetmiş bir dişin kök ucunda uzun süre devam eden kronik inflamasyon, periodontal ligament bölgesinde bulunan epitel artıklarının çoğalmasını uyarabilir.” dedi.
Zaman içerisinde epitel ile çevrili patolojik bir boşluk gelişerek radiküler kist oluşabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Kentkuran, şöyle devam etti:
“Bu kistler başlangıçta herhangi bir belirti vermeden büyüyebilir ve bazen rutin radyografilerde fark edilir. Büyüdükçe çevredeki kemikte rezorpsiyona, dişlerde yer değiştirmeye veya şişliğe neden olabilir. Ancak her kronik kök ucu enfeksiyonunun kiste dönüşmez.
Tedavi edilmeyen odontojenik enfeksiyonlar çene kemiğinin kortikal sınırlarını aşarak yüz ve boyundaki anatomik boşluklara yayılabilir. Enfeksiyonun hangi bölgeye ilerleyeceği, enfekte dişin konumuna ve köklerin çevredeki kas ve fasya yapılarıyla ilişkisine bağlıdır. Bazı enfeksiyonlar lokal bir şişlikle sınırlı kalırken, bazıları submandibular, sublingual, bukkal veya daha derin boyun boşluklarına yayılabilir. Özellikle ağız tabanını ve boynu tutan enfeksiyonlar hava yolunu tehdit edebileceği için ciddi ve acil durumlar oluşturabilir. Nefes almada veya yutmada güçlük, hızla artan yüz-boyun şişliği, ağız tabanında şişlik, dilin yukarı veya geriye doğru itilmesi, belirgin ağız açma kısıtlılığı, yüksek ateş, halsizlik veya genel durumun kötüleşmesi acil değerlendirme gerektiren belirtilerdir.”
Ağrı kesicinin doğrudan ağrıyan yerin üzerine yerleştirilmesi doğru değil!
Diş ağrısı yaşayan kişinin mümkün olan en kısa sürede diş hekimine başvurması gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Melike Kentkuran, “Randevuya kadar bölgenin temiz tutulması, dişlerin nazikçe fırçalanması ve yiyecek artıklarının uzaklaştırılması yararlı olabilir.” dedi.
Uygun hastalarda, daha önce kendisine önerilmiş ve kullanmasına engel bir sağlık sorunu bulunmayan ağrı kesicilerin önerilen dozlarda kullanılabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Kentkuran, sözlerini şöyle tamamladı:
“Buna karşılık hekime danışmadan antibiyotik başlanmamalı, evde kalan eski antibiyotikler kullanılmamalı ve başkasına reçete edilmiş ilaçlar alınmamalı. Aspirin veya başka bir ağrı kesici tabletin doğrudan ağrıyan dişin ya da diş etinin üzerine yerleştirilmesi de doğru değil. Bu uygulama ağız mukozasında kimyasal hasara neden olabilir. Apse olduğu düşünülen bir bölgeyi evde iğneyle delmeye veya boşaltmaya çalışmak gibi girişimlerden de kesinlikle kaçınılmalı. Diş ağrısının geçici olarak azalması, sorunun ortadan kalktığını göstermez. Ağrının kaynağının belirlenmesi ve nedene yönelik tedavinin yapılması gerekir.”





